Çocukluğumun geçtiği
apartımanın bahçesinde vardı bir leylak ağacı, Mayıs geldi mi tongur tongur
açar, misler gibi kokardı. Duvarda oturduğumuzda ondan gelen koku ile mest
olurduk. Dün akşam bu leylaklara bakarken düşündüm, çiçeğe para vermenin neden
ülkemizde çokda olağan bir şey olmadığı üstüne…
Biz küçükken bize
öğretilen bir şey vardı; çiçek kopartılmaz… Ben bahçeli bir evde büyüdüm,
karşımız bomboş bir araziydi, her yanımız çiçekti, ama tek toplayabildiğim
çiçek, izin olan garip papatya idi. Dalından bir gül kopartsan aman Allah’ım
zinhar, günah, elin kopar… Kulaklarımda büyüklerimin söylediği “kopartma yazık
olur, çiçek dalında güzel” sözleri hep…
Oysa şimdi tamamen
farklı düşünüyorum. O leylak ağacından
bir iki dal kopartıp kahvaltı soframızı şenlendirmediğimiz için pişmanım…
Çiçek dalında olduğu
kadar gözünün önünde olunca da çok güzel hatta daha güzel…
I love lilacs so
much. When I was a child, there was a little lilac tree on our garden. I
remember its wonderful smell still.
These amazing lilacs
made me happy yesterday evening and took me to my childhood.





