Zaman zaman kafama
taktığım şehirler oluyor benim. O şehirle yatıp o şehirle kalkıyorum. Onun ruhuna giriyorum, orada yaşıyorum…
Bir ara Paris’ti bu
şehir mesela. Onun mimarisi, naifliği, sanat kokan sokakları, emprestyonistler,
klasikler, müzeler, daracık cafeler… Gözüm hep Paris’le ilgili şeylere
kayıyordu, ressamların hayatı, yaşadıkları yerler, Paris haritaları inanılmaz
ilgi çekiciydi benim için.
Sonra
Londra oldu şehrim. Tamam dedim ben burada yaşarım. Şehir gıcır gıcır,
Avrupa’nın Amerikası diyorlar ya, işte tam da öyle ama Amerika’nın yapaylığı
yerine tarih kokuyor her bir yanı. Parkları, evleri, butik dükkanları,
insanların rahatlığı, renkliliği, özgürlüğü ve
“Pret A Manger” isimli avakadolu sandiviçine hayran olduğum cafeleri ile
ilk sıraya yerleşti. Devamlı Londra’daydı aklım.
Şimdilerde ise tam
bir Amsterdam hastasıyım. Durup durup Amsterdam haritasına bakıyorum, sanırım
epey bir sokağını ezberledim. Pinterestte birine denk geldiğimde eğer
Hollandalı ise hiç tereddütsüz takibe alıyorum. Özellikle sanatçıları ilgimi
çekiyor, ressamları, grafik sanatçıları, el işi yapanlar… Sonra evleri… Bence
dekorasyon konusunda çok iyiler. Doğal güzellik desen; heryer kanal, yeşil,
çiçek…
Boş kaldım mı airbnb
sitesine giriyorum. Hani şu evlerini kiralayanların sitesi. Mesela biz
Amsterdam’a son gittiğimizde buradan kiralamıştık kaldığımız evi. Neyse işte dalıyorum bu siteye habire
insanların evlerine bakıyorum. Kimi zaman Fransa’nın güney sahillerinde
geziyorum kimi zaman Newyork’un Soho’sunda… Ama dönüp dolaşıp yine geliyorum
Amsterdam’a.
Ohh ferah ferah içim
açılıyor baktıkça evlere, buyrun sizin de ferahlasın…
My heart is set on a
city time to time. I always think that city, I live in there every moment and
I'm getting into the spirit of city...
For example Paris.
About 7-8 years ago, I used to think any moment about Paris. It's museums, art
smelling streets, narrow cafes... I always used to read something about
impressionist painters... I still love Paris but I do not think it so much
anymore...
After Paris. I fall
in love with LONDON. When I have been there firstly, I said Okay, I can live
here... It's parks, houses, boutique shops, colorfulness, freedom... Especially
a cafe which called "Pret A Manger" (I love their avocado
sandwich)... This time, I began to live in love with London.
Nowadays my passion
is Amsterdam. When I find a little break, I look at Amsterdam map, I guess, I
memorized many streets. I love Amsterdam shops,canals, nature, cafes and
buildings... There are so talented and it is a great pleasure to follow Dutch
artists.
Of course I love
their decorations style. I am sure that, you know airbnb. I always search
different apartments in that website from France to America and nowadays my
favorite apartments are in Amsterdam.
Look at this ! So
spacious and full of restful details.
Kaynak / Source ; VT Wonen
