beyaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bugün Bunu Sevdim - Siyah Beyaz



1 | 2 | 3 | 4



Siyah ve beyazı hep sevdim, ee ne de olsa ailecek Beşiktaşlıyız hem de en koyusundan. Ama nedense ev dekorasyonunda kullanmayı şimdiye kadar hiç benimseyememiştim. Gerçi tüm evi siyah beyaz yapma fikrine çok da sıcak bakıyor değilim ama görünce hoşuma gidiyor. Sanırım uzun süre sadece göz tiryakisi olarak takılacağım ben bu kombine…

Bu arada linklere bir göz atmayı ihmal etmeyin, ilk üçü benim zevkle takip ettiğim bloglar…

Aydınlık bir hafta olsun hepimiz için…


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  


I always loved black and white. They are the colors of the football team which is supported by our family: ) But I have never thought to decorate my home only these two colors. For now, I just like to watch and I do not know what happens in the future.

Don't forget to check above links, First 3 are my favorite blogs...


I wish you have a bright week.









Bugün Bunu Sevdim - Beyaz


En son ne zaman bu saatte yatağa gittim hatırlamıyorum ama dün akşam artık bünyem iflas etti ve saat 22:30 itibari ile bilgisayarı kapatıp bu gidişe bir dur demeliyim dedim ve yatağa gittim. Her gece uyumadan önce gözlerime bir krem sıkmak zorundayım yaklaşık 4 yıldır bu böyle, sanırım da ellerim titreyip gözümü tutturamayana  kadar devam edecekJ İşte bu yüzden yatağa yatar yatmaz gözlerimi de ışığı da kapatmıyorum, bir süre öyle dikiyorum gözlerimi bir noktaya bakıyorum. Neler neler düşünüyorum… Mesela  akşam bir ara tül parçalarından keklerin üstüne bir süs yapmayı denedim, dün görmüştüm bir yerde, ama emin olamadım nasıl yapıldığından, içime  de sinmedi yaptığım. Bulamadım sonra bilgisayarı açtığımda da. Ama yattım düşündüm.. düşündüm.. fotoğraflar gözümün önünde şimşek gibi çaktı ve bir ip ucu buldum, yarın sabah bakarım dedim ve kremimi sıkıp kapadım gözlerimi (Ki biraz önce baktım BİNGO! Tamda düşündüğüm yerdeymiş) . Saat maksimum 23:00 olmuştur ya da olmamıştır bile. Sabahda taa 7:30 da kalktım, arada hiç uyanmadım. Bu akşam da eğer becerebilirsem böyle erkenden uyumak istiyorum.  (Şimdi böyle dedim ya akşam 2’den önce uyumam kesin)
Neyse neden böyle bir giriş yaptım emin değilim, aslında renklerden bahsedecektim. Birbiriyle uyumlu, göz yormayan, ahenkle dans eden her rengi severim, diyecektim.  Beyaz mı???  Aaa severim...., pempeler maviler sarılar.... tabi ki severim, ama morun eflatuna kaçmayan her tonunu severim… Severim de severim işte…  İlla seçmem gerekirse  cart kırmızıyı ve yeşili, sonra kahverengini pek hazetmem o kadar…
Bugün beyazı sevdim mesela… Sadece beyaz birşeye bakmak bile insanı nasıl da rahatlatıyor, huzur veriyor ama değil mi?

1 | 2 | 3 | 4

I was very tired yesterday at the office and I went to bed very very early according to usual. I am planning to do also same thing in this night.  I need to rest but when I go to bed I can find always somethings for thinking. For instance I thought some accessories for top of the muffins:)  I am working as enviromental engineer at the office during day and I am working as blogger at the home during all night. This is very exhausting but I love to deal with my blog and with everything which is beatiful:)
 
Anyway I don't know why I am telling this, actually I would like to mention colors... I love all colors especially if they are tuneful with eachother. White, pink, blue and purple... Maybe I don't like only glaring red, green and brown....
Today's color is WHITE... It is soft, peaceful, restful and relaxing... isn't it?




Pin It




Pazartesi Mutluluğu...




Bu beyaz çiçeklerin adını bilmiyorum ama çok seviyorum. Çok narinler.

Benim çiçek almam demek fotoğraflarını çekmekten yorgun düşmem demek.

Çiçeklerdeki ve yiyeceklerdeki renklerin canlılığı ve çeşitliliği beni resmen büyülüyor.


Herkese büyülü bir hafta diliyorum.





I do not know the name of white flowers, but I really like this. Very delicate.

If I buy some flowers. it means that I will get tired of taking pictures of flowers.

Vitality and diversity of flowers and food colors fascinate me officially.

I wish everyone have a magical week.



Bizim Naif Beyaz Vazomuz..





Kaç haftasonudur güneş yüzü görmediğimiz ve evde yapmak istediğimiz şeyler olduğu için hep evdeydik. Bu haftasonu ise evde 5 dakkika oturmadım diyebilirim.
Böyle olunca da nasıl geçtiğini anlamadan bir bakıyorum yine işte masamın başındayım… Neyseki bu hafta 19 Mayıs tatili var. Sadece 4 gün çalışma düşüncesi bile bu pazartesi sendromunu biraz olsun hafifletiyor.
Cumartesi günümü daha önceden planlamamıştım ne güzel oldu. Ama çalışanlar için bir tek haftasonu olduğundan çoğu zaman önceden planlamak gerekiyor maalesef.

Neyse Cumartesi öğlen Pelin- Pembesi bloğunun sahibi Buket ile buluştum. İstanbul’a geldiler, Cuma akşamı konuştuk ve buluştuk. Çok mutlu oldum, yeni girdiğim bu blog aleminden ilk tanıştığım kişi…
Sonra Teyzemin kızı çocukları ile Taksim’deymiş, onlarla gezdim akşamüstüne kadar, oradan eve döndüm bir 5 dakika elimi yüzümü yıkayıp bu sefer 11 yıl önce ayrıldığım eski işyerinden arkadaşlarımla buluştum. Yaklaşık 2-3 saat sonra tekrar görüşmek üzere sözleşip ayrıldık. Oradan Kardeşim ve arkadaşı ile buluştum. Eve geldiğimde baygınlık geçiriyordum. Bünyem alışık değil bu kadar harekete benim….

Aralarda fotoğraflar da çektim tabii. Gerçi daha heryere yanımda götürecek kadar samimi olmadım fotoğraf makinamla, o yüzden yine ev ve bizim mahalleden fotoğraflara bağucam sizi...




Bu vazo üniversite’deyken tanıştığım çok eski bir arkadaşımın hediyesi. Benim üniversiteden 4 çok iyi arkadaşım oldu, burada arkadaşım diye yazmak bile farklı geldi, çünkü kardeşim gibiler. Hepsini çok seviyorum.




Herkese mutlu bir hafta diliyorum…





Renkten Dörtköşe...

Beni bu evin mutfağında bırakın siz gidin....


Camın içindeki "Dünyayı" sevdim...


Siyah deri sandalyemsi koltuğu sevdim..


CD'lerin durduğu rafı, daha doğrusu metal süslemelerini sevdim...


Televizyonu orada hiç sevmedim...


Dolapların mavisini, abajurun kırmızısını, sandalyelerin beyazını... hepsini çok sevdim. 




Mutfağın balkona açılmasını, balkondaki saksıları, duvardaki apliği sevdim...



Yatak odasının canlılığını, ferahlığını, sarı pikesini sevdim...


Ben bu balkonda şu bir fincan kahve içme zevkini SEVDİM...

Kısaca BEN BU EVİ SEVDİM...

Küçük Olsun Benim Olsun

Kahvenin olmasını bekliyorum. Camın önündeki masaya oturdum, sümbüllerim canım içinde, masanın üstü dergiler, renkli kağıtlar, yapıştırıcılar, rengarenk kalemlerle dolu, her an ilham gelip bişeyler yapmaya hazırım yani:) Hava da hafif kararmaya başlamışken keyfime diyecek yok...

Biraz önce kahvenin yanında yemek için elmalı, lable peynirli pötibör topları yaptım, daha doğrusu tarif top şeklindeydi ama ben onları kalp şeklinde hazırladım:)
Çok basit ve acayip lezzetli. Tarifi için buraya bakabilirsiniz.

Neyse kahve olana kadar da sizlerle 37 m2'lik huzurlu bir evi paylaşmak istedim. Çok küçük olmasına rağmen öyle güzel tasarlanmış ki fotoğraflara bakarken içiniz açılıyor,inanılmaz bir ferahlık hissi var. Rustik ahşap zemin, beyaz badanalı duvarlar, yüksek tavanlar, geniş süpürgelikler ve kocaman pencereler...
Ben çok sevdim.

New York'da Bir Çatı Katı

Sanırım yakında sürmenaj olacağım. Kendimi o kadar çok zorluyorum ki.
Son zamanlarda işde fazla yoğun değilim, zaten işler çok yoğun olduğunda bile şimdikinden daha az yoruluyorumdur. Çünkü o zaman sadece tek bir konuya yoğunlaşıyorum ama ya şimdi öyle mi… Boşum yaa ne yapacağımı şaşırıyorum. Internette bloglar arasında gezerken şaşı oldum resmen… 
Her bir blogu tek tek okumak istiyorum, bütün fotoğraflara bakmak isiyorum, her gördüğümü de yapmak istiyorum… Bu ne aç gözlülüktür anlamadım. Yakında sakinlerim umarımJ   
Neyse bu gün New York’da bir çatı katını sizlerle paylaşmak istedim. Çatı katı diyip geçmeyin ama harika bir yer. Doğruyu söylemek gerekirse fotoğraflar harika, bana gel yaşa bu evde deseler bir süre sonra bunalabilirim. 1. neden yukarıda olması, ikincisi de doğal olmaması. Ben karman – çorman, yaşayan evleri seviyorum, her yerden bir şey çıkaçak, anılar, hatırlar, o sıralar ilgilendiğim herşey meydanda olacak sonra , istediğim şeye ulaşması kolay olacak yani…  
Evet… Rebecca Robertson, eşi Marco Pasanella ve oğulları 3 yaşındaki Luca işte bu evde oturuyorlarmış;




Fotoğraflar Martha Stewart'ın sitesinden alınmıştır.

Aslında evin içindeki eşyalar öyle çok pahalı ya da acayip kaliteli gözükmüyor. Yani demek istediğim, bizdeki gibi aman ceviz yemek odası alayım, aman diyeyim benim misafir odası takımım kimselerde olmasın, en pahalı benimki olsun gibi ikirciklenmeler yokJ
Önemli olan tek şey renklerin uyumu… Sarı + lacivert + beyaz… Budur!

Herkese ayaklarını yerden kesecek bir haftasonu diliyorum.

Öptüm
Öptün
Öptü...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...