Epey oluyor yine bu yastıkları dikeli, hani sarı ponponlular vardı ya onlardan sonra dikmiştim bunları da. Kumaşı İkea’dan aldım. Zaten son zamanlarda en zevk aldığım şey Ikea’da o kocaman masada kumaş kesmek. Sırf o zevk için bile kumaş alınabilir oradan. İşte kendime öyle kocaman bir masa arkamda da o kadar çeşit kumaş istiyorum, sanki ne yapcaksam.
Bu arada gördüğünüz gibi kes – yapıştır – boya işlerine epey bir ara verdim, aslında içim kıpır kıpır, gözler fır dönüyor, değişik birşeyler görsem de yapsam diye. Özledim masanın başında oturup sakin sakin kağıtları kesmeyi de.
Ama iyice anladım, gerçekten kışın çok daha verimli kullanıyorum zamanı, yazın dört duvar arasına kapanıp evde oturmak da gelmiyor insanın içinden. O yüzden listeler yapmaya devam ediyorum şimdi olmadı kışın yaparım diye.
Gelelim konumuza; Bir tek yastıkla odanın havası nasıl da değişiveriyor. Sadece 2-3 saatlik bir uğraş ve çiçek açmış bir koltuk.
Bu yastıkları da yine öncekiler gibi diktim, yani arkası üst üste biniyor, fermuar yok. Sonradan düğme diktim bir de hazır gibi oldu, yani biz sevdik. Bu sefer unutmadım arkasını fotoğraflamayı neyseki. Ama adım adım dikiliş aşamalarını fotoğraflamam çok zor oluyor, çünkü hep akşamları dikiyorum.
Bu arada şu tabaktaki rulolar da ne diye soranlarınız olabilir. Onun da bir hikayesi var.
Geçenlerde bir akşam canımız inanılmaz tatlı istedi ama kalkıp öyle uzun uzadıye uğraşacak halimiz de zamanımızda yoktu. Mutfak sorumlusu benim ya, kardeşim yap işte birşeyler kısa yoldan uydur falan dedi. Sanki yıllardır mutfaktan çıkmıyormuşum gibi. Benim de aklıma milföy hamuru geldi. Hayatımda ikinci kez bakkalı arayıp istedim milföy hamurunu. İlkini sanırım bir 10 yıl önce falan almışızdır ve onunla ne yaptığımızı da hatırlamıyorum bile.
Neyse hamurlar gelene kadar internetten baktım , planım içine Nutella sürüp fırına atmak. Yığınla benzer tarifle karşılaştım. Biraz açıyorlar araya Nutellayı sürüyorlar sonra kalp şeklindeki kalıplarla kesiyorlar. İşte bu çok hoşuma gitti. Hemen koyuldum yapmaya ama ilk önce çok katı, sonra iğrenç bir cıvıklık oldu. Bir de küçük bir püf noktası vardı tarifte.” Alt katı çatalla delin ki çok kabarmasın”. Ama ben kulak asmadım, yok yok kabarsın benimkiler, ben böyle pofidik pofidik istiyorum dedim. Aferin..
Sonra baktım iyice yumuşadı hamur geri kalanları direk rulo yaptım. Attım fırına. Kabardı da kabardı, ne gıcık birşeymiş o milföy… O kalp şeklinde olanların içi dışına çıktı, nutellaları yandı falan. Gerçi biz yine yedik çayın yanında. İşte arada tutuyor böyle inadım, halbuki de biliyorum bu huyumu, ne zaman bir tarife kendi yorumumu katayım desem şişiyorum, yok işte ne yazmışlarsa aynen yap ne diye fantaziye kaçıyorsun…
Bir daha milföy hamuru alır mıyım bilmem, aramıza soğukluk girdi yani. Bunu da buradan duyurayım..
Hepinize fevkuladenin fevkinde bir haftasonu diliyorum efendim…
It is difficult to find nice and different patterned fabrics in Turkey, but I'm hopeful future generations, there are so many talented young people in our Country.
As you see, this our new pillow's fabric is also from Ikea. I sewed it with the same way like here. It was changed our living room's face. I will use them for a while then I'll sew a new one... I'm sure. I'm a pillow addicted: )





