bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haftasonu Kartı ve Craft Cafe Projem / Weekend Card and My Craft Cafe Project





Yine dert yanmayacağım korkmayın. Kabullenme moduna geçtim ben: ) Demek ki bu dönem de böyle geçecek, demek ki her şeye yetişmek mümkün olmuyormuş, demek ki teknoloji ilerledikçe günler kısalıyormuş…

Geçen haftalarda Craft Cafe için hazırlamıştım bu basit projeyi, belki Sevgili Claire’nin bloğunda görmüşsünüzdür ama görmeyenler, görmek isteyenler, ay bu da neymiş diyenler olursa diye burada da paylaşayım istedim.


Bir araba sopa yemiş gibiyim, tamam bunda hiç alışık olmayan bünyemin sporla tanışmasının büyük etkisi var ama bunun yanında son zamanlarda kafamın içi o kadar dolu ki, beyinsel yorgunluk yaşıyorum ve bir türlü sakinleyemiyorum. Devamlı yapmam gereken işleri sıralayıp duruyorum kafamın içinde, ıvır zıvır yığınla şey… 
Sanırım benim iyi bir tatile ihtiyacım var! Ben bu konuyu birazcık düşüneyim…

Haftasonunuz sevgi dolu, huzur içinde geçsin…



Yes, I have been accepted anymore, I don't have enough time to do everything I want and how time flies especially with technology...

This is a temporary  period, and I believe that I will find my balance: ) ( I hope)

I would like to share with you one of my Craft Cafe projects which was published for a while ago on dear Claire's blog which called hearthandmadeUk.  I was also very late to announce it:(

It is a quite easy and known project and if you want to see details you should visit here...


I'm wishing you have a cosy and peaceful weekend.








Bu Haftanın Rengi SARI - Yellow Inspiration




Geçen hafta detaylı bir şekilde anlatmıştım Tchibo Türkiye’nin neşeli instagram yarışmasını. Hani instagramda @tchiboturkiye’yi takibe alıp her haftanın renginin baskın olduğu fotoğraflarınızı, rengin hashtag’i ile paylaşıyorsunuz ve haftanın birincisi Cafissimo Kahve makinası kazanıyor. Geçen haftanın rengi kırmızıydı, bu hafta ise gözler hep sarıyı arayacak.


Sarıyı seviyordum ama bu fotoğrafları çekerken anladım ki tahminimden daha çok seviyormuşum. Sarı annemin rengi diye hep söylüyorum ya, sanki ona zimmetliymiş bu renk, başkası sevemezmiş gibi uzak durduğumu hissettim sarıdan. Oysa ne cıvıl cıvıl, ne neşeli bir renk.


Bu, tek renk oblejeri toplama işi benim çok ama çok hoşuma gitti, fotoğraf çekimiyle ilgili bir çok şey öğretmesinin yanında, evin içinde seçtiğiniz renk objeleri bulmak için dört dönüyorsunuz ve pek de dikkatinizi çekmeyen bir eşyanın aslında o kadar da silik olmadığını, rengiyle önem kazandığını, sevilesi olduğunu anlıyıveriyorsunuz… Tamam ev epey bir dağılıyor, sonra topladığınız ıvır zıvırı tek tek yerlerine yerleştirmek tam bir işkence haline geliyor ama olsun değer…

Umarım haftanız enerji dolu, cıvıl cıvıl geçer…




I have mentioned a competition organized by Tchibo Turkey. Unfortunately it is only valid in Turkey.
Last week color was red and this week, we will find yellow object inside the life...

Up to this time, I had not thought much about of yellow color. But when taking pictures,I realized that I really love the yellow color. It is so cheerful, bright and warm...

I loved so much working on only one color... It helped me learning new things about colors and how work together with them.

Here is my yellow colors...


I wish you have a bright, cheerful and wonderful week...







Neredeyse Bahar - Almost Spring...





Hava bugün o kadar güzel ki dışarıda, öğle yemeğinden sonra tekrar ofise dönmemek için kafamın içinde binbir bahane düşündüm ama yok bulamadım ve tırıs tırıs döndüm işlerin başına.

Oturduğum yerden Barbaros Bulvarı’nı ve parkı görüyorum. Burası bence İstanbul’un en güzel caddesi. Öğleden sonra okuldan çıkan öğrencilerin bu yokuştan inişlerini izlemek o kadar zevkli ki.

Bizi hatırlıyorum. Yıldız Üniversitesi bu yokuşun tepesinde, okuldan çıkar hoplaya zıplaya Beşiktaş’a inerdik . İçimiz kıpır kıpır, siyasetten bi haber, kaygısız, parasız ama mutlu…  


Yaklaşık 13 yıldır aynı manzaraya bakıyorum. Parktaki ağaçların her mevsim yaşadıkları değişime an ve an tanıklık ediyorum.  Şimdi hala dallar kuru ama biliyorum ki birkaç haftaya bir bakmışım küçücük şirin yeşil yaprakcıklar çıkıvermiş…  Her sabah camdan dışarıya bakıp “İşte tabiat uyanıyor” demeden geçemeyeceğim günler geliyor yani: )



Şu son bir iki aydır hem havanın hem de ülkedeki genel ortamın çok iç karartıcı olmasından mıdır nedir bilmem, bu sene baharı dört gözle bekliyorum ben. Doyasıya yaşamak istiyorum, yürüyüşler yapmak, güne güneşli, pırıl pırıl bir hava ile başlamak, umutlanmak istiyorum… Herşey çok güzel olacak demek istiyorum yani…

ee hadi inşallah…


Bu arada şu üzerinde gülümse yazan kalbimi beğendiniz mi?? Pek şirin.

Sevgili Heather’ın Etsy’deki dükkanından almıştım bir süre önce siz de isterseniz buraya bakabilirsiniz.

Gülelim, Gülümseyelim kızlar!


Almost Spring! I want to be outside, to take long walks, to enjoy the beautiful weather, you want to feel so deeply this spring...
I tried to find an excuse for not coming back to work after the lunch today but I couldn't and I'm still at work: )
But my view is wonderful. I can see a lovely park from my room at work. Every afternoon, I'm watching cheerful students and it reminds me of my own discipleship years. We used to pass through from this park, cheerful and happy after school in a way…

Actually I'm very lucky, I can testify to changes in the nature... Now all branches of the trees are dry, but I know, within a very short time, will begin to blossom and turning green. What a big happiness...
I hope,  I can shoot more sweet flower photos in this spring…


And, did you love my fabric heart tag?  It is so cute isn't it? I had bought it from lovely Heather Etsy Shop a few month ago. If you also want to look at, please click here.


Lots of love…












Gatherings Magazin ile Bahar Havası - Spring Air with Gatherings Magazine






Her ne kadar dışarıdaki hava karanlık ve soğuk olsa da biz hafiften bahar havasına girdik sanki… Güzelim bahar dallarını gördükçe insanın içi coşuyor. Nereye baksan bir uyanma, bir canlılık, bir kıpır kıpırlık…
Dergilerin bahar sayıları da yavaş yavaş çıkmaya başladı.

Bunlardan biri de “Gatherings Magazine”. Daha önce benim de ilk sayısına dahil olduğum harika bir dergi. Çoğunuz zaten intagramdan ya da bloglarından bu derginin editörü sevgili Heather’ı ve diğer katılımcıları takip ediyorsunuz.  Maaike, Annetta BosakovaTrishaBrinkClarice Fox-Hughes, Cristina Colli, Ingrid Henningsson, Ginny Donovan ve diğerleri… Yine harika bir iş çıkartmışlar ortaya, ben çok sevdim.

Eğer ben de istiyorum derseniz işte web sitesi burada, hatta Sevgili Heather sizler için %10’luk bir indirim bile verdi, “BLOGFRIEND” yazıyorsunuz, indiriminizi alıyorsunuz, sonra kahve eşliğinde keyifle sayfaları çeviriyorsunuz, hiç ummadığınız bir anda bir fotoğraftan ilham alıp çoşuyorsunuz… Yok bana genelde böyle oluyor da ondan dedim… Sakin sakin dergiye bakarken birden hop kalkıyorum, kesip biçmeye başlıyorum, bazen esinlendiğim şey ile ortaya çıkan arasında hiçbir benzerlik ya da ilişki olmuyor ama olsun,  zaten önemli olan o fişeğin ateşlenmesi değil mi??

Haftanız harika geçsin, keyfiniz bol olsun…


Although it was dark and cold outside, we have started to feel the spring air...
When seeing the beautiful spring blossoms, impossible not to feel the awakening of nature and vitality... And also many magazines has announced their Spring issues, one of them is Gatherings Magazine

You already know this amazing magazine, I had participated in the first edition of this magazine as a guest contributor and its editor, dear Heather, MaaikeAnnette BosakovaTrishaBrink, Clarice Fox-Hughes, Cristina Colli, Ingrid Henningsson, Ginny Donovan and others have done a great job ... Again, I liked it a lot.

I have also a good news for you, Dear Heather has given us a special discount. If you want to have this amazing magazine,just visit here, just enter the code "BLOGFRIEND"  at checkout and you receive 10% discount on all orders. Great isn't it?

Here is a sneak peek of Gatherings Magazine's Spring Issue... Enjoy!


Have a wonderful week...










Çiçek gözümün önünde güzel...



 

Çocukluğumun geçtiği apartımanın bahçesinde vardı bir leylak ağacı, Mayıs geldi mi tongur tongur açar, misler gibi kokardı. Duvarda oturduğumuzda ondan gelen koku ile mest olurduk. Dün akşam bu leylaklara bakarken düşündüm, çiçeğe para vermenin neden ülkemizde çokda olağan bir şey olmadığı üstüne…

Biz küçükken bize öğretilen bir şey vardı; çiçek kopartılmaz… Ben bahçeli bir evde büyüdüm, karşımız bomboş bir araziydi, her yanımız çiçekti, ama tek toplayabildiğim çiçek, izin olan garip papatya idi. Dalından bir gül kopartsan aman Allah’ım zinhar, günah, elin kopar… Kulaklarımda büyüklerimin söylediği “kopartma yazık olur, çiçek dalında güzel” sözleri hep…

Oysa şimdi tamamen farklı düşünüyorum.  O leylak ağacından bir iki dal kopartıp kahvaltı soframızı şenlendirmediğimiz için pişmanım…

Çiçek dalında olduğu kadar gözünün önünde olunca da çok güzel hatta daha güzel…


 
I love lilacs so much. When I was a child, there was a little lilac tree on our garden. I remember its wonderful smell still.

These amazing lilacs made me happy yesterday evening and took me to my childhood.




 

Bugün Bunu Sevdim - Gatherings Magazine




Bahara teoride giriş yapmamızla birlikte bir çok online dergide arka arkaya yayınlanmaya başladı. Mevsim değişimlerini işte bir de bu yüzden çok seviyorum.

Gatherings magazini biliyorsunuz, daha öncede buradan her sayısını paylaştığım Heather Spriggs tarafından çıkartılan online bir dergi.

Bahar sayısı Salı akşamı yayınlandı. Hemen sayfalarını zevkle çevirmeye başladım . Renkli, cıvıl cıvıl tam bahara yaraşır bir sayı olmuş.  Sonlara doğru ise bir süprizle karşılaştım. Benim instagram fotoğraflarımdan biri “Instagram  #gatheringstyle Challenge Favorite” başlığı altında tam karşımda duruyordu. Şöyle bir doğruldum, dikkatlice baktım evet benim fotoğrafım, hemen Funda’ya gösterdim, aferin dedi. Birkaç saat sonra annem aradığında bahsettim, yazık anlamadı tabi online dergi ne, kim ne yapmış, ne fotoğrafıymış ama yine de bir aferin de ondan aldım: )

Buradan tekrar Heather’a teşekkür etmek istiyorum bu harika dergide yer almamı sağladığı için.

Ayrıca çoğunu bloğundan zevkle takip katılımcılarda bir teşekkürü hakediyor bence; creJJtion, Trisha, Of Spring and Summer, Annetta,  Rare &Beautiful Treasures… ve daha fazlası…

 Hadi keyfiniz bol olsun..





 


You know "Gatherings Magazine", I had shared past issues here. Gatherings magazine is an online magazine created by Heather Spriggs.

Spring Issue was out on Tuesday evening. I began to turn the pages with pleasure this  colorful, lively,  full of inspired,  worthy of spring issue.

Towards the end pages I encountered a surprise. One of  my instagram image was there... Under the title of "Instegram Challenge # gatheringstyle Favorite" ... I showed it my little sister and got a big well done: )

I would like to thank you again dear Heather for giving me this opportunity. And of course also we should thank to all amazing and very talented contributors.

 
Enjoy!
 
 
 
 
 
 
 

Bugün Bunu Sevdim




1 | 2 | 3 | 4


Ne oldu dersiniz…. Günlerdir çalıştığımız ihale son anda iptal oldu. Dün akşam beynimden vurulmuşa döndüm resmen. Günlerdir bir stres, bir koşuşturma bir panik atak içinde harıl harıl bu büyük ihaleye hazırlandık. Fiyatlar toplandı, teklifler alındı, resmi evraklar düzenlendi, gidecek olan kişinin otel rezervasyonu uçak biletleri herşey hazır. Dün akşam üstü  17:00 de dosyayı kapattık, bir güzel kaşeledik bir dün öncesinden orada olalım diye gidecek olan kişiye teslim ettik, o da yola koyuldu. Oturdum masama, oohh dedim bir badireyi daha atlattık, yorgun ama huzurluydum, hatta sersem gibiydim ki bir faksla geldi sekreterimiz.  Faks ihalenin yapıldığı idareden geliyor, konu da ihale iptali…  Neye yanacağımı bilemedim.  Onca emek, onca masraf, onca iş gücü kaybı, stres.. birkaç satır yazı ile havaya uçtu gitti.

Neyse yapacak bir şey yok tabi. Bu sabah itibariyle başka işlere yelken açmış bulunuyoruz bile.  Zaten nasıl oluyor anlamıyorum herkesin işi çok acil. Eee aklın neredeydi böyle acil olacak duruma gelene kadar. Sen iki ayağını bir pabuca sokup hazırlanırsın, teklifini sunarsın, istedikleri güne yetiştirirsin. Sonra bekleki karar verilsin… ee hani acildi, hani 2 güne karar verilecekti. Ne oldu…

Sizi de bunalttım iş muhabbetiyle. Sabah bir süre gezdim bloglar arasında, bugün için fotoğraflar seçtim içimi rahatlatan, baharın canlılığını, mutluluğunu yansıtan.

Dışarıda hava kapalı ama oturduğum yerden karşımdaki parka bakıyorum, yağmurun da etkisiyle öyle canlı ve parlak görünüyorki ağaçlar çimenler işi gücü unuttuyorlar insana. Ohh be dedirtiyor bahar ne güzel…


You know I have been working very hard for a while. We completed our tender files yesterday afternoon and when I felt relaxed, we received a fax from bid commission about the tender cancelation. I could go crazy that moment. All our efforts were wasted.

Anyway I don't want to bother you with business issues. Because of that I chose a few images which makes you feel happy and fresh for today.

I hope you like them.








Bir ses vereyim istedim...





Yine aynı muhabbet, birazda bunları yazmamak için bir şey koymuyorum bloğa.
Hala şu haftasonu kartım duruyor diye kendi kendimi yedim ama dün tüm gün masamda bile oturamadım, üst katta harıl harıl hiç ara vermeden çalıştık su bile içmemişim bütün gün akşam eve gidince anladım.



Sabahtan beri de biri geldi toplantı için biraz önce gitti. Olur muş gibi geliyor bir fırsatını bulup koyarım birşeyler ama olmadı mı olmuyor işte. O yüzden en acilinden birşeyler koyayım bloğuma dedim sonra yine dalacağım o yoğun tempoya, şu ihaleyi atlatalım belki birazcık rahatlarım ama sırada da başka işler var. Neyse bir şekil yapacağım işte.
Düşünün daha lens olayını halledemedim. Akşam iş çıkışı birazcık dışarıdaydım eve gelince de yatmadan tekrar şöyle bir lenslere bakayım dedim. Almak istediğim lens devamlı değişiyor. Ama bozulanın aynısından bir tane alacağım o kesin. İkincisi için kararsızım, ne zaman alırım onu da bilmiyorum, ama ben yine de belirlemek istiyorum . Hedefi koyayım ki kafam rahat etsin ve hop diye karşıma çıkıversin istediğimJ



Hani işyerimin karşısındaki parkta birkaç bahar dalı fotoğrafı çektim demiştim ya işte bu fotoğraflar da onlar. O gün yanımda kırılan lensim (50mm) vardı sadece ve onunla zoom yapamadığımdan, boyumda düdük kadar olduğundan dallara fazla ulaşamadım. Sözüm ona bu hafta tekrar gidecektim parka ama nerdeeeee…. Bu seneki bahar dalı olayını bence burada kessem iyi olacak, seneye tam istediğim gibi bahar dallarıyla karşınızda olmak dileğiyle esenlikler  dilerim efendim…



I hate to write this but I'm still busy and I'm really sorry to could not visit any blogs which I liked.

I hope next - next week I will be more relaxed.

I took these spring blossoms photos a few weeks ago when my lens broken and I hope, the next spring I'll have another blossoms which I like more.








İşte O Papatyalar...





Cumartesi günü o koşuşturma içinde Eminönü’nün kalabalıklığına girdim ve ilk kez Hayyam Pasajına da atım atmış oldum. Babam da yanımdaydı. Tavsite üzerine gittiğim bir mağzanın teknik servisine bıraktım benim ufaklığı. Neyse ki yapılmayacak bir problem değilmiş.  Salı ya da Çarşamba olur gelip alırsınız dediler. İçim birazcık rahatladı. Hem orada ileride almayı planladığım lensin ne olacağına az buçuk  karar verdim gibi. 

Her taraf fotoğraf makinası ve objektif kaynıyordu, hiç çıkmak istemedim oradan. Umarım daha çok sık giderim oraya… Tabiki yeni fotoğraf makinaları, yeni objektifler için: )


Yaptığınız yorumlar için tek tek teşekkür ederim. Bir ara cevap da yazacağım onlara. Ama yine bu sıralar çok fazla bir yoğunluk içindeyim, hem annemler de burada ya, akşamları da açamıyorum bilgisayarı. O yüzden lütfen kusuruma bakmayın bir süre ortalarda görünmezsem.
Hepinize iyi haftalar..


I gave my lens to the technical service last Saturday  and I hope, I'll get it on Wednesday.

For a few days I will be not here, I am very busy at the office and my parents are here. I want to spend time  with them.

I wish all of you a great week.







Ben Bahar Dalları İstiyorum...





Bahar geldi geçiyor bir türlü bahar dalı fotoğrafı çekemedim: ( Ha bugün ha yarın derken çiçek açmış ağaç kalmayacak etrafta. Gerçi şu anda oturduğum yerden baktığım parkta topu topu çiçekli 2 ya da 3 tane ağaç var ve hepsinin dalları çok yüksek. Bu sabah yanımda getirdim fotoğraf makinamı ve işe gelirken bir iki poz çekmeye çalıştım ayakkabımın topukları çamura saplandı hiç de güzel ışık yoktu, tıpış tıpış işe gittim. İş çıkışı deneyeceğim bakalım bir de şansımı ama pek ümitli değilim.
Geçen Perşembe günü, o yağmurda eve dönerken kırılmış bu dalı gördüm yolumun üstünde aldım eve geldim hemen üstümdeki montu bir kenara atıp hava iyice kararmadan başladım fotoğraflamaya.

Bu sabahki fiyaskodan sonra da bari yayınlayayım çünkü görüp göreceğim bahar dalları sadece bunlar olabilir diye düşündüm…

Şimdi Altınoluk’ta olsaydım bahçedeki tüm meyve ağaçları ne güzel açmıştır, hem onların hepsi de cüce ağaç bizim aile gibi. Her bakımdan kullanışlı yani: )

Beşiktaş’ın göbeğinde nereden bulacağım ki hem meyva ağacını: (

Bu arada şu saatlerin ileriye alınması ile akşam iş çıkışı fotoğraf çekebilme ihtimalimin artması acayip mutlu ediyor beni. Her iş çıkışı eve koşarak gidiyorum, iş yerinde düşünmeye başlıyorum bu akşam ne fotoğraflasam diye. Gerçi şimdi bizimkiler var, her akşam üstü olmasa da arada buluyorum bir fırsatını çekiyorum fotoğraflarımı…

Ve inanıyorum ben bir gün bahçemde çiçek açmış meyve ağaçlarıyla her istediğim saat fotoğraf çekebileceğim bir yerde yaşayacağım..



This Spring, I wanted to take photos some spring blossoms... But It is difficult to find a tree with the blossom in my around.

Last Thursday, when it was rainy I saw this tiny broken branch and went to home as soon as possible. I took a few photos of it until the air blackens.

It was enough to make me happy.

Happy Wednesday...






Baharda Kuşlar Gibi....



Misafir gelecek dedim ama gelen yabancı değil teyzemin kızıydı yani sofrada öyle gani gani şeyler yok, alalade bir sofra. Zaten hazırlarken ve o gelene kadar çiçeklerin fotoğraflarını çekerken o kadar acıkmışım ki sonradan yapılan hiçbir şeyin fotoğraflarını adam gibi çekemedim.

Ben çok şaşırıyorum ve hayretle izliyorum şu yemek bloglarını. Nasıl dayanıyorlar yemeden, nasıl ayarlıyorlar zamanı… Ben hiçbir sofranın son halini fotoğraflayamadım mesela…



Cuma akşamı yemekten sonra işyerinden arkadaşımın verdiği bir tarifi denemeye karar verdim. Gerçi o tarifi uzun zamandır denemek istiyordum ama bir türlü fırsat olmamıştı. Çikolatalı cheese cake…

Tarifte yazanları harfiyen uyguladım… Yok yalan olmasın bir yerde sırayı karıştırdım ama sonuç gerçekten mükemmeldi. Ben kolay kolay yaptıklarımı beğenmem ama bu tarifte ters giden hiçbir şey olmadı. Görüntüsü bile düzgün oldu.
Sabah erkenden uyandım ,yok  heyecandan falan değil, sabah markete gideceğim diye yatsam da erkenden uyanırım işim var ya stres yapmışımdır yani.  



Funda hala uyurken sofrayı hazırlamaya başladım. Uzun bir süre çiçeklerle oyalandım. Cam açık, dışarıda mis gibi bir bahar havası… Çıktım balkondaki çiçekleri suladım. Ohh dedim bahar gibisi yokmuş.. Ve sofrada da bahar havası estireyim istedim.




Gördüğünüz gibi görüntü var ses yok.. Sofrada çiçek mi yediniz diyebilirsinizJ) ve evet bizim kahvaltılıklarımız böyle minicik minicik… Sevmiyorum ben öyle koca koca kaselerde reçeli, zeytini..  bitsin yine koyarım ama artmasın, tabakta asla kalmasın, kalsa bile tekrar aynı tabakla sokmamaya çalışırım dolaba… Ondandır bu evcilik oynuyormuş gibi küçük küçük kaseler…


Neyse işte sonra mutfağa girdim kahvaltılıkları hazırladım, O sırada Funda da uyandı … Dedim gel yeni bir tarif daha deneyelim, ıspanaklı kiş yapalım nasılsa daha zamanımız var. Bu arada kardeşim küçükken annem her hamur açtığında, baklava yaptığında yanında biter o da küçük oklavası ile açmaya çalışır sonra annemi çıldırtırdı, işte o nedenle bizim evin merdane ve oklava sorumlusu kendisi olur.  

Bu tarif de iş arkadaşımdan;  kendisi dört dörtlük bir mutfak erbabıdır, sadece bir Pazar günü yaptığı yemek çeşitleri  ile her pazartesi beni dehşete düşürmeyi başarabilen biri…

Tart hamuru benim korkulu rüyam, en son geçen sene yine bu zamanlar denemiştim tart yapmayı, ilk denememdi ve bir daha yapamam herhalde demiştim. Ürkmüştüm.. O nasıl birşeydi yarabbim ben kalıba bu kadar istikrarlı bir şekilde yapışmış  tart hamuru hayatım boyunca görmedim, umarım da bir daha görmem. Spatula ile kazımıştık, olmamıştı, tiksinçti…



Ama arkadaşım dedi ki; bu tarifin garantisi var, ilk denemede bile tutuyor. Gözümde bir kez daha yüceldi kendisi evet gerçekten ilk denememizdi ve nefis olmuştu.
Kişin pişmesi ile teyzemin kızının kapıdan girmesi aynı anda olduğundan sadece fırından ilk çıkarttığım haliyle çektiğim bir fotoğrafı var. Servis tabağına bile koyamadan güpletikJ 

Ama her iki tarifte özel birer yazıyı hakediyor bence. O yüzden en kısa zamanda her ikisini de tekrar deneyip fotoğraflayıp sizlerle paylaşacağım.


Yalnız bizim misafirlik birazcık farklı tamamlandı, kahvaltımızı ettik, sonra biraz muhabbet , bir iki saat geçti kahve ile cheesecake yendi.  Akşam üstü Teyzemin kızının balkonunda çay keyfi, arada bir film ve akşam onlarda balık.. Ne diyorsunuz bu işe misafirlik bizde başlayıp onlarda tamamlandı yemekten çatlayarak…



We had a guest for breakfast last Saturday. You can see on this post a kind of traditional Turkish breakfast . Actually I could not take complete table.
I am always amazed food blogs which I follow, how can they take photo them  those delicious foods without eating.
 
That day, the weather was sunny and bright, I woke up very early and opened all windows and balcony door. I felt that Spring is here and I wanted to have a colorful, fresh and bright table setting.
I tried to bake two new recipies. One of them was chocolate cheeese cake and other one was Spinach quiche. I have only a few photos of them.
But... I'll try them again and share with you as soon as possible because it was so delicious.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...