renkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
renkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Maviş - Blue Inspiration




Tchibo’nun instagram yarışmasında 4. haftaya girdik. İlk hafta sizinle paylaşmıştım nasıl bir yarışma olduğunu, katılım şartlarını, birincinin Cafissimo Kahve makinası kazandığını… Buraya tıklayıp kaçıranlar tekrar okuyabilir.



Her haftanın kazananı @tchibotürkiye instagram hesabında duyuruldu hatta ilk ikisi makinalarına kavuştu bile.
Bu haftanın rengi ise Mavi, #cafissimoMavisi hashtag’ı ile instagramda fotoğraflar paylaşılmaya başlandı bile.
Küçükken bana kim en sevdiğim rengi sorsa hiç düşünmeden mavi derdim. Yine ilk sıralarımda ama benin zevk anlaşıyım biraz fazla dönek. Kendime güvenemiyorum bu konuda, bu gün ayy harika dediğime yarın yok yaa o kadar da harika değilmiş diyebiliyorum. Hayat kurallar koymak için çok kısa değil mi: )
Bu arada en zevkle fotoğraflanan rengin Mavi ve Yeşil olduğuna karar verdim.  Sabahtan akşama mavili objeleri fotoğraflayabilirim yani. Öyle huzur veriyor ki, ayrıca soğuk renk olduğu için beyaz ayarı yapmak turuncu ve kırmızıya göre çok daha kolay oluyor.



Mavili fotoğrafları görmek için can atıyorum. Her ne kadar şu üç gün çok yoğun olsam da yarın muhtemelen sabahlayacak ve ihale için yollara düşecek olsam da her fırsat bulduğumda instagramdaki paylaşımlara bakmaya çalışacağım… Siz de buyurun efendim…

Haftanız unutulmaz geçsin…




This week's color is blue.

I have mentioned a competition organized by Tchibo Turkey. (Unfortunately it is only valid in Turkey.) You can see all details in here.

Last week color was orange and this week, we will find blue objects inside the life... It is so enjoyable.
Blue is one of my favorite colours. My favorites are very variable generally but I surely say that. blue objects always helped me feel peaceful.

I'm pretty excited for this week. It will be great to see instagram sharings with blue color.


Have a great week…








Buralardayım gibi ama yokum!


 

Resmen serseme döndüm. Çat oradayım çat burada. İstanbul’da olduğum zamanlar harıl harıl çalışıyorum, Ağustos’un 19’una kadar da aynı yoğunluk devam edecek hatta sonrasında da bekleyen işler var ama şu anda çalıştığım kadar stresli olmayacak, yani ben öyle hayal ediyorum.

Fırsat bulduğumda, haftasonları ya da patronla yaptığımız sıkı pazarlıklar sonucu koparttığın bir iki gün de soluğu hemen Altınoluk’ta alıyorum. Orada işlerden, hayattan, hır gürden öyle bir kopuyorum ki…

Mesela Cuma akşamı çıktık yola ilk kez direk Altınoluk’a gittik, gece 3 gibi oradaydık, sonra ben Pazar akşamı tekrar döndüm İstanbul’a, bu akşam da tekrar geri… Amannnn olacaksa fiziksel yorgunluk olsun, yatınca geçiyor, Allah gönül yorgunluğu vermesin: )

İçim içimi yiyor buraları çok boşladım diye, güzel güzel mailler alıyorum nerelerdesin, iyi misin gibilerinden… İyiyim demek için iki arada bir derede yazıyorum bu posttu da. Mesaj atan mail yazan herkeslere çok çok teşekkürler… Özellikle Zeynep sana: ) Mailinde öyle büyük laflar etmişsin ki cevap yazmaman için ben de post yazayım bari dedim…  Yazdıklarını okumak büyük zevk bilesin…

Ayy aklıma gelmişken de yazayım; Cumartesi günü annem, ben, Funda oturuyoruz havadan sudan muhabbet ediyoruz, annem şöyle bir şey anlattı; Bir tanıdığımızın damadının annelerinin yazlığındaki deniz çok küçükmüş, anca 3 kişi sığıyormuş, damat da uzun boylu tabi zor sığıyormuş denize o yüzden tanıdıklarımıza yani kayınvalidelerinin yazlığındaki denize gidiyormuş yüzmeye!!!!!

Anne o havuz olmasın dedik, ne havuzu yalan mı söyleyeceğim onların havuzu yok ki deniz o deniz dedi, biz de sustuk…  Nasıl bir dünyaları var yarabbim….

Hepinizin Ramazan Bayramı Kutlu olsun…
 
I'm still in the same situation.  I'm working very hard in Istanbul and when I find a little break during weekend or get work permit a couple days from my boss, we go to Altinoluk (to my parents home).

Last Friday, we went to Altinoluk - I returned Sunday night to Istanbul and today I will go again for Ramadan Bairam. We will be in holiday until Monday.

But I am hopeful, these busy days will have finished 19 of August and we can see each other more often in here...

See you soon...
 
 




Ne olursa olsun Renk için olsun...



 
 
Renkleri seviyorum, şeftaliyi, inciri, zeytin yağlı pırasayı  ya da ne bileyim yüzmeyi, yürümeyi, film izlemeyi sevdiğim gibi… Etrafımdaki renklerin enerjisi anında ruh halimi etkiliyor benim. Ne olduğunun önemi yok sadece renk önemli.
Mesela şu fotoğraflarda gördüğünüz birbiri ile alakası olmayan ıvır zıvırla oynamak hoşuma gidiyor, mutlu ediyor beni…

Bazen bir renk öne çıkıyor, bu yılın modası şu renk diyorlar… İlk başlarda o renge karşı pek de bir hissin yokken, göre göre gözün onu arar oluyor, bir yastığın ucunda, kalemin tepesinde, bardağın deseninde o rengi gördüğünde hoşuna gidiyor, almak, sahip olmak istiyorsun, aslında senin aldığın bardak falan değil, renk…

Hep diyorum ya çok fazla fotoğrafa bakıyorum diye (gerçi şu sıralar çalışmaktan evin yolunu zor buluyorum ya neyse), fotoğraflar arasında gezinirken bazen çok basit bir fotoğraf beni benden alıveriyor, bu bir mandal bile oluyor bazen. O zaman gözlerimi şöyle şaşı gibi yapıyorum, nesne bulanıklaşıyor, sadece renk olarak görüyorum onu, işte diyorum esas bu hoşuma giden;  renkler ve kompozisyon…  (Anlatım biraz saçma oldu, bu ne anlatıyor falan diyebilirsiniz yani kabulümdür)

Sonra dikkatimi çeken bir şey daha var. Herkes pastel renkleri görünce hafiften gevşiyor, yumuşuyor, mutlu oluyor, ama sıra onları kullanmaya gelince ürkek davranıyor, yani çoğumuz…  Sanki utanıyoruz pembe bir şey giymeye, mavi bir buzdolabı, sarı bir sandalye almaya… Ağır ablayız ya milletçe…

İşte bu noktada kültürler işin içine giriyor… Kültürlerin oluşmasında da en büyük etken iklim (yani yine bence) insanlar yaşadıkları yerin iklim koşullarına göre hayata tutunuyorlar. Mesela kuzey ülkeleri bize göre daha fazla kullanıyor beyazı, açık uçuk ve canlı renkleri.. Hem giysilerinde hem evlerinde… Bunun ilk nedeni havanın çoğunlukla kapalı olması, kışın uzun sürmesi… erkenden hava kararıyor, sabahları da pek güneş yüzü gördükleri yok gariplerin, eee kendi dünyalarını renklendiriyorlar bu sefer. Evleri cıvıl cıvıl…

Güneye indikçe renkler koyulaşıyor, İspanya, Brezilya, Güney Afrika, Biz … sonra Arap ülkeleri… Düşünün burada yaşayan insanları ve evlerini, kullanılan renkler, siyah, kırmızı, yeşil, kahve taş çatlasın krem.. Bizim soft rengimiz krem yani.

 
Şimdi camdan dışarıya bakıyorum, yolun ortasındaki yeşilliğe çiçek ekmişler, çiçek ne güzel bir şey  bakınca mutlu olmam gerek değil mi, ama gelin görün ki çiçek topluluğu, koyu kırmızı renkte ateş çiçekleri, yanında portakal rengi ve limon sarısı kasımpatılardan oluşuyor. Normalde bu renklerin bazı tonları bir arada güzel durabilir ama bu tonlar tam bir facia, yok bakıyorum ve beni mutlu etmiyor bu çiçekler… Neymiş, isterse çalı çırpı olsun eğer renkleri ruhumu okşuyorsa, içimden devamlı ona bakmaklıyım hissi geçiyorsa tamamdır.

Amaaaa… Bundan birkaç yıl, hatta birkaç ay sonra bir anda sevebilirim o kombindeki renkleri… Fotoğraflara bakarken karşıma sık çıkmaya başlarsa, hoş kompozisyonlarda, değişik objelerle, farklı mekanlarda göre göre gözüme hoş görünmeye başlayıverir… ( işte burada da görsel reklamın ne kadar önemli olduğu konusu giriyor işin içine, bir ürününüz varsa onu satmanızın en iyi yolu, mümkün olduğunca çok ürününüze ait hoş fotoğrafların etrafta dolanması ve insanlarla buluşması… Öyle vitrin yaptım, dükkan açtım, hani müşteri olayı bitti bitiyor bence)

İşlerden sıkıldım bir nefes alayım diye yazmaya başladım ama başı sonu belli olmayan karman çorman birşeyler çıktı ortaya.. Öyle koptum yazıyorum ben…



Geçenlerde, aslında epey oluyor, Bebek’te yürüyordum hızlı hızlı, bir takanın içinde küçük bir bez parçası gördüm, yürüdüm geçtim, sonra o bez parçası gözümün önünde canlandı, aaa nasılda hoş renkler aslında, tam da retro tarz falan diye düşünmeye başladım, sevdim yani o pis kumaş parçasını. Sonra o kumaş parçasının renginden, deseninden yola çıkarak aman bir hayaller, bir düşünmeler, bir konudan konuya atlamalar… Yol nasıl bitti anlamadım. Bak yolumu renklendirdi o kumaş…

Yani bence ne alırsanız alın, ne yaparsanız yapın, rengi için olsun…  olsun diye olmasın yani: )

 


You know,as I said all the time, I love the colors. Like to love fruit, walking, swiming or watching movie... It is very important for my life. My mood is affected by the surrounding colors...
Playing with the colors make me happy, relax and peaceful...

Yes this post is about colors... I have written my thoughts and memories on the subject but it is difficult to translate all words to English for me, in these days I'm very busy at the office and I could find this little break, I'm sorry…
 
 
 
 

Bugün Bunu Sevdim - PEMBE




1 | 2 | 3 | 4
 
 
 

 
Renklerle meditasyon yapıyorum ben bazen… Siz de deneyin, sürekli böyle pudra renkli, beyaz, açık uçuk mavi, nil yeşili, pembe renkli şeylere bakın… bakın… bakın… İyi geliyor.

Güzel bir hafta olsun bu…

NOT: Bu arada  bravo valla, çok bilen oldu Cuma günkü sorumu, bu kadarını beklemiyordum… Bayramda bizimkilerin yanlarına gideyim geleyim daha zorlarını soracağım size…

Yarın yorumları okursunuz, kazananı da en kısa zamanda açıklamak istiyorum, hadi bakalım inşallah…

 
 

Sometimes I am trying to meditate with colors . Let's try! Look at rose, white, clear pale blue, nile green, pink color images for a while... You'll fell good...
 
I'm sure, this will be lovely week.



 

 

Beklemedeyim.. Tamam...







Bazen bilgisayar ekranının başında dehşete düşüyorum.. O kadar güzel, inanılmaz şeylerle karşılaşıyorum ki.
Bazen de içim sıkılıyor...
Güzellikler karşısında yapacak hiç bir şeyim yok. Şimdi mesela bu çiçeklere, bu renklere bakarız bakarız, ayy çok güzeller deriz, eee sonra... Yesen yenmiyor da...
Renkler, onların birbiri ile uyumu hayatın anlamı... Her duygunun bir rengi var.. Bu gördükleriniz tek kelimeyle mutluluğu anlatıyor...
En basit bir şey bile rengi ile başımızı döndürebiliyor. Mumluklara bakın... Dümdüz camken pazarda görsek başımızı çevirip bakmayız bile. Ama birazcık renk onları nasıl da sevilesi yapmış.





Kaynak ; Armasdesign


Çiçeklerin arkasındaki tablo Michelle Armas'a ait. Renkleri o kadar güzel kullanıyor ki eserlerine hayran olmamak imkansız. Ressam olsaydım onun eserlerine benzer şeyler yapmak isterdim...
İnşallah emekliliğimde hayalimdeki gibi bir yerde yaşarsam, sabahtan akşama rengarenk boyaların içinde kaybolmak istiyorum. Beni takip edin çok ünlü olmayı planlıyorum:) Elbet bir gün içimdekileri dışa vuracağım.. şu anda sadece beklemedeyim o kadar... (bu da züğürt tesellisi oluyor sanırım...)

Kısacası bu güzellikler karşısında tek yapabileceğimiz onları görebildiğimiz ve hissettirdikleri için şükretmek... Gözlerimi çok seviyorum...

Herkese rengarenk bir hafta diliyorum...





Sometimes I am terrified opposite of the computer screen. I am seeing a lot of incredible, beautiful things... But Sometimes I feel desperate... I can not do anything in the view of beauty.
These flowers, for example...
We can look at these lovely colors and we can say only what a nice thing.. that's all.
We can not eat them ....

Colours and their harmony with each other I think ; the meaning of life ...
Every emotion has a color. These images explains the happiness in one word ...
Even the most simple thing with the colors can be unique. For example these simple candle holders, how the colors made them lovely.

The painting of the behind the flowers is belong to Michelle Armas. Colors are so beautiful. It is not possible not to admire her works.

If I were a painter. I'd like to do something similar to the works of her.
I hope when I will be retired, if I can live my dream place, that time I will play with colors from the morning to night. I want to get lost in colors. Follow me, one day I can be very famous. Now I am just waiting:) (I think, This is a consolation for the impecunious )

In short, in the face of this beauty, we can be thankful... I love my eyes ...

Happy colorful week....



Bakın Ne Buldum!



Şu sıralar gözüm makarondan başka bir şey görmüyor.  Bu harika tabloyu da görür görmez sizlerle paylaşmak istedim.

At these times I am always thinking about macaron. I wanted to share this wonderful chart with you on sight...









Kelebekten tablo yaptım kendimi bişey sandım...





Cuma akşamı saat 2 sularında çoştum internetten bulduğum bu kelebeği bir kartonun üstüne çizip kalıp çıkattım. Sonra da Londra'dan aldığım renkli kağıtlara çizip kestim. Sabah bir tane de beyaz kağıdın üstüne çizip renkli keçeli kalemler ile rengarenk boyadım.

Bütün evi kelebeklerle donatabilirdim..  Ama fotoğraflarını çekmeye başlayınca kelebek yapmayı bıraktım.



Londra'da en sevdiğimiz mağaza Tiger Store mağazasıydı. Buranın bir milyoncuları gibi birşey. Bir sürü birbirinden alakasız şeyi çok uygun fiyata bulabileceğiniz bir yer. Ben İstanbul'da bir türlü origami kağıdı bulamamış, bunun üzerine ETSY'den pdf dosyaları satın alıp renkli çıktılar almıştım. Gereksiz fazla para vererek yani.. Arkadaşımız bizi Tiger'a götürdüğünde kendimi kaybettim resmen. İlk bu origami kağıtlarına saldırdım..

İşte bu kelebekler o kağıtlardan kesildi. Basit olan herşey ne güzel oluyor değil mi? Çok fazla detaya gerek yok. Kes yapıştır ve gülümse...
Bu kelebekler benim haftasonumu neşelendirdi.




on Saturday morning around 2 o'clock, I found a butterfly from internet. I drew it on the thick paper for mold then I cut off it from origami paper which bought from London.
In the morning,  on the white paper I drew another one and painted colorfully with felt-tip pens.
I could covered all over my home with these lovely butterflies.  But I stopped doing this when I started to take their photos.



When we went to London, our favori store was Tiger-store. You can find a lot of things unrelated to each other in this place, also very affordable price.
I could not find any origami paper in Istanbul.  Therefore I bought some pdf file which has a nice pattern from ETSY by giving more money that is unnecessary ..
When we went to Tiger Store I officially lost myself. my first attacked to origami papers ..
Anyway; these lovely butterflies has been cut off Tiger's origami papers.
What a beautiful is everything that is simple is not it? No need for too many details. Cut and paste, and smile ...

 These butterflies made me happy last weekend.




Daha fazlası için flickr hesabıma bakabilirsiniz.

If you want to see more you can look at my flickr acount.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...