purple etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
purple etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bugün Bunu Sevdim - Delişmenim Eflatunum...


Heyecanla karşıdaki parktaki ağaçların çiçek açmasını bekliyorum. Tüm bloglarda bahar dalı fotoğrafları göre göre çoştum. Bu sabah işe gelirken planımı yaptım, yolumun üstündeki çiçekleri, ağaçları belirledim… Hele bir hava iyice ısınsın, ağaçlar çiçeklensin fotoğraf makinamı alıp geleceğim iş yerine. Zavallım da bir açık havaya çıkmış olsun, nefes alsın hem. Hep ev hep ev bunaldı garibim.
Geçen sene fotoğraf makinasını ilk aldığım zamanlarda sokağımızdaki leylakların fotoğraflarını çekmiştim. Yol boyunca öyle güzel açıyorlar ki mor mor. Sanırım en sevdiğim çiçeklerden biri leylak. Moru da belki bu yüzden çok seviyorum. Morun her tonunu severim fazla eflatuna kaçmadıkça… Tek başına eflatun biraz bayık gelir bana, annemse nefret eder eflatundan. İlk evlendiklerinde babam anneme eflatun desenli bir kumaş almış, annem de aaa ben eflatun hiç sevmem niye aldın bu renk demiş, babam da tabi delikanlı  (annemin dediğiyse; delişmen), sinirlenmiş sobaya atmaya yeltenmiş kumaşı, annem zor kurtarmış elinden. Sonra harika bir elbise dikmiş kendine ve bütün sülale bayılmış… Bir tek o zaman giymiş eflatunu…
Eflatundan başlayıp mora doğru giden degrade renk geçişleri ile beyazı, sarıyı ve yeşili çok yakıştırırım. Bu tonlarda dekore edilmiş bir ev hayalim vardır. Kendimi bildim bileli bunaldıkça Kaş yarımada’da Meis’a bakan bu evi düşünür ince ince döşerim içini.
Neyse işte  madem benim gibi mor’u seven çok, o zaman mor’a devam diyerek aşağıdakileri seçtim bugün için. Her kareyi de çok sevdim ve umarım sizlerde seversiniz.


1 | 2 | 3 | 4


I am waiting blossoming of the trees in the opposite park  with eagerly. All the blogs are full  with photos of spring branch. I want also take photos of spring branchs, I made my plan of coming to work this morning, determined the flowers and trees on my way. After a couple day, I'll come to our office with my camera and when I find a little break , I'll escape for taking photo from my office to the park.
When I bought my camera last year, I had taken photos of lilacs on my way the first time.  There were so beautiful violet lilacs along the way.. I think one of my favorite flowers is lilac . Maybe this is why I love purple. I love all shades of purple.
It looks realy nice white, yellow and green with gradient colors from light purple to purple. My dreams home was decorated in these shades.
Today I chose the above by saying continue to purple. I hope, you like them.





Öğle Arası Mor Çiçek...




Dönem dönem takıntılarım değişiyor, şu sıralar en ufak bir boşluk bulduğumda fotoğraf makinalarını, objektifleri araştırıyorum, onlarla ilgili yazıları okuyorum. Bloglarda verilen ipuçlarını, bilgilendirici yazıları ileride okumak için depoluyorum ve içimde inanılmaz bir fotoğraf çekme isteği var. Haftaiçi bütün gün evde olup gün ışığında önüme ne gelirse fotoğraflamak istiyorum. Bu iş sadece haftasonuna kaldığından bende acayip bir strese neden oluyor. Hava açık olsun istiyorum, evden dışarıya çıkmak istemiyorum ve eğer istediğim gibi fotoğraflar çekemezsem mutsuz ve bir karış suratla dolanıyorum ortalıkta. Vazgeçemiyorum da bırakıp bırakıp elime alıyorum makinayı. Bu sefer istediğim gibi bir kare yakalayacağım diyorum…
Bu çiçekler yine öyle bir haftasonunda fotoğraflandı.


5-6 yıl aynı odayı paylaştığım bir iş arkadaşım vardı, o bana her fırsatta “git istediğin gibi bir fotoğraf makinası al” derdi, bense nedense o zamanlar başka hevesler peşinde olduğumdan hep ertelemiştim. Şimdi nasıl pişmanım onu dinlemediğim için.
Neyse hiçbirşey için geç değildir diyelim ve önümüze bakalım…  




Bu çiçekleri birkaç hafta önce hani o soğuk günler vardı ya işte o zamanlarda almıştım. Gözüm gibi bakıyorum. Soğuk havalarda hep içeride tuttum, ılık suyla suladım. Güzel havalarda bir iki saat dışarıya çıkarttım. Geçen akşam bir dalıkurumuş gibi geldi nasıl üzüldüm. Babamı aradım papatyamız bozuluyor sanki diye. Ben gelene kadar dayanın dediJSanırsın kendisi usta bahçıvan. Sanki gelince ne yapacaksa biz çiçeği şimdi o gelene kadar yaşatmaya çalışıyoruz…


Öğle aramda aceleyle hazırladım bu postu ama şimdi karnım zil çalıyor hemen birşeyler yesem iyi olacak yoksa sinirleniyorum...
NOT: Yine dertlenmek istemiyorum ama bu sıralar gerçekten çok yoğun işyeri, ne maillere ne de yorumlara cevap yazabildim , blogları adam akıllı gezemedim bile. Sakinleşmeyi bekliyorum.. Yani umut ediyorumJ




I am thinking continual about on the nice photo shot in recent days.
When I find a little break at the office, I'm seeking new cameras and  lenses, I read articles about them. I save some posts which given tips about photography to read in the evening at home.
I want to improve myself on this subject but I’m at the office all day during the week and I can deal with my camera only weekends..
This flower photos taken a few weekend ago a cloudy day. I want to have true colors and nice white. I exert effort for this. 
Anyway, I love all flowers and every Friday, I buy a fresh flowers for myself thus I'm happy by looking at them all weekend.

Happy Wednesday...









Dikkat Dikkat Leylak Sezonu Kapanmıştır...






Leylak sezonu bitti gibi bir şey ama yolumun üstündeki çiçekçide görünce dayanamayıp aldım bu leylakları. Binlerce .. tamam abartmayayım 50 küsür adet fotoğraflarını çektim. Kıyafet değiştirir gibi vazo değiştirdim. Bir salondaki masada, beyaz sehpada, haydi bakalım balkonda derken bir baktım tonla fotoğraf olmuş. Tabi bu kadar çok olunca aralarından seçemiyorum da. Flickr’a yükleyeceğim ama bir türlü karar veremiyorum. O yüzden de bu işler akşamları çok zamanımı alıyor, ama ben hiç şikayetçi değilim. Sabah erken kalkmak zorunda olmasam, gözlerim acımasa sabahlara kadar bu işlerle uğraşabilirim.







Kokulara karşı alerjim var, hayatımda hiç deadorant kullanmadım, parfümü de çok nadir kullanıyorum, tabii keskin kokular olmamak şartı ile. Çiçekleri çok seviyorum ama bazı çiçeklerin kokusu bile beni öyle bir tıkıyor ki sadee uzaktan bakmakla yetiniyorum. Ama leylaklar puding gibi, yumuşacık, gir aralarına yat uyu…

Haftasonuna 1 kala umarım herkes mis gibi bir gün geçirir.


Not; Sanmayın ki leylak fotoğraflarım bunlarla sınırlı, ilerideki günlerde onlar da sahnelerde olacak.


Leylak yiyesim var...






Leylak en sevdiğim çiçeklerden biridir. Büyüdüğüm evin bahçesinde de kocaman bir leylak ağacı vardı, gerçi o zaman bana çok büyük gelirdi, belkide normal standartlardadır, şimdi burada yalancı pozisyonuna da düşmek istemem yani..




İstanbul’da çok fazla rastlamıyorum leylak ağacına derken yine yolumun üstünde bir tane gördüm. Küçücük tomurcuklar çıkmaya başladığından beri de fotoğraflarını çekmeyi istiyordum.
İşte yine geçen gün çiçekleri çok da olgunlaşmadan bu leylakların da fotoğraflarını çektim.






Bir yandan çektim bir yandan kokladım. İnsanın yiyesi geliyor…




Çitlenbik Sokak'ın Mor Salkımları




 



Geçen akşam saat iş çıkışı baktım hava güneşli, heryer cıvıl cıvıl. Hemen eve koştum fotoğraf makinamı aldım ve mahallede çiçeğin böceğin fotoğraflarını çekmeye başladım. Zavallı makinacık biraz hava aldı, hep evde hep evde…
İş ile ev arasında yürüdüğüm yol baharda ve yazın çok güzel oluyor. Hava aydınlık olduğunda parkın içinden geçiyorum, sonra Beşiktaş’in en güzel sokağı, Çitlenbik Sokak’ta yürüyorum. İşte şu anda o sokak Mor salkımlardan geçilmiyor, o kadar güzeller ki.



Daha bir yığın çiçek fotoğrafı çektim. Fotoğraf makinamı o kadar gelişi güzel kullanıyorum ki, bilmeden şakır şakır çekiyorum, şu sıralar epey bir masraf yaptım ama en kısa sürede en azından makinanın nasıl kullanıldığına dair bir kursa gitmek istiyorum.

Çiçek fotoğraflarının devamı gelecek....
yani merak eden varsa söyliyeyim dedim..



 


Çok çalıştık çok...



Evdeki bahar değişikliği için bu haftasonu da evde epey bir çalıştık;

-Arka odadaki şifonyerin üstü beyaza boyandı; Şifonyer büyük olduğu için odadan çıkartamadık. Odanın içinde spreyle boyayınca da her yer toz duman oldu. Bütün evi temizledik, o odanın perdesini yıkadık.

-Balkondaki çilek sandıkları boyandı; aslında sandıkları açık – uçuk renklere boyayacaktık ama kısmet işte, canım kardeşim böyle uygun görmüş.

- Posterler seçildi; Evde olan ya da Ikea’dan aldığımız tabloların içine elimizdeki benim yaptığım çizimlerden ya da kardeşimle beraber yaptığımız kes-yapıştır tarzı basit posterlerden bazılarını denedik ve seçtik.

- Perde işi halledildi; Salondaki perdeleri daha açık tonları ile değiştirmeye karar vermiştik. Cumartesi akşamı saat 24:00’de perdeyi kestik – biçtik. Bakalım asınca nasıl olacak.

-Bunca işin arasında da habire yedik.

ETSY’den sipariş ettiğimiz posterler hala gelmedi. Onlar da gelince bir tek koltuğu kaplayacağız, birde çakıl  taşlarını boyayacağız o kadar.
Sanırım önümüzdeki haftasonu hepsi tamam olacak.





Haftasonu sadece markete gitmek için evden çıktım. Aşağıdaki fesleğeni de Migros'tan saksısı ile birlikte 1.9 Tl’ye aldım, ama saksısı hiç hoş değildi. Bizde sandıklardan artan boyaları karıştırıp bu renge boyadık. Şimdi seviyoruz…

Diğer fotoğrafları da sizlerle paylaşacağım ama dün akşam yine hepsini bilgisayara aktaracak ve düzenleyecek enerjiyi kendimde bulamadım:)


Herkese cıvıl cıvıl bir hafta diliyorum...




İhtişamlı "Mor"

Çoğu zaman kasvetli gelse de mor rengi seviyorum, özellikle canlı mavi ve sarı ile birlikte.
Bence mor ihtişamın, gizem ve cazibenin rengi.

Nicole Kidman’a da her renk  gibi bu renk de çok yakışmış.










Kaynak için fotoğraflara bir TIK
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...