home etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
home etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bugün Bunu Sevdim - Today Liked This - Beautiful 1-Room Apartment



Lisa’nın evini ilk Mollie Makes Home’un 2. sayısında görmüştüm.  Tek tek tüm ayrıntıları inceledim evdeki. Küçücük bir yer ama öyle kişilikli, öyle huzurlu, öyle hayallerimdeki ev ki durup durup bakıyorum, her baktığımda yeni bir detay keşfediyorum.

Eskiden daha çok farklı evleri burada paylaşırdım, belki o zamanlardan hatırlayanlar olur, benim en çok sevdiğim ; duvarların olmadığı, her şeyin tek bir alanda toplandığı mekanlar…

Bu evde beni en çok cezbeden şey de bu oldu. Camın önündeki çalışma masası, arkadaki yatak, bu odaya açılan küçücük ama sevimli mutfak, yemek masasının olduğu bölüm… Herşey elinin altında…

Hele diğer aksesuarlar, bardak, çanak, sandalye, aydınlatmalar, yeşillikler… Hepsi hepsi bir içim su…
Günün birinde böyle yeşilliklere bakan bir masada oturup bir yandan kahvemi yudumlarken bir yandan da bir şeyler dikmek için gerekeni yapacağım! Eyy kader, ağlarını ona göre ör…

Bu arada Lisa  Marie Anderssoon Göteborg, İsveç’te yaşayan bir dizaynır… Markasının adı ; “Up The Wooden Hills”. Bu markayı, tasarladığı el işi kıyafetler için yaratmış ama son zamanlarda daha çok kağıttan süsler yapıyor. .. Ne zevkli değil mi??

Fotoğraflar ise Sofia Byström ‘e ait. Onun bloğuna da bir göz atın, gününüz şenlensin…


I had seen Lisa's home in 2. issue of " Mollie Makes Home " last year... Since that time, I have been following her blog with a great pleasure and I love every detail on her home...

It is a small apartment in Gothenburg, Sweden and it is full of many pretty details... Especially I like the working place in front of windows, lovely bed, small kitchen and all the accessories... Everything is so beautiful is not it?

Lisa Marie Andersson is a Gothenburg based designer behind the paper label Up The WoodenHills...  She designs the patterns, prints, folds and assembles every origami and paper product...


And all images were taken by Sofia Byström.. You should look at her blog also.. It is great...





















Balkondan Çiçekler - Flowers From Balcony




Geçtiğimiz bir kaç hafta hem fiziksel hem de ruhsal olarak çok yorucu geçti. Fiziksel yorgunluk yatarsın uyursun geçer de gönül yorgunluğu.. işte o biraz problem…  Bir türlü geçmeyen, unutulmayan, asla unutulmayacak öyle acılar var ki bu topraklarda…  



Bu haftasonu hemen hemen evden hiç çıkmadım diyebilirim, uzun aradan sonra kurdum masaya düzenimi, balkonu yıkadım, çiçekleri suladım, kah balkonda keyif yaptım kah içeride dikiş diktim. Hafiften kafam dağıldı sanki, iyi geldi gündemden uzaklaşmak, farklı bir şeye kafa yormak, sakinleşmek…


İlk kez bu sene yaza girerken balkon için sanırım hiç çiçek almayacağız. Balkon şu anda herbiri kocaman kocaman açmış sardunyalar ile dolu. Kış çok yumuşak geçti ya hiç biri bozulmadı, güneşi görür görmez de çiçeklendiler, hatta o kadar fazla çiçek vardı ki, birazını kopartmaya bile elim vardı.
Koparttım koydum masanın üstüne bir yandan diktim bir yandan seyrettim.


Gerçi diktiğim şey konusunda biraz endişeliyim. Ne diksem ne diksem diye dolanırken, Funda bana plaj çantası diksene dedi, iyi tamam diyivermişim… Kendim ettim kendim buldum, yapacak bir şey yok, bakalım bu seferki çantayı kaç kere söküp tekrar dikeceğiz…  


The last few weeks were very exhausting both physically and spiritually. I had a big tender and I worked so hard, also  we lived a very big disaster in Turkey,  perhaps you may have heard Soma coal mine disaster...
Physical fatigue passes with resting , but for spiritual fatigue  we need time.

Because of that I spent all my weekends at home. I did enjoy on the balcony, dealt with my flowers and started to sew a tote bag for my little sister. It was like a theraphy...

These geraniums are from our balcony, how lovely aren't they?
Loves...











Yaz kızım; Seramikten Pano Yapılacak....






Duvardaki süslemeler çok hoşuma gitti. Ne kadar yaratıcı.. 10x10 seramiklerden bir çeşit pano yapmışlar. Uzun zamandır benzer birşey düşünüyordum. 10x10 seramiklerin üstüne çeşitli desenler çizip, altlarına da keçe yapıştırıp bardak altlığı olarak kulllanacaktık. Ama bir türlü yapamadım.
Duvarda çok daha güzel olmuş tabii..

Odadaki halı, lamba ve sehpa Ikea’dan alınmış. Sanırım duvardaki ahşap kutularda kullanılan köşebentler de Ikea’dan..





Kaynak ; husohem


I enjoyed seeing the decorations on the wall. How creative ..  The board has been made ​​a kind of ceramics (10 cm x10 cm ).
I was thinking to do something with these seramics for a long time. I can draw colorful somethings on front side and then stick a piece haircloth on back side. We can use it as a coaster. But I have not made it yet..
Of course it looks very nice on the wall as a panelboard.
In this room, carpet, lamp and coffee table from IKEA. I think, They also used  Ikea brackets in the wooden boxes..




Kahve Keyfi


Bir kahve fincanının da bu kadar fotoğrafı çekilir mi demeyin. Birçok nedeni var;
1- Sadece haftasonu fotoğraf çekebildiğim için ve bu sıralarda haftasonu evden pek dışarıya çıkmadığım için, evde ne varsa göreceksiniz gibime geliyor…
2-Picasso’lu kahve fincanları bence hakediyor konu mankeni olmayı… Ne de olsa fincanın üstünde benim en sevdiğim Picasso eseri var.
3-Tepsiyi de yad etmek gerek diye düşündüm…
4-Çektim -  oldu




Eskiden pek Türk kahvesi içmezdim ama son yıllarda hemen hemen günde iki kez içiyorum. Herkesin yaptığını da sevmiyorum, gerçi bazen kendi yaptığım da hoşuma gitmiyor ama yine de içiyorum. Keyfi güzel çünkü.  
Bu fincanlarımız yeni favorilerimiz, ben internette görüp beğenmiştim. Sonra bir gün beraber çalıştığımız bir firma bana ve satın alma müdürümüze hediye olarak getirmiş. O kadar mutlu olduk ki.





Bu tepsi de yıların tepsisi… Geçenlerde Balıkesir’e gittiğimde annemden istedim verdi. Eskiden kız istemeye falan gidilirken böyle ahşap tepsilerin içinde çikolatalar götürülürdü. Benim de bir dayımın kızı vardı, ona gelen çikolatanın hadi hesabı yoktu. Biz küçüğüz, annemle babam giyinirler süslenirler bizi evde bırakırlar dayımlara giderler.. Bu çok sık olurdu… Bütün sülalede buna benzer tepsilerden vardır. Bazende dikiş kutusu olarak kullanılabilecek tarzda olan hasır kutularda gelirdi çikolatalar. Bursa’dan istemeye geldiklerinde de kestane şekeri getirilirdi ki işte o benim favorimdi.

Neyse kısacası bu tepsi kız isteme merasiminden kalma yaklaşık 26-28 yıllık bir tepsi…

Bu arada kahveyi az şekerli severim , ama gerçekten az, çoook az.....


Çok çalıştık çok...



Evdeki bahar değişikliği için bu haftasonu da evde epey bir çalıştık;

-Arka odadaki şifonyerin üstü beyaza boyandı; Şifonyer büyük olduğu için odadan çıkartamadık. Odanın içinde spreyle boyayınca da her yer toz duman oldu. Bütün evi temizledik, o odanın perdesini yıkadık.

-Balkondaki çilek sandıkları boyandı; aslında sandıkları açık – uçuk renklere boyayacaktık ama kısmet işte, canım kardeşim böyle uygun görmüş.

- Posterler seçildi; Evde olan ya da Ikea’dan aldığımız tabloların içine elimizdeki benim yaptığım çizimlerden ya da kardeşimle beraber yaptığımız kes-yapıştır tarzı basit posterlerden bazılarını denedik ve seçtik.

- Perde işi halledildi; Salondaki perdeleri daha açık tonları ile değiştirmeye karar vermiştik. Cumartesi akşamı saat 24:00’de perdeyi kestik – biçtik. Bakalım asınca nasıl olacak.

-Bunca işin arasında da habire yedik.

ETSY’den sipariş ettiğimiz posterler hala gelmedi. Onlar da gelince bir tek koltuğu kaplayacağız, birde çakıl  taşlarını boyayacağız o kadar.
Sanırım önümüzdeki haftasonu hepsi tamam olacak.





Haftasonu sadece markete gitmek için evden çıktım. Aşağıdaki fesleğeni de Migros'tan saksısı ile birlikte 1.9 Tl’ye aldım, ama saksısı hiç hoş değildi. Bizde sandıklardan artan boyaları karıştırıp bu renge boyadık. Şimdi seviyoruz…

Diğer fotoğrafları da sizlerle paylaşacağım ama dün akşam yine hepsini bilgisayara aktaracak ve düzenleyecek enerjiyi kendimde bulamadım:)


Herkese cıvıl cıvıl bir hafta diliyorum...




Duvarlar Koyu Mavi

Aşağıdaki görüntüyü görmeden önce ; deseler ki evinin duvarlarını böyle koyu maviye boyayacağız. AMAN derdim ne yapıyorsunuz, boğulurum ben o evde...

İşte büyük konuşmamak lazımmış. Biraz daha cesur olmak, risk almak, hissetmek lazımmış...

Ne de canlı ve sıcak olmuş. Bugün bu odayı çok sevdim ben... 


Güzel Işık...

Aşağıdaki fotoğrafdaki bir çok şeyi sevdim. Mesela yerde serili olan cıvıl cıvıl kilimi, ortadaki sehpayı, sol köşede yeşil sandık gibi şeyin üstünde duran mumluğu ve tabiki paletlerden oluşmuş olan divanı.

Çeşitli ekipmanların, eşyaların nakliyesi sırasında kullanılan bu paletler özellikle büyük bahçeli, balkonlu yazlık evlerde harika birer keyif köşesi olabilir.


Kaynak için fotoğrafa bir "tık"


Pazartesi'nin İnadına...

Sonunda bahar geldi… Dışarıdaki parlaklık gözümü alıyor. Alıp çantamı çıkmak istiyorum. Böyle kapalı yerlerde zaman geçirmek insanın doğasına aykırı bence…


Daha önce de “nestdecorating” e ait fotoğrafları paylaşmıştım. O kadar canlılar ki, haftaya başlamak için onun fotoğraflarından daha hayat dolusunu bulamadımJ


Şu yeşil komidin ve abajur için 2 hafta internete girmeyebilir, kahve içmeyebilir,  haftasonu Esse’nin %50 indiriminden çoook severek aldığım kahvaltı takımını birine verebilirim …. (içim cız etti ama olsun 1 hafta önce o kahvaltı takımı olmadan da yaşayabiliyordum neticesinde)


Yukarıdaki yeşil koltuk, eve biraz daha hareket ve neşe katmış. Daha yeni dahil oldu bu cıvıl cıvıl salona… (Hayır devamlı takipteyim de oradan biliyorum... )



Onca güzel, hayat dolu fotoğrafın arasından seçim yapmakta o kadar zorlanıyorum ki anlatamam…
Neyse bir yerde kesmek gerek.
Herkese neşe dolu bir hafta diliyorum, yok bir değil, birsürü haftalar diliyorum…

Beth ve Chris'gillerin Evleri


Geçen yıl Apartment Therapy sitesi "Small Cool-2010" adında bir yarışma düzenledi.  Dünyanın her yerinden insanlar evlerinin fotoğraflarını ve planlarını bu siteye gönderdi ve halk oylamasına sunuldu. Arada sizlerle bu evlerden bazılarını paylaşmak istiyorum. Hepsi o kadar şirin ki.
İlk ev Sausalito, California’dan Beth’in evi… Sadece 33 m2 , en çok hoşuma giden camdan görünen yeşillik. Bahçe katı evlere bayılıyorum, teras mı bahçe mi diye sorsalar hemen bahçe katını seçerim, yukarılarda olmak hiç bana göre değil. Toprağa basmak istiyorum ben.  



Aşağıdaki ev ise Chris & Emily + Corgi Rosie Pepper’a ait  Bremerton, Washington’da yaşıyorlar ve evleri sadece 50 m2.

Şu renk cümbüşüne bakın;

Dekorasyon dergilerindeki evlerin fotoğraflarından daha çok böyle herhangi birinin  evinin fotoğraflarına bakmayı seviyorum. Hem tek bir odadansa evin tamamını görmek çok hoş… Dünyanın bir ucunda Beth’in evi böyleymiş, Chris ve Emily böyle coşkulu bir evde oturuyormuş, aaa yatağın yanındaki o iki sandalye mi desem koltuk mu desem.. (oturgaç demeye karar verdim..) Oturgaçları nereden bulmuşlar acaba????  Kim duvarına bir hindi kafası resmi asar ki derken hooop işte orada duruyor, hiç de fena değil (yok ben asmam yinede). Bu arada klozet kapaklarını değiştirseler bence çok iyi olacak…


Bu günlük bu kadar dedikodu yeter, önümüzdeki günlerde daha başka evleri çekiştirmeye can atıyorum.

Öptüm efendim…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...