leylak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
leylak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çiçek gözümün önünde güzel...



 

Çocukluğumun geçtiği apartımanın bahçesinde vardı bir leylak ağacı, Mayıs geldi mi tongur tongur açar, misler gibi kokardı. Duvarda oturduğumuzda ondan gelen koku ile mest olurduk. Dün akşam bu leylaklara bakarken düşündüm, çiçeğe para vermenin neden ülkemizde çokda olağan bir şey olmadığı üstüne…

Biz küçükken bize öğretilen bir şey vardı; çiçek kopartılmaz… Ben bahçeli bir evde büyüdüm, karşımız bomboş bir araziydi, her yanımız çiçekti, ama tek toplayabildiğim çiçek, izin olan garip papatya idi. Dalından bir gül kopartsan aman Allah’ım zinhar, günah, elin kopar… Kulaklarımda büyüklerimin söylediği “kopartma yazık olur, çiçek dalında güzel” sözleri hep…

Oysa şimdi tamamen farklı düşünüyorum.  O leylak ağacından bir iki dal kopartıp kahvaltı soframızı şenlendirmediğimiz için pişmanım…

Çiçek dalında olduğu kadar gözünün önünde olunca da çok güzel hatta daha güzel…


 
I love lilacs so much. When I was a child, there was a little lilac tree on our garden. I remember its wonderful smell still.

These amazing lilacs made me happy yesterday evening and took me to my childhood.




 

Dikkat Dikkat Leylak Sezonu Kapanmıştır...






Leylak sezonu bitti gibi bir şey ama yolumun üstündeki çiçekçide görünce dayanamayıp aldım bu leylakları. Binlerce .. tamam abartmayayım 50 küsür adet fotoğraflarını çektim. Kıyafet değiştirir gibi vazo değiştirdim. Bir salondaki masada, beyaz sehpada, haydi bakalım balkonda derken bir baktım tonla fotoğraf olmuş. Tabi bu kadar çok olunca aralarından seçemiyorum da. Flickr’a yükleyeceğim ama bir türlü karar veremiyorum. O yüzden de bu işler akşamları çok zamanımı alıyor, ama ben hiç şikayetçi değilim. Sabah erken kalkmak zorunda olmasam, gözlerim acımasa sabahlara kadar bu işlerle uğraşabilirim.







Kokulara karşı alerjim var, hayatımda hiç deadorant kullanmadım, parfümü de çok nadir kullanıyorum, tabii keskin kokular olmamak şartı ile. Çiçekleri çok seviyorum ama bazı çiçeklerin kokusu bile beni öyle bir tıkıyor ki sadee uzaktan bakmakla yetiniyorum. Ama leylaklar puding gibi, yumuşacık, gir aralarına yat uyu…

Haftasonuna 1 kala umarım herkes mis gibi bir gün geçirir.


Not; Sanmayın ki leylak fotoğraflarım bunlarla sınırlı, ilerideki günlerde onlar da sahnelerde olacak.


Leylak yiyesim var...






Leylak en sevdiğim çiçeklerden biridir. Büyüdüğüm evin bahçesinde de kocaman bir leylak ağacı vardı, gerçi o zaman bana çok büyük gelirdi, belkide normal standartlardadır, şimdi burada yalancı pozisyonuna da düşmek istemem yani..




İstanbul’da çok fazla rastlamıyorum leylak ağacına derken yine yolumun üstünde bir tane gördüm. Küçücük tomurcuklar çıkmaya başladığından beri de fotoğraflarını çekmeyi istiyordum.
İşte yine geçen gün çiçekleri çok da olgunlaşmadan bu leylakların da fotoğraflarını çektim.






Bir yandan çektim bir yandan kokladım. İnsanın yiyesi geliyor…




Çitlenbik Sokak'ın Mor Salkımları




 



Geçen akşam saat iş çıkışı baktım hava güneşli, heryer cıvıl cıvıl. Hemen eve koştum fotoğraf makinamı aldım ve mahallede çiçeğin böceğin fotoğraflarını çekmeye başladım. Zavallı makinacık biraz hava aldı, hep evde hep evde…
İş ile ev arasında yürüdüğüm yol baharda ve yazın çok güzel oluyor. Hava aydınlık olduğunda parkın içinden geçiyorum, sonra Beşiktaş’in en güzel sokağı, Çitlenbik Sokak’ta yürüyorum. İşte şu anda o sokak Mor salkımlardan geçilmiyor, o kadar güzeller ki.



Daha bir yığın çiçek fotoğrafı çektim. Fotoğraf makinamı o kadar gelişi güzel kullanıyorum ki, bilmeden şakır şakır çekiyorum, şu sıralar epey bir masraf yaptım ama en kısa sürede en azından makinanın nasıl kullanıldığına dair bir kursa gitmek istiyorum.

Çiçek fotoğraflarının devamı gelecek....
yani merak eden varsa söyliyeyim dedim..



 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...