çiçekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çiçekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haftasonu Kartı - Bahçeden Çiçekler



 

Bu yaz Altınoluk’a 3 kez gittik, toplamda bin küsür fotoğraf çekmişimdir her halde. Şu bileğim ve oradan da koluma ve hatta omzuma vuran ağrı yüzünden akşamları o fotoğraflarla haşır neşir olamadım pek, ee tabii sıcaklarda eklenince hiç oturamadım bilgisayar başına.

Dün akşam inat ettim seçtim bu fotoğrafları aceleyle, devamı gelir umarım…

Bizim bahçenin çiçekleri efendim…

 
Hepinize neşe dolu, keyifli, huzurlu, mutlu haberler alacağınız, eğleneceğiniz bir haftasonu diliyorum…

 
 

These flowers are from our garden in Altinoluk. These summer I have been there 3 times and I have about 1000-1500 photos.

But I have arm pain for a long time, because of that I could not prepare them in the evenings.

I was so stubborn yesterday evening and choosed these images for today.

I wish you have a wonderful and enjoyable weekend.



 


 
 



Şu çardak ne keyifli bir bilseniz... Ablamların bahçesinden...


 


 
 

Birazcık fazla olmuş sanki, yükle yükle bitmedi de…

It was a little bit more…
 
 
 
 
 
 

 
 

Baharda Kuşlar Gibi....



Misafir gelecek dedim ama gelen yabancı değil teyzemin kızıydı yani sofrada öyle gani gani şeyler yok, alalade bir sofra. Zaten hazırlarken ve o gelene kadar çiçeklerin fotoğraflarını çekerken o kadar acıkmışım ki sonradan yapılan hiçbir şeyin fotoğraflarını adam gibi çekemedim.

Ben çok şaşırıyorum ve hayretle izliyorum şu yemek bloglarını. Nasıl dayanıyorlar yemeden, nasıl ayarlıyorlar zamanı… Ben hiçbir sofranın son halini fotoğraflayamadım mesela…



Cuma akşamı yemekten sonra işyerinden arkadaşımın verdiği bir tarifi denemeye karar verdim. Gerçi o tarifi uzun zamandır denemek istiyordum ama bir türlü fırsat olmamıştı. Çikolatalı cheese cake…

Tarifte yazanları harfiyen uyguladım… Yok yalan olmasın bir yerde sırayı karıştırdım ama sonuç gerçekten mükemmeldi. Ben kolay kolay yaptıklarımı beğenmem ama bu tarifte ters giden hiçbir şey olmadı. Görüntüsü bile düzgün oldu.
Sabah erkenden uyandım ,yok  heyecandan falan değil, sabah markete gideceğim diye yatsam da erkenden uyanırım işim var ya stres yapmışımdır yani.  



Funda hala uyurken sofrayı hazırlamaya başladım. Uzun bir süre çiçeklerle oyalandım. Cam açık, dışarıda mis gibi bir bahar havası… Çıktım balkondaki çiçekleri suladım. Ohh dedim bahar gibisi yokmuş.. Ve sofrada da bahar havası estireyim istedim.




Gördüğünüz gibi görüntü var ses yok.. Sofrada çiçek mi yediniz diyebilirsinizJ) ve evet bizim kahvaltılıklarımız böyle minicik minicik… Sevmiyorum ben öyle koca koca kaselerde reçeli, zeytini..  bitsin yine koyarım ama artmasın, tabakta asla kalmasın, kalsa bile tekrar aynı tabakla sokmamaya çalışırım dolaba… Ondandır bu evcilik oynuyormuş gibi küçük küçük kaseler…


Neyse işte sonra mutfağa girdim kahvaltılıkları hazırladım, O sırada Funda da uyandı … Dedim gel yeni bir tarif daha deneyelim, ıspanaklı kiş yapalım nasılsa daha zamanımız var. Bu arada kardeşim küçükken annem her hamur açtığında, baklava yaptığında yanında biter o da küçük oklavası ile açmaya çalışır sonra annemi çıldırtırdı, işte o nedenle bizim evin merdane ve oklava sorumlusu kendisi olur.  

Bu tarif de iş arkadaşımdan;  kendisi dört dörtlük bir mutfak erbabıdır, sadece bir Pazar günü yaptığı yemek çeşitleri  ile her pazartesi beni dehşete düşürmeyi başarabilen biri…

Tart hamuru benim korkulu rüyam, en son geçen sene yine bu zamanlar denemiştim tart yapmayı, ilk denememdi ve bir daha yapamam herhalde demiştim. Ürkmüştüm.. O nasıl birşeydi yarabbim ben kalıba bu kadar istikrarlı bir şekilde yapışmış  tart hamuru hayatım boyunca görmedim, umarım da bir daha görmem. Spatula ile kazımıştık, olmamıştı, tiksinçti…



Ama arkadaşım dedi ki; bu tarifin garantisi var, ilk denemede bile tutuyor. Gözümde bir kez daha yüceldi kendisi evet gerçekten ilk denememizdi ve nefis olmuştu.
Kişin pişmesi ile teyzemin kızının kapıdan girmesi aynı anda olduğundan sadece fırından ilk çıkarttığım haliyle çektiğim bir fotoğrafı var. Servis tabağına bile koyamadan güpletikJ 

Ama her iki tarifte özel birer yazıyı hakediyor bence. O yüzden en kısa zamanda her ikisini de tekrar deneyip fotoğraflayıp sizlerle paylaşacağım.


Yalnız bizim misafirlik birazcık farklı tamamlandı, kahvaltımızı ettik, sonra biraz muhabbet , bir iki saat geçti kahve ile cheesecake yendi.  Akşam üstü Teyzemin kızının balkonunda çay keyfi, arada bir film ve akşam onlarda balık.. Ne diyorsunuz bu işe misafirlik bizde başlayıp onlarda tamamlandı yemekten çatlayarak…



We had a guest for breakfast last Saturday. You can see on this post a kind of traditional Turkish breakfast . Actually I could not take complete table.
I am always amazed food blogs which I follow, how can they take photo them  those delicious foods without eating.
 
That day, the weather was sunny and bright, I woke up very early and opened all windows and balcony door. I felt that Spring is here and I wanted to have a colorful, fresh and bright table setting.
I tried to bake two new recipies. One of them was chocolate cheeese cake and other one was Spinach quiche. I have only a few photos of them.
But... I'll try them again and share with you as soon as possible because it was so delicious.



Penceremin Sardunyası




Eskiden sardunyaya karşı çok fazla önyargılıydım. Biçimsiz bir çiçek gibi gelirdi bana.. Kurumuş dallar, sararmış yapraklar… Sonra sonra sevmeye başladım.

Sardunya aşkım Paris’e ilk gittiğimde başladı aslında. Mayıs ayıydı ve her yer kırmızı sardunya doluydu, pencerenin  önünde eğer sardunyan yoksa seni döverler gibi bir durum vardı diyebilirim...
Evlerin balkonunda, penceresinde, cafelerde, dükkanlarda, otellerde… “ayy çok güzel, bayıldım, çoook güzel “ diye diye başım yukarılarda dolanmıştım Paris sokaklarında.

 




Sonra sonra anladım ki sardunya çok sıcak iklimleri sevmiyor. Çünkü Avrupa’da bir çok şehirde sardunyalar o kadar canlı ve güzel ki.  
Türkiye’de özellikle güneye doğru inildikçe sardunyalar çirkinleşiyor ama İstanbul'un havası da müsait sardunya için.

Bizim balkonda sardunya dolu, her sene onları tazeliyoruz. Yetiştirmesi de bakımı da çok kolay. Bu sene havalar çok geç ısındığı için daha balkonumuza yeni çiçekler alamadık ama eskiler güneşi görünce birden çiçek açmaya başladı bile.

 

Bence herkesin evinde sardunyası olmalı...



NOT; O şekerleri de yedik...






Mavi Vazo SEN ÇOK YAŞA!




  

Sonunda özlemle beklediğimiz yaz geldi. Hele sonra 2 gündür evin içinde hafif hafif ürpersek de dışarıları harika. Güneş çok parlak. Sabah güneşli bir havada uyanmak Pazartesi bile olsa zor gelmiyor bana.

Hele gözümü açıp balkona çıktığımda, açan çiçekleri gördüğümde, mavi vazomuzu sevdiğimde hayat pek bi güzel görünüyor gözüme.

Bu arada evde olduğum zamanlarda hele de yeni bir çiçek falan almışsam, elimde devamlı bu zavallı mavi vazocuk ile geziniyorum. Bir balkon masasında, bir salonda, hop yatak odalarında... evin her köşesinde vazonun hatıra fotoğraflarını çekip duruyorum yani:) Bu vazoyu almasaymışız hayatımın bir anlamı olmayacakmış neredeyse:)





 

Herkese cıvıl cıvıl, hareketli, neşeli, huzurlu, sağlıklı.. kısacası fevkuladenin fevkinde bir hafta diliyorum.




İstanbul yolcusu kalmasın

Biraz önce kahvaltıdan kalktık. İstanbul’a doğru yola çıkacağız. Teyzem de bizimle gelecek, çok mutluyum.
Gündüz yolculuklarını çok seviyorum, etrafa baka baka, hayaller kuraraktan. Ayrıca bugün Cumartesi,  1 haftalık izinden sonra hemen ertesi gün iş olmaması da hoşuma gidiyor. Yarın Pazar diye seviniyorum için için… Pazartesiyi düşündükçe tüylerim diken diken oluyor.  Ama biliyorum ki öğlen yemeğine kadar ortama alışmış, sanki hiç izne çıkmamışım gibi hissetmeye başlayacağım.
Hem artık nisan da geldi, işden de aydınlıkta çıkıyoruz. Balkonumuzu çiçeklendirmeye başlıyacağız. Evde değişiklikler yapacağız. Heyecan sardı şimdiden beni.
Baharı çook seviyorum. Kılık - Kıyafet konusu hariç ama… Bu havalarda ne giyeceğimi şaşırıyorum hep, ince giyersin üşürsün, kalın giyersin terlersin. Çorap bile fazla gelir bir anda, ama çıkartsan da olmaz. Kışlıkları kaldıralım artık diye konuşmalara başlarsın ama bir türlü güvenemezsin havaya. Devamlı bir önceki yıllarda bu zamanda havanın nasıl olduğu hatırlanmaya çalışırsın…
 “Geçen yıl 23 Nisanda bir hırkayla dışarıya çıkmıştım”
“aa olur mu ben hatırlıyorum bir keresinde haziranmıydı neydi, annem gelmişti, resmen mont giymiştim onu almaya giderken”
Böyle uzar gider konuşmalar her yıl aynı şey yaşanır bizim evde.
Üniversiteyi kazanıp İstanbul’a geldiğim senenin baharında ilk kez Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçerken Rumeli Hisarı’ndaki Erguvanları gördüğümde hayran kalmıştım İstanbul’un baharına. Kesin kardeşim de görmeli demiştim. O görmeden gördüğüm güzel bir şey bende hep eksik kalıyor, eğer O da görürse tamamlarınıyor, yoksa bir anlamı yok. Tek başıma yarımım.
Baharla ilgili daha bir sürü şey yazabilirim. Ama bana sesleniyorlar, toparlansam iyi olacak.
Bize iyi yolculuklar, evinde olup blog -blog gezenlere de iyi keyifler….



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...