daisies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
daisies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mayıs = Papatya + Erik







Düğün düğün düğün dedik,işte oldu da bitti, gittik de geldik bile: )

Gidişimiz bir felaketti, tam o yağmurun bastırdığı anda biz Gebze’ye ulaşmaya çalışıyorduk Yalova Feribotu için. Neyseki Teyzemin kızı yanımıza bol gıda maddesi almış, yoksa ne yapardık.

Sanki hiç arabada yememişiz gibi, kendimizi feribota atmamızın ardından yaşadığımız gevşeme ile bir de feribotta yedik,  arkasındanda 1 kilo köfte. Eee sabah mükellef bir kahvaltı, öğleden sonrada gelin alma merasimi sonrası kurulan sofrada özlediğim her ne varsa… Sonuç; elbise kastı: )

Halbuki böyle dümdüz dökümlü duracaktı o elbise üstümde. Tabii bu konuya da fazla takılamadım bir saatten sonra saç baş, elbise, ayakkabı masal oldu…



Ama gelinimiz harikaydı, prenses gibiydi.  Umarım çok çok çoook mutlu olurlar bir ömür birlikte. İkisinin de gözlerinin içi gülüyordu birbirlerine bakarken.  Şimdi balayındalar ama işin komik tarafı kimse nereye gittiklerini tam bilemiyor: ) Amerika ama tam Amerika değil, oraya gelmeden önce !!! bu ne yaaa… 

Neyse gelince öğreneceğiz artık, hem nasıl olsa artık İstanbul’dalar.

Bu papatyalar onlar için olsun.



Bana baharı anlatan iki şey papatya ve eriktir. Balıkesir’de bahar geldimi bizim evin önündeki arsa silme papatya dolardı, daha önce de sanırım bahsetmiştim, sabahtan akşama orada papatya toplardım, evimizin arka balkonu kavanoz kavanoz papatya olurdu. Sonra tam eve gireceğimiz saatte aklıma eser , aşağıdan anneme seslenirdim, ben teyzemlere gidiyorum diye. Bir giderdim 4-5 gün kalırdım orada, ooff ne keyif. Tam balkonlarının önünde kocaman bir erik ağacı vardı. Hayatımda yediğim en güzel erikler. Mayıs ayı devamlı oradan erik toplamakla ve yemekle geçerdi. Şimdi dişlerim çok çabuk kamaşıyor.  

Bütün çüçekleri seviyorum ama papatyanın yeri bir başka bende.



Anneler gününde, annemle konuştuktan sonra babam aldı telefonu. Sabah yürüyüşe gittim, dönüştede sizin yokluğunuzu annenize hissettirmemek için yoldan papatya topladım sizin adınıza ona verdim dedi : ) Sonrada bir de küçük tost makinası aldım bol ketçaplı yiyeceğiz diyince bizde romantizimden eser kalmadı. Bol ketçaplı tost da nereden çıktı şimdi, ketçap neeee. Sen by-pass oldun yaa baba ooffff…




My cousin's wedding was great. We had fun and she was amazingly beautiful.
They are abroad for honeymoon now and I wish them a happy marriage.

These daisies are for them today...

I think, The spring means plum and daisy. When I was a child in Balikesir. I used to pick daisies during all day. And There was a big plum tree in my aunt's garden. They were the most delicious plums I have ever ate until now.

I wish you a happy week with these my lovely daisies.







İşte O Papatyalar...





Cumartesi günü o koşuşturma içinde Eminönü’nün kalabalıklığına girdim ve ilk kez Hayyam Pasajına da atım atmış oldum. Babam da yanımdaydı. Tavsite üzerine gittiğim bir mağzanın teknik servisine bıraktım benim ufaklığı. Neyse ki yapılmayacak bir problem değilmiş.  Salı ya da Çarşamba olur gelip alırsınız dediler. İçim birazcık rahatladı. Hem orada ileride almayı planladığım lensin ne olacağına az buçuk  karar verdim gibi. 

Her taraf fotoğraf makinası ve objektif kaynıyordu, hiç çıkmak istemedim oradan. Umarım daha çok sık giderim oraya… Tabiki yeni fotoğraf makinaları, yeni objektifler için: )


Yaptığınız yorumlar için tek tek teşekkür ederim. Bir ara cevap da yazacağım onlara. Ama yine bu sıralar çok fazla bir yoğunluk içindeyim, hem annemler de burada ya, akşamları da açamıyorum bilgisayarı. O yüzden lütfen kusuruma bakmayın bir süre ortalarda görünmezsem.
Hepinize iyi haftalar..


I gave my lens to the technical service last Saturday  and I hope, I'll get it on Wednesday.

For a few days I will be not here, I am very busy at the office and my parents are here. I want to spend time  with them.

I wish all of you a great week.







Leylak yiyesim var...






Leylak en sevdiğim çiçeklerden biridir. Büyüdüğüm evin bahçesinde de kocaman bir leylak ağacı vardı, gerçi o zaman bana çok büyük gelirdi, belkide normal standartlardadır, şimdi burada yalancı pozisyonuna da düşmek istemem yani..




İstanbul’da çok fazla rastlamıyorum leylak ağacına derken yine yolumun üstünde bir tane gördüm. Küçücük tomurcuklar çıkmaya başladığından beri de fotoğraflarını çekmeyi istiyordum.
İşte yine geçen gün çiçekleri çok da olgunlaşmadan bu leylakların da fotoğraflarını çektim.






Bir yandan çektim bir yandan kokladım. İnsanın yiyesi geliyor…




Çitlenbik Sokak'ın Mor Salkımları




 



Geçen akşam saat iş çıkışı baktım hava güneşli, heryer cıvıl cıvıl. Hemen eve koştum fotoğraf makinamı aldım ve mahallede çiçeğin böceğin fotoğraflarını çekmeye başladım. Zavallı makinacık biraz hava aldı, hep evde hep evde…
İş ile ev arasında yürüdüğüm yol baharda ve yazın çok güzel oluyor. Hava aydınlık olduğunda parkın içinden geçiyorum, sonra Beşiktaş’in en güzel sokağı, Çitlenbik Sokak’ta yürüyorum. İşte şu anda o sokak Mor salkımlardan geçilmiyor, o kadar güzeller ki.



Daha bir yığın çiçek fotoğrafı çektim. Fotoğraf makinamı o kadar gelişi güzel kullanıyorum ki, bilmeden şakır şakır çekiyorum, şu sıralar epey bir masraf yaptım ama en kısa sürede en azından makinanın nasıl kullanıldığına dair bir kursa gitmek istiyorum.

Çiçek fotoğraflarının devamı gelecek....
yani merak eden varsa söyliyeyim dedim..



 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...