kırmızı çiçekler. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırmızı çiçekler. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir mühendisten hayat dersi ve evet çiçekler de var.




Bu haftasonu Cuma akşamı eve bir  girdim taa bu sabah çıktım, bıraksalar bir hafta hiç dışarıya çıkmadan evde kalabilirdim.  
Cuma iş çıkışı markete gittim birkaç parça bir şey alacağım derken elim kolum doldu. Marketle bizim ev arasında da hiçbir vasıta yok, yani taksiye bineyim desen, iş çıkışı hayatta seni 2 dakkaikalık yere götürecek boş bir taksi bulamazsın. Zaten taksiye binmek için epey bir mesafe yürürmek gerek, hadi bindin, Cuma trafiğinde 2 dakikalık yolu yarım saatte gidip bir de surat çekmek var. Neticede yürümeye başladım. Zaten benim boyum yıllarca hep böyle ağır yükler taşımaktan uzayamadıL


Hadi elinde o kadar yük var, çiçek de almayıver değil mi?? Yoook bir de kolumun altına şu gördüğünüz çiçekleri sıkıştırdım, ağlaya ağlaya yokuşları tırmanmaya başladım. Bir ara duruyorum, kardeşimi arasam, gel ben yolda kaldım taşıyamıyorum desem.. ama şimdi o arabayla geliyordur, bu yola giremez, sonra arabayı park et, aşağıya in, gel bana yardım et… Ohoooo ..” yürü sen elbet varacaksın eve, ağır yük taşıyamayıp ölen yoktur hem…. Unutulacak tüm bu acılar” diyorum..


Neticede şimdi buraya yazmasam unutmuştum. Ama işte o eziyetin karşılığında Pazar günü habire çiçek fotoğrafı çekip mest oldum.
Kışı seviyorum artık dedim yaa bir de , kabullenince iyice keyif almaya başladım. Salonun her yanında mumlar yaktım.. Sonra çiçeklere baktım baktım mutlu oldum..
Sonuç;  oturduğun yerden hadi ben mutlu olayım demekle mutlu olunmuyor, tabii bu kadar eziyet çekmeye de gerek yoktur belki J
Ben çok zorlandığım zamanlarda hep böyle düşünüyorum. Şimdi çok sıkılıyorum yaa kesin sonrasında mutlu olacağım.

Yok öyle ben kılımı kıpırdatmıyayım, eziyet çekmiyeyim, üzülmiyeyim, dertlenmiyeyim… Bunlar ne kadar az olursa mutluluğun dozajı da o kadar az oluyor. Öyle tatsız tuzsuz, anlamsız, amaçsız bir hayat…
Aynen şöyle;

Konuya bir mühendis edası ile yaklaştımJ

Hepinize mutlu bir hafta diliyorum…




I was at home from last Friday evening until this morning. I could stay there at least one more week. It was so delighting.
I went to supermarket after the work last Friday and my plan was to buy a few things but I could not stop myself and  I bought a lot of necessary - unnecessary things...  It was very difficult to carry them.
It is not possible to find a taxi on Friday traffic, I started to walk but when I saw these orange flowers on my way, I could not pass there without buying them. They looked so cheerful.
Anyway; by putting them under my arm I continued my way.
Our home way has very uphill road.I thought that I could not go anywhere with such a heavy goods but now I don't remember anything:)
I took a lot of photos of these flowers on Sunday and I was so happy. I think, being happy is not easy.
I wish you have a happy week...








Yorgunluk-Mim-Çiçek Üstüne



Sanırım ben haftaiçi ofiste daha az yoruluyorum. Haftasonları mutlaka canımız çıkıyor. Şu anda parmaklarım böyle kasılmış durumda, şişmiş…
Geçen hafta kardeşim hani şu kocaman çakmaklar oluyor yaa, içeri renkli gazlı, işte onu mutfakta elinden düşürdü, ben doğalgaz patlaması oldu sandım, iyiki yüzüne falan gelmedi ama duvar masmavi oldu, heryer gaz koktu. Birkaç kişiden daha duydum o çakmakların ne kadar tehlikeli olduğunu, buradan bir de ben uyarmak istedim, hele ki çocuklu evler için çok tehlikeli, hemen atın gitsin.




Neyse işte mavi duvarlı bir mutfakla ancak 2-3 gün yaşayabildik. Cuma akşamı iş çıkışı boya almaya gittim ama zor taşıdım küçücük boyayı eve kadar, planımız Cuma akşamı bir ara boyamaya başlamaktı. Ne de olsa biz eski boyacılardandık… Ama nerdeeee, eskiden gecenin bir yarısı kalkar tüm evi boyardık, sonra delicesine temizlikler… Şimdi Cuma akşamları kolumu kaldıracak halim olmuyor.
Neyse o sırada genç kuzenimizden telefon geldi de bizde evi ve boyaları öylece bırakıp kaçtık, Galata’ya gittik…
Ama Cumartesi sabahı işe koyulduk, alt tarafı bir mutfak, bunun için boyacı çağırmaya ne gerek var falan diyorduk ama varmış… Bütün gün uğraştık.. resmen ağlaya ağlaya temizlik yaptık sonra… Akşam 10 falandı sanırım oturduğumuzda…

Ama şimdi düşünüyorum da temizlik gibisi yok.. Miss gibi oldu evimiz..



Bu arada Muhabbetsoftası beni mimlemiş. Cevapla yoksa sınıfta kalırsın demiş bir de… Eee okuldan nefret eden ama öğrenci olmanın verdiği sorumlulu çok iyi bilen biri olarak buna kayıtsız kalamadım.
Tabii mim konusu onun gibi becerikli biri  için kolay. Benim içinse bir buhran..  Adaya düşersem mi, yangın çıktığında ya da.. yok yokk Ay’a gidersem galiba.. yanımda götüreceğim 4 tarif, hemde mümkünse fotoğraflı demişJ) Ana yemeği salata olan biri için ne imkansız bir şey bu böyle..






Ama düşündüm biraz en azından tarif veremesemde yanımda olmasını istediğim 3 yemek ne olabilir diye;

1- Ciğer Sote (Annemin yaptığı tarzda ama, tavada… yeşil biber, soğan ve domates, üstüne bol maydanoz ile. Yanında fırından yeni çıkmış çıtır ekmek olacak bir de ..Bu kombinasyon ile 1 ekmek yemiştim bir keresinde )
2- Pırasa ( Zeytin yağlı, limonlu )
3- Zeytinyağlı biber dolması (Ucuza kaçılmayacak ama , kuş üzümlü, fıstıklı olacak)
4- Kabak tatlısı (Tatlısız yaşamam beklenemez herhalde oralarda)

Evet Reyyan sayesinde en çok sevdiğim 4 yemeği de sıralamış oldum. Ki bu benim gibi hiç yemek seçmeyen, lezzetli herşeyi yiyen ve kararsız biri için çok zordu…

Şimdi benim de birilerini mimlemem gerekiyor sanırım. Ama kim ilk 4 tarifini paylaşmak istiyorsa paylaşıversin bence….



Bu arada fotoğraflar yine Altınoluk’daki bahçeden. Şu sarı çiçeğin sinameki olduğunu biliyor muydunuz? Ben ilk kez gördüm, tüm yaz açıyor, bir tek çiçekleri yerlere çok dökülüyor, yani balkonlar için falan değil ama bahçelerde harika oluyor.

Hepinize güzel bir hafta diliyorum…




Actually I am very tired at this moment. I think, I'm working much more weekends at home.
This weekend We painted the our kitchen walls and did other household chores.

These flowers are from our garden in Altinoluk. And I talked about a mime in this post. I shared my favorite recipes.

(I am so sorry, I could not write all my post english version. I am at the office and now I have to attend a meeting.. )





Mavi Vazo - Pembe Çiçek...





Uzun zamandır mavi vazo fotoğrafı paylaşmadım sizlerle. Bu çiçekler kardeşimin doğum gününde arkadaşlarının aldığı çiçeklerden arta kalanlardı. İsimlerini yine unuttum ama çok seviyorum bu çiçekleri, en kötü yanları hemen bozulmaları. Renkleri, tel tel incecik yaprakları… o kadar naif ki…
Doğadaki renk çeşitliliği, canlılığı büyüleyici… Tek bir dal çiçeğe  hayran olmamak imkansız.



Şimdi şunlara hayran hayran bakalım, benim biraz çalışmam gerekiyor ne yazık ki işler hareketlenmeye başladı…
Bu post “Merhaba ben buradayım, bunlar da çiçek”  manasında bir şey yani:)

Hepinize  miss gibi bir hafta diliyorum.



Bu arada herkeslerde bir okul telaşıdır gidiyor, dün kardeşimle birşeyleri planlıyoruz; “şu okullar hele bir açılsında ondan sonra” gibi bir laf ettim...:) Kardeşim de boş boş baktı yüzüme, sonradan anladım… banane okullardan.. ohhhh..


I have not shared blue vase photos with you for a long time. These flowers from my sister's birthday, her friends had given them to her.
I  forgot again the names of the flowers, but I really like them.
the worst aspects of distortion immediately. Colors, wire thin wire that leaves ... so naive ...

Diversity of colors in nature, the viability is fascinating ... impossible not to admire the flowers.

Now let's look at these beauties. unfortunately I have to work:(
The meaning of this post; "Hello, I am here, these are the flowers.

 I wish all of you to a fragrant week.

In the meantime, everyone is in a rush to about school. I am really happy that we don't have like this annoying thing anymore. oohhh..



Beklemedeyim.. Tamam...







Bazen bilgisayar ekranının başında dehşete düşüyorum.. O kadar güzel, inanılmaz şeylerle karşılaşıyorum ki.
Bazen de içim sıkılıyor...
Güzellikler karşısında yapacak hiç bir şeyim yok. Şimdi mesela bu çiçeklere, bu renklere bakarız bakarız, ayy çok güzeller deriz, eee sonra... Yesen yenmiyor da...
Renkler, onların birbiri ile uyumu hayatın anlamı... Her duygunun bir rengi var.. Bu gördükleriniz tek kelimeyle mutluluğu anlatıyor...
En basit bir şey bile rengi ile başımızı döndürebiliyor. Mumluklara bakın... Dümdüz camken pazarda görsek başımızı çevirip bakmayız bile. Ama birazcık renk onları nasıl da sevilesi yapmış.





Kaynak ; Armasdesign


Çiçeklerin arkasındaki tablo Michelle Armas'a ait. Renkleri o kadar güzel kullanıyor ki eserlerine hayran olmamak imkansız. Ressam olsaydım onun eserlerine benzer şeyler yapmak isterdim...
İnşallah emekliliğimde hayalimdeki gibi bir yerde yaşarsam, sabahtan akşama rengarenk boyaların içinde kaybolmak istiyorum. Beni takip edin çok ünlü olmayı planlıyorum:) Elbet bir gün içimdekileri dışa vuracağım.. şu anda sadece beklemedeyim o kadar... (bu da züğürt tesellisi oluyor sanırım...)

Kısacası bu güzellikler karşısında tek yapabileceğimiz onları görebildiğimiz ve hissettirdikleri için şükretmek... Gözlerimi çok seviyorum...

Herkese rengarenk bir hafta diliyorum...





Sometimes I am terrified opposite of the computer screen. I am seeing a lot of incredible, beautiful things... But Sometimes I feel desperate... I can not do anything in the view of beauty.
These flowers, for example...
We can look at these lovely colors and we can say only what a nice thing.. that's all.
We can not eat them ....

Colours and their harmony with each other I think ; the meaning of life ...
Every emotion has a color. These images explains the happiness in one word ...
Even the most simple thing with the colors can be unique. For example these simple candle holders, how the colors made them lovely.

The painting of the behind the flowers is belong to Michelle Armas. Colors are so beautiful. It is not possible not to admire her works.

If I were a painter. I'd like to do something similar to the works of her.
I hope when I will be retired, if I can live my dream place, that time I will play with colors from the morning to night. I want to get lost in colors. Follow me, one day I can be very famous. Now I am just waiting:) (I think, This is a consolation for the impecunious )

In short, in the face of this beauty, we can be thankful... I love my eyes ...

Happy colorful week....



Penceremin Sardunyası




Eskiden sardunyaya karşı çok fazla önyargılıydım. Biçimsiz bir çiçek gibi gelirdi bana.. Kurumuş dallar, sararmış yapraklar… Sonra sonra sevmeye başladım.

Sardunya aşkım Paris’e ilk gittiğimde başladı aslında. Mayıs ayıydı ve her yer kırmızı sardunya doluydu, pencerenin  önünde eğer sardunyan yoksa seni döverler gibi bir durum vardı diyebilirim...
Evlerin balkonunda, penceresinde, cafelerde, dükkanlarda, otellerde… “ayy çok güzel, bayıldım, çoook güzel “ diye diye başım yukarılarda dolanmıştım Paris sokaklarında.

 




Sonra sonra anladım ki sardunya çok sıcak iklimleri sevmiyor. Çünkü Avrupa’da bir çok şehirde sardunyalar o kadar canlı ve güzel ki.  
Türkiye’de özellikle güneye doğru inildikçe sardunyalar çirkinleşiyor ama İstanbul'un havası da müsait sardunya için.

Bizim balkonda sardunya dolu, her sene onları tazeliyoruz. Yetiştirmesi de bakımı da çok kolay. Bu sene havalar çok geç ısındığı için daha balkonumuza yeni çiçekler alamadık ama eskiler güneşi görünce birden çiçek açmaya başladı bile.

 

Bence herkesin evinde sardunyası olmalı...



NOT; O şekerleri de yedik...






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...