balcony etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
balcony etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Usta sen ol, bu sefer çırağım ben...

                                                                                                                                                                                        

Anneme bizim balkonumuz için boyadığımız sandıkları gösterince çok kıskandı; “ee burada da sandık var ama boyamız yok” dedi boynunu bükerek. Oysaki kızlarının nasılda donanımlı birer iş güzar olduğunu unutuvermişti.

Yıllardır oradan oraya yük taşımaktan bence boyum uzamadı benim. Üniversite için evden ayrıldığımdan beri İstanbul’dan Balıkesir’e, Balıkesir’den İstanbul’a şimdi bir de Altınoluk’a, sonra oradan tekrar buraya devamlı birşeyler taşıyıp duruyoruz…. Komşulardan utanır olduk. İki kişiyiz ama sanırsın evde bir ordu yaşıyor, marketden de habire taşıyıp duruyorum, ne yiyoruz onu da anlamadım.




Neyse konumuza dönelim.. Altınoluk’ta mutlaka boyayacak birşeyler buluruz umuduyla, evde artan boyaları da attık çantaya. Annem sandık var diyince gözler parladı tabii.
Bizim evde boya işinin erbabı kardeşimdir. Zaten o herzaman büyük işleri sevmiştir. Bense hayatım boyunca evde çıraklıktan kurtulamadım. Evin tüm camlarını o siler mesela, Adı var “bütün camları sildim”… Peki ben ne yaparım o sırada, onun bezini sıkarım, suyunu değiştiririm, ortalarda dolanı dolanıveririm, çöpü boşaltırım, çekmeceleri düzeltmeye koyulurum, o sırada bir şey bulur on saat ona bakarım, televizyon açıksa ağzım açık dalar giderim… Detay işleri severim ben…



Evi boyayacağımız zaman o büyük ve güzel ruloyu alır, bana uyduruk fırçalar kalır. O çıkar taburenin üstüne başlar boyamaya, ben kenarda küçük küçük boyarım.. Sonra “Şunu boyaya batırıver” der. Fırçasını boyaya batırır onun eline tutuştururum. Yerlere damlayanları silerim... Ezik miyim neyim…

Bunun birinci nedeni bence çok anlamasamda her okuduğumda hayretlere düşecek kadar tüm özelliklerini taşıdığım bir balık burcu olmam ki esas çarpıcı olanı ise kardeşimin de ormanlar kralı Aslan olması. Bizim evde tam bir balık - aslan ilişkisi yaşanıyor yani…


Kısacası Altınoluk’ta ben kelebek peşinde koşarken o da bu sandığı annem için boyadı. Sonra ben zavallıyı oradan oraya taşıyıp fotoğraflarını çektim. Annem de bakıp bakıp gülümsedi. Babamsa “ahh benim sanatçı ruhlu kızlarım” diye numaradan ağladı… (By-Pass’dan sonra edindi bu alışkanlığı da )




Last weekend When we were Altinoluk, we showed our painted strawberry crate to our mum. She seemed very jealous.
Luckily We had increasing paints from our beautification of balcony.

We love to painting jobs.. My sister is a master, I am her apprentice. She always do a big jobs at the home. For example cleaning the windows.... I like doing the small things and detail jobs.. 
I think the biggest reason of  this is, I am a typical Pisces  and my sister is a typical a lion.
Anyway last weekend my sister painted this crate for mum and I took a lot of photos of its.



Tarkan ; Usta - Çırak

Ben Güzeli Severim...


Bu yazıya tam 4 kez başladım. İlk 2 satırı aynen kopyalıyorum, sonra devam ediyorum .. bir bakıyorum büyük laflar etmişim, ciddi ciddi felsefe yapmışım... Gerek yok diyorum, ilk 2 satırı tekrar kopyalayıp başlıyorum yazmaya... Böyle böyle 4 yazı girişimi:) Aşağıdaki sonuncusu oldu uykum geldiği için yenisini yazamadım...

Biz tam 17 yıl kutu gibi bir evde oturduk. Gerçekten kutu gibiydi... 3 odası vardı, salon diyemiyorum çünkü yaklaşık 12 m2 falandı sanırım. Nasıl oturduk yıllarca o evde... Oturduk işte, hem de deli gibi severek... Her halini sevdik o evin... Şimdi de bu evi seviyoruz...
Çünkü biz bulunduğumuz yeri güzelleştirmekten çok büyük zevk alıyoruz. Devamlı evle ilgili bir yapılacaklar listesi olur masanın üstünde. Aklımıza geleni yazarız, yapılanların yanına artı koymak ise en zevklisi...


Ailece böyleyiz ama... Bizim evde bozuk, kırık hiç bir şey olmaz. Ya hemen tamire götürürüz ya da oturur yaparız. Çoğu işimizi kendimiz hallederiz. Babamın elinden pek bir iş gelmez, ama o da görev insanıdır. Eline tutuştur bu bozuldu diye onu tamir ettirmediği görülmemiştir, hiç üşenmez arar tarar bulur ne istersen...

Mesela bu eve yeni taşındığımızda tüm elektrik işlerini kardeşimle ikimiz yaptık. O zamana kadar hiç avize, spot bağlamamıştım.


Birilerine bağımlı olma fikri bizi deli ediyor. Yapacaksak kendimiz yapalım, olmazsa kendimize geçer nazımız. Bunun nedenlerinin başında tabiiki tez canlılık geliyor. Öyle dayanamıyoruz ustaları, elektrikçileri beklemeye, aklımızdaki iş hemen olsun bitsin isteriz. İkincisi ise ; adam çalıştırmak dedikleri şeyi pek becerememiz. Bize bir usta geldiğinde elimiz ayağımız birbirine dolanır, korkarız ondan. İstediğimiz gibi olmazsa söyleyemez, üzgün üzgün, dertli dertli birbirimize bakarız. Usta gittikten sonra ilk önce buhranlar geçiririz sonra yavaş yavaş iyi yanlarını görmeye başlar, olmadı biz tekrar yapalım der koyuluruz işe.


Altınoluk’a ilk taşındığımız gün nakliyeciler eşyaları indirdi, koltuk takımının birini üst kata diğerini de alt kata koydular. O kadar sıcak bir gündü ki “burada ne işimiz var delimiyiz neyiz, bırakıp herşeyi geri dönelim” dememek için kimse kimsenin yüzüne bakmıyordu. Neyse nakliyeciler gitti. Biz yerleştirmeye başladık.. Yok beğenmedik o koltukları orada… Kardeşimle ikimiz koca koca koltukları yukarıya taşıdık, yukarıdakileri de aşağıya. Sonra iki kapaklı gardropları taşıdık bildiğin sırtımıza koyup… Nasıl bir deli kuvvetiyse o sıcakta… Kardeşimle ikimiz taşıyoruz, annemle babam da yanımızda, hep beraber gülmekten ilerleyemiyoruz. Onlar da hiç acımaz bu tip işlerde bize. Yani anneme babama “yoruldum” de ilk önce ahh kıyamam der, sonrada fiziksel yorgunluk geçer uzanın biraz, akşam üstü de çerçeveleri verniklersiniz diyip arkalarını dönüp giderler, işlerine bakar…

Hiç naz niyaz yoktur o yüzden bizde, her işi yaparız.  




Neyse çok uzattım. Sonuç olarak birkaç ay önce, havalar biraz güzelleşmeye başladığında boyadık bu çilek sandıklarını, aslında amacımız soft renklerde boyamaktı, uçuk pembe, mavi, su yeşili…. Ama kırmızıyı beyazın içine biraz fazla damlatınca, bir türlü açamadık rengini. Sonra düşündük de biz aslında böyle canlı renkleri seviyoruz. Tamam soft renler hoşumuza gidiyor ama bir türlü eve uyduramıyoruz.


Bakın bu domatesler dün epey kızarmıştı akşama 2 tanesini kopartıp tören ile yemeği düşünüyoruzJ


İşten çıktıktan sonra bazen koşarak eve gidiyorum. Ama gerçekten koşuyorum… O aradaki mesafe boyunca boş kalıyorum ya yürümek ve düşünmekten başka bir şey yapamam ya ona bile dayanamıyorum… (Bence ben iyi değilim… yazarken farkettim…)



Eve geliyorum üstümü değiştirip hemen balkona… çiçekleri suluyorum, balkonu yıkıyorum, masayı açıyorum, sonra mutfağa gidip salatalarımızı hazırlıyorum. İşte bu fotoğraflarda o zamanlarda çekildi.



Our previous flat was very smaller then our new flat.  It was realy realy small but I loved it every time. Now we love this flat.
Because we love to making beautiful our environment.
We can do a lot of house chores.. Electrical, painting, repair... We don't like to wait anybody or want something from them.


A few month ago when the weather was sunny we painted this strawberry boxes. Actually We wanted to paint them with soft colors. But we didn't have enough white paint . And then we thought that we love the bright and vividly colors.


After the work, I go to my flat,  and I am watering the flowers and washing the balcony. after that I go to kitchen for preparing simple something for dinner. These photos were taken at that times.



NOT ; Biraz fazla uzun olmuş bu post. Ama akşam bilgisayarın başına oturup Picasa programını açtım mı kendimi kolaj yapmaktan alıkoyamıyorum. Beni bıraksalar, iş güç olmsa sabahlara kadar fotoğraflar ile oynayabilirim. Picasa programında fotoğrafları seçiyorsun ve aşağıda “kolaj” yazan kısma tıklıyorsun. Ona tıklarken “kolaajjjj” diye içimden söylüyorum ben de ama Öztürk Serengil edasıyla.. KOLAJJJJJJJ....


Bir Browni Masalı...




Alt tarafı bir kek yapıyorum, ortalığı ayağa kaldırıyorum. Bir yığın fotoğrafını çekiyorum, annemleri arıyorum anlatıyorum, bloğuma koyuyorum, iş yerinde arkadaşıma nasıl yaptığımdan, başıma neler geldiğinden dem vuruyorum...
Benim yaşımdakiler yemek davetleri veriyor, gözü kapalı 3 çeşit yemek yapıveriyor 1 saat içinde... çook geç kaldım çoookkk.. O yüzden birşeyler yaptığımda kendim bile inanamıyorum.. Meğer o kadar da karışık bir şey değilmiş kek yapmak...
İş arkadaşımla Münih'e gitmiştik bir fuar için, marketten toz bir karışım aldı, sen de al dedi, aldım... Ne yapacağız bunu dedim. Yemeklere koyacaksın dedi.. Yemek derken... bana spesifik bir şey söylenmesi gerek... bamyaya konur mu mesela.. ki hayatımda yapmadım... ya da ne bileyim tavuk yahniye mi konulur...neredeyse 1 sene olacak alalı daha bir şeyin içine eklemek nasip olmadı.. Ümitliyim ama.. Bir yemek yapacağım ve onu kullanacağım.. Yarın sorayım acaba zeytin yağlı taze fasülyeye konur mu??



Bizim evde tencerede yemek pek yapılmıyor anlaşılacağı üzre...
Hatta dün tencereleri kaldıralım annemler gelince çıkartırız, mutfakta yer açılsın gibi bir konuşma geçti aramızda.. Çünkü genelde akşamları salata, makarna ya da anında pişirilip yenilen uyduruk şeyler yiyoruz... yooo sağlıklı şeyler... uyduruk derken erkeğe çıkmaz...

Neyse sonradan edindiğim bu mutfak sevdası birazda dolaştığım bloglardaki inanılmaz ve lezzettli tariflere karşı koyamamamdan kaynaklandı. Geçenlerde hafifmutfak bloğunda Nesrin'in yaptığı browni tarifini okudum. İçinde tahin vardı. Birden evde ne zaman aldığımı unuttuğum bir kavanoz tahin olduğunu hatırladım. O kavanozla her göz göze geldiğimde “bakalım seni ne zaman kullanmaya karar vereceğim ve bir de bakacağım ki kullanma tarihin geçmiş olacak hop çöpü boylayacaksın” diyerekten iç geçiriyordum.

Neyse o akşam işden eve geldim, kardeşim biraz geç geleceğini söyleyince hemen o gelene kadar bu tarifi denemek istedim. Malzemelerini buradan görebilirsiniz. İçinde portakal suyu vardı, sordum süt koyabilir miyim diye, olur yanıtını aldım duayenden:) Çünkü kardeşim kek içinde limon ve portakal sevmez, ee o sevmezse yemez, ee yemezse benden iyice zayıf olur.. Büyük risk... Tarifi değiştirdim....

Neyse tahinin kavanozunu açtım, tarihi geçmemiş ama hiç kıpırdamadan durmaktan yağı yukarıya çıkmış.. Meğer ne zor karışıyormuş çok durmuş tahin, resmen bileğim ağrıdı...
Sonra diyor ki kısık ateşte bitter çikolatayı eritin..
Küçük teflon tavanın içine parçaladım çikolataları, açtım ocağın altını, tahini karıştırmaya devam ettim. Çikolata da eriyince ne biçim kokuyormuş...
Meğer eriyince değil, yanınca öyle kokuyormuş. Ben ne bileyim onu karıştırmak gerekiyormuş, ya da teflon da eritmeyecekmişsin.. emin değilim bu ilk çikolata eritişimdi.. Ben koydum ocağa telaşeliyim yaa bekleyemem başında diğer yanda öbür malzemeleri karıştırıyorum birbirine.. Farkedince çikolataların yandığını öylece kaldım. Başka da yok evde.. Acaba çikolatasız mı yapsam dedim.. Ama bu browni... alternatif düşündüm... bulamadım.. Bakkalı aradım, çikolata istedim, ama bu sefer, küçük sos tenceresinde başında karıştırarak erittim...
Karışım hazır, dikdötgen kalıba ya da tepsiye dökün diyor, görüyor musun dikdörtgen fırın kabım yok... Nasıl moralim bozuldu.. sinir oldum, bir sürede öyle dolapların içine baktım sanki birden ortaya görmediğim bir tepsi çıkacak... Tabii çıkmadı, ben de yuvarlak tart kabına döktüm umutsuzca.. attım fırına.. olmaz bu diyerek için için…

Sonra kardeşim geldi, yemeğimizi yedik o sırada bir baktım o kadar güzel gözüküyor ki fırının camından, dümdüz olmuş kekin üstü. Fırından çıkınca hafif buruştu sonra. Ama tadı harikaydı. Demek ki böyle oluyor bu işler, olmayacakmış gibi olup oluveriyor...

Biraz ince oldu ama biz çok sevdik. Özellikle vanilyalı dondurma ile yenmesini tavsiye ediyorum, çünkü epey tatlı, tek başına yenince biraz bayabiliyor.

Tahin sevenler için şiddetle tavsiye ediyorum...


When I cooked something, this is like a major event. I take a lot of photos it, I phone my mum, I 'm telling every details to my friends.. Because I am new in the kitchen. I know I was very very late, While my coevals give a party or. cooking 3 course meal within 1 hour ...

Because when I cooked something. I can not believe even myself. I realized that  to make a cake is not too hard…

A few days ago, while I was surfing the internet I found a recipe on the Hafifmutfak blog. I wanted to try it but happened some problems. Firstly cook too long; burn chocolate and  I don't have  another chocolate. I phoned our grocery and wanted a bitter chocolate immediatly to my home. Again tried.  Thas was my first experience with the melting chocolate.
It was very hard to mix the tahini in the cupboard waiting for a long time.. I had some wrist pain.
and then, it was a browni, you know, browni should be rectangle shape. Bur I realized that we do not have any regtangle ovenware ...I felt ruined.. I had to pour it a tart mould :(
Actualy I was not hopeful, but when it was cooked, seemed very nice and also tasty...


Ingredients;
250 g sesame paste (1 cup)
200 g sugar (1 cup)
200 ml orange juice (1 cup)
200 g bitter chocolate
200 g flour (1 cup)
1 teaspoon baking powder

Preparation:
Preheat oven to 180 degrees.
Leave the chocolate to melt over low heat in a small pan.
in the mixing bowl, tahini, sugar and orange juice (I used milk) thoroughly whisk together, add the melted chocolate. Stir again.
Baking soda and add flour slowly in this mixing.
Pour mixture to the oven mold, you have prepared in advance .
and cook approximately 20 minutes. Serve small slices of square.

I would recommend you eat this browni with vanilla ice cream… Bon appetit!

Seni Seviyorum Küpe Çiçeği






Bu sene balkonumuza yeni çiçekler almakta çok geçiktik. Gerek havalar gerekse zamansızlık yüzünden balkonumuza gereken ilgili bir türlü gösteremedik.

Geçen sene bu zamanlarda, çeşit çeşit çiçeklerin olduğu çok güzel bir bahçeye gibiydi. Kışa girerken çiçeklerin çoğu bozuldu. Bu zamana kadar da eskiler ile idare ettik, geçen pazar günü, yolumuzun üstünde gördüğümüz bir çiçekçiye uğradık. Amacımız sardunya ve birki yaz çiçeği almaktı. Ama doğru dürüst sardunya bulamadık. Eli boş dönmemek için epey bir bakındık. 3-4 tane tırnak çiçeği, adını bilmediğim başka bir çiçek ve fotoğraflarını gördüğünüz küpe çiçeğini aldık.

Küpe çiçeği babanemin en sevdiği çiçekti. Gözleri görmemesine rağmen o kadar düzenli ve bakımlı bir bahçesi vardı ki.
Alana kadar bu çiçeğin bu kadar güzel olduğunu fark etmemiştim. Meğer ne asil, ne hoşmuş. Umarım ona bakmayı becerebiliriz.





This year, we were very late to buying new flowers for our balcony.
We could not show necessary interest our balcony Because both bad weather conditions  and timelessness .

Last year at this time, a lovely garden with assorted flowers seemed to be.
Flowers were broken when approaching winter. So far, I've managed with the old ones.

Last Sunday, we saw  a flower shop on our way.
Our goal was to take geraniums and some summer flowers. But I could not find a proper geranium. We bought a few summer flowers and a Fuchsia flowers as you see.

My grandmother's favorite flower was fuchsia. Although my grandmother's eyes are not fine, her garden was so orderly and well-kept.
I did not notice this flower how is so beautiful. until I buy it. How noble, how nice. I hope, I can enough to deal with it…





Daha fazlası için flickr hesabıma bakabilirsiniz.

If you want to see more you can look at my flickr acount.







Dikkat Dikkat Balkon Sezonu Açılmıştır....


Bugün resmen işe gelirken üşüdüm.  Sanki dün sabah balkonda kahvaltı eden biz değildik. Geçen sene bu zamanlarda çoktan balkon sezonunu açmıştık.
Dün havayı güneşli görünce kardeşim de ben de uyanır uyanmaz balkona çıktık. Yeni yeni canlanan çiçeklerimize baktık, aşağıdan gelen körpecik asma dallarını tellere doladık…





Yazlıkta da sabah gözünü açan kendini bahçeye atıyor, ailecek geceliklerle, pijamalarla evin etrafını tavaf ediyoruz, tek tek çiçeklere bakıyoruz, kahvaltı için domates, biber, roka,.. topluyoruz.
İçerilere tıkılı olmak bence insan doğasına aykırı. Son yıllarda en mutlu olduğum zamanlar yazlıktaki bahçede geçirdiğim zamanlar sanırım.


Neyse işte baktık hava idare eder, o zaman balkonda kahvaltı edelim dedik. Ben mutfak sorumlusu olarak doğru mutfağın yolunu tuttum. Ne zamandır pancake yapmak istiyordum kısmet bu Pazar kahvaltısınaymış. İnternetten bir tarif buldum ve yapmaya koyuldum. Şekillerini pek beceremedim. Kimi yuvarlak, kimi oval, kimi büyük, kimi de küçük oldu. Ama ilk deneme için tadı çok güzeldi.





Tarifi şu;
2 su bardağı un
2 1/2 çay kaşığı kabartma tozu
3 yemek kaşığı şeker
1/2 çay kaşığı tuz
2 büyük yumurta
1 1/2 ya da  1 3/4 bardak süt
2 yemek kaşığı erimiş margarin.

O kadar açıkmıştık ki çok fazla uğraşarak çekemedim fotoğrafları. Çilekli, böğütlenli güzel oluyor ama bence daha sonra masaya gelen Nutella ile mükemmel… Yine olsa yine yesek…


 

Daha fazla fotoğraf için Flickr hesabıma da bakabilirsiniz mesela...



 

Çok çalıştık çok...



Evdeki bahar değişikliği için bu haftasonu da evde epey bir çalıştık;

-Arka odadaki şifonyerin üstü beyaza boyandı; Şifonyer büyük olduğu için odadan çıkartamadık. Odanın içinde spreyle boyayınca da her yer toz duman oldu. Bütün evi temizledik, o odanın perdesini yıkadık.

-Balkondaki çilek sandıkları boyandı; aslında sandıkları açık – uçuk renklere boyayacaktık ama kısmet işte, canım kardeşim böyle uygun görmüş.

- Posterler seçildi; Evde olan ya da Ikea’dan aldığımız tabloların içine elimizdeki benim yaptığım çizimlerden ya da kardeşimle beraber yaptığımız kes-yapıştır tarzı basit posterlerden bazılarını denedik ve seçtik.

- Perde işi halledildi; Salondaki perdeleri daha açık tonları ile değiştirmeye karar vermiştik. Cumartesi akşamı saat 24:00’de perdeyi kestik – biçtik. Bakalım asınca nasıl olacak.

-Bunca işin arasında da habire yedik.

ETSY’den sipariş ettiğimiz posterler hala gelmedi. Onlar da gelince bir tek koltuğu kaplayacağız, birde çakıl  taşlarını boyayacağız o kadar.
Sanırım önümüzdeki haftasonu hepsi tamam olacak.





Haftasonu sadece markete gitmek için evden çıktım. Aşağıdaki fesleğeni de Migros'tan saksısı ile birlikte 1.9 Tl’ye aldım, ama saksısı hiç hoş değildi. Bizde sandıklardan artan boyaları karıştırıp bu renge boyadık. Şimdi seviyoruz…

Diğer fotoğrafları da sizlerle paylaşacağım ama dün akşam yine hepsini bilgisayara aktaracak ve düzenleyecek enerjiyi kendimde bulamadım:)


Herkese cıvıl cıvıl bir hafta diliyorum...




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...