el işi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
el işi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Benim Güzel Peçetelerim - My Lovely Napkins





Bu güzelleri işleyeli epey oluyor. Hatırlarsınız bir ara durmaksızın nakış yapıyordum. Gerçi dikiş dikmeyi de örmeyi de seviyorum ama bir sıraya koyarsak en çok nakış işi beni rahatlatıyor. Çok zevk alıyorum yaparken. Bir kere ne yapacağın belli, şablonu aktarıyorsun kumaşa sonra tek derdin iplerin renklerini seçmek. Ben DMC’nin Muline kullanıyorum. Motife göre kat sayısını değiştiriyorum, çoğunu da kafama göre yapıyorum. Kitaplardaki ya da herhangi bir yerden bulduğum desenlerdeki renklere bağlı kalmayı pek sevmiyorum.


Bana en çok gelen sorulardan biri motif ve desenlerin kumaşa nasıl aktarıldığı. Aslında internette yığınla kaynak var bu konuda. Ben genelde beyaz kumaş üstüne nakış yapmayı tercih ettiğimden en kolay aktarma metodunu kullanıyorum. Deseni Kumaşın altına koyup ısı ile silinen kalem ile deseni kumaşa çiziyorum sonra ütüleyince hop uçuyor izler. Tüm kırtasiyelerde bulabilirsiniz bu kalemi.




Eğer kumaş koyu renkli ise yapacağınız birkaç yöntem var. Transfer kalemi kullanabilirsiniz mesela,  ya da karbon kağıdı, su ile yıkandığında eriyen telalar var, çoğu kişi bunları kullanıyor.
Siz şuralara bir bakın iyisi mi ; 1234 



Ben bu peçeteleri yılbaşı öncesi birkaç arkadaşıma hediye olarak işledim, bir iki tane de kendime kaldı. Kitabı hatırlarsınız belki, hani yayıncısı Tuva Yayıncılık olan Susan Bates’in “Modern Nakışlar “ kitabı. Hakkında daha önce birkaç post yapmıştım oralarda içinde neler neler var, ben neler işlemişim görebilirsiniz. ( O zaman buyrun buraya ; 123 )

Şimdi yeni bir nakış projem kenarda beni bekliyor. Bu seferkinin desenini kendim çizdim. Eğer ortaya sevdiğim bir şey çıkarsa sizlerle de paylaşırım.

Haydi gününüz harika geçsin...


I have made these lovelies a long time ago but I completely forgot to share them with you.
I had made a lot of napkins with these lovely pattern from Susan Bates book which is called Beautiful Stitches.( Publisher is Tuva Yayincilik)

I gave most of them as gifts to my friends, I have just a few...



I love sewing, crochet and embroidery but if I had to choose, embroidery is my favorite. It relaxes me a lot. I can make it everywhere, just need a piece of threads, fabric and a hoop.
I am usually using DMC Cotton Embroidery Floss, they have various lovely colors.
I'm getting a lot of questions, related to the embroidery pattern transferred to fabric. There are many sources on internet, for example; 1 - 2 - 3

I generally use white fabric, so I can transfer my pattern on my fabric with my Heat Erasable Marking Pen.
Now I am planning to make a new embroidery which is pattern belongs to me. If it is nice I also share with you: )

You can see more pictures or what I made from this beautiful book on my previous posts; 1 - 2 - 3 .


All the best...




Yeni Favorimiz Woolly - Our New Favorite Woolly



Funda da ben de ne örgü işinde, ne de dikiş işinde uzman değiliz ama geç de olsa her geçen gün yeni bir şey öğreniyor, harika keşiflerde bulunuyoruz.

Küçükken bebeklerle oynamayı çok severdim, hiç abartmıyorum (muhtemelen buraya da yazmışımdır daha önce) taa lise 2’ye kadar evcilik oynadım ben. Bebeklerimle yatardım. Devamlı onlarla ilgili hayaller kurardım. Onlara öyle şeyler dikip örerdim ki şimdi düşününce şaşırıyorum nasıl yaptığıma.


Barbilere biz mahallede manken bebek derdik. Manken bebeğime bir elbise örmüştüm minik şişlerle, kırmızı beyaz desenli, kayık yaka, truvakar kol!!!  Naylon defter kabından kapüşonlu yağmurluk yapmıştım sonra. Üzerine renkli keçeli kalemlerle yazılar yazdığım çantalar da dikmiştim de Funda kıskançlıktan çatlamıştı. Gerçi kendisi o sıralarda 30 el tavla oynayıp fiskos sehpasına dantel örtü örmek ile meşguldü bilmiş bilmiş… Hiç gelemem uzun süreli işlere…



Liseden sonra uzuuuun bir ara verdim el işlerine. Üniversite yılları, sonrasında yoğun tempolu bir iş hayatı derken bi haber yaşadım, kumaşlardan, yünlerden, kağıtlardan… Ta ki 4 yıl öncesine kadar. Bu arada yoğunluktan bloğumun 4. Yılını da kutlayamadım burada, artık 5. yılda büyük parti veririm.




Neyse işte şimdilerde bu zevkten mahrum kaldığımız yılların acısını çıkartırcasına, örüp-dikiyoruz. Son keşfimizse DMC Woolly Örgü iplikleri.  %100 saf yün, yumuşacık ve öyle güzel renkleri var ki hayran kalırsınız. Funda ile kapışıyoruz ipleri ben öreceğim sen öreceksin diye. Şimdilerde ikimizin elinde de yarım işler var onları tamamlar tamamlamaz bir bebek battaniyesi yapacağız bu iplerle, şöyle minik ama sevimli bir şey… Ben hafiften denemelere başladım bile… Hele bir örmeye başlayalım, iyice hakim olayım iplere size daha detaylı bilgi de vereceğim sonraki postlarda.



Bu yünlerin renk kartelası için DMC’nin Türkiye temsilcisi Tuva Tekstil’in web sitesine, yani buraya bakabilirsiniz ve eğer siz de benim gibi online alışverişi seviyor, oturduğum yerden sakin sakin seçeyim diyorsanız www.goblen.com  adresinden buraya bir göz atın derim. Bir çoğunuz bu siteyi biliyordur belki ama ben yine de bilmeyenleri haberdar edeyim istedim. Sattıkları ürünler kaliteli, seçenek çok ve en önemlisi inanılmaz hızlılar. Şimdiye kadar hiçbir problem yaşamadım. Hani bana sık sık soruyorsunuz ya malzemeleri nereden alıyorsun diye işte büyük bir kısmını bu siteden alıyorum.

Yarın hava çok soğuyacakmış, kar geliyor diyorlar, acayip bir grip salgını var herkes kendine dikkat etsin ona göre... 
Haftanız bol keyifli geçsin...


Neither I, nor my sister Funda, we're not an experts in knitting or sewing. We're just discovering a new thing in this wonderful world day-to-day...

When I was a child I used to play with my dolly from morning to evening, even sleep with her. I had knitted a patterned dress with red and white colours, boat-neck, three quarter sleeve!! (Yes I made) and I had sewed a raincoat from a nylon notebook cover for my Barbie ...
After the highschool, I stayed away from all these crafts for a long time, because of university life and intense work pressure...


I've entered into this wonderful world again 4 years ago with my blog and now, I'm so happy with my fabrics, papers and yarns... I want to make many things like sewing a soft toy or crocheted tote bag or learn how to use photoshop... I wish I have more time...

Anyway, here is my new discovery; DMC Woolly yarns... They are so beautiful, aren't they?  We are planning to make a baby blanket with them. I'm very excited and I can not wait to get started.

I’m wishing all of you have a wonderful new week...



Amy'nin Sevimli Dikiş Projeleri - Sweetly Stitched Handmades by Amy



Bugüne kadar çoooktan bir kitabının olması gerekiyordu. Neden yok, neden yok diye düşünüp duruyordum, sonra bir gün bir baktım instagramda ” işte benim yeni kitabım” diye bir fotoğraf paylaşmış!  Nasıl mutlu oldum anlatamam… Sonunda  Amy'nin kitabı çıkmış hem de Tuva Yayıncılık'tan...


Heyecanla kitabın satışa çıkmasını bekledim çıkar çıkmaz da satın aldım. Adı; Sevimli Dikiş Projeleri, tam sevmelik bir kitap, içinde gerçekten de birbirinden sevimli öyle güzel dikiş projeleri var ki ben henüz bakmaktan yapma aşamasına geçemedim. Gerçi ben Amy kadar profesyonel bir terzi değilim. Ama ilk fırsatta bir iki projesini elimden geldiğince denemek istiyorum.


Sanki herkes Amy’yi tanıyormuş gibi direk konuya girdim. Aynı şeyi kardeşimde de yapıyorum. Sanki herkes Fundayı tanıyormuş gibi, bir şey anlatırken işte Funda’yla şöyle yaptık, şunu yedik, buraya gittik diye bodoslama giriyorum konuya…

Neyse işte Amy nana Company Bloğunun sahibi. Dikiş konusuna birazcık merakınız var ise, cicili bicili kumaşları, çocuklar için yapılmış şeyleri, güzel kurdela, düğme, ve boncukları seviyorsanız bir şekilde Amy’nin fotoğrafları ile karşılaşmışsınızdır. Ben bazen giriyorum onun flickr hesabına, saatlerce bakıyorum fotoğraflarına, en sona kadar gidiyorum. Her defasında da  hayranlığım bir kat daha artıyor.


Ben kitabı www.goblen.com sitesinden aldım. Bir çok tuafiyede satışı varmış. Eğer ingilizcesini isterseniz de, Amazon, Book Depository, Barnes and Noble’ın sitesine bakabilirsiniz.

Bu sıralar işlerim çok yoğun, önümüzdeki hafta büyük bir ihalemiz var o yüzden ne instagram da ne de blogda yorumlara cevap veremedim.  Bu postu da öğle arasına çıkmayıp yazmaya çalışıyorum simit peynir eşliğinde… En kısa zamanda işleri hafifletip döneceğim aranıza yani: )


For a long time, I was wondering, why she has not got a book. I think, She really deserves so much more than this...
Yes, I'm talking about Amy! She is amazing and finally she has a book which called "Sweetly Stitched Handmades".


When I saw her book image on instagram, I was very excited, because its publishing company is a Turkish Company which called "Tuva Publishing" So her book published also in Turkish!!! How amazing!
I'm not as good as Amy about sewing but I can not wait to try a few of her projects.

Most of you already knows her, especially lovers of cute fabrics, sewn wonderful things for children, beautiful haberdashery materials and amazing images... Amy is owner of nana Company Blog and her many projects has published on many books and magazines...



A little overview of this lovely book is here;
Sweetly Stitched Handmades includes 18 original designs that incorporate Amy Sinibaldi’s love for patchwork and embroidery, natural linen, and a carefully chosen color palette of patterns and prints. The projects range in difficulty so that a beginning sewer may easily complete a few projects from start to finish, while others are more difficult and a more advanced sewer may be challenged to learn some new techniques. Projects include a color-block baby quilt, a crayon-castle caddy, a jam-jar pincushion, an airmail tote bag, and a simple “Home Sweet Home” embroidery.



I bought it on www.goblen.com website as in Turkish and if you have it as in English, it is available for pre-order at: Amazon, Book Depository and Barnes and Noble.


I'm sure you'll love it as me…



Duvarıma Kuş Kondu - Mobile for your kids...




Geçenlerde yaptım bu duvar süsünü, sırf bu desenli bantlarla oynamak hoşuma gidiyor diye… Öylesine yapıştırıyordum kartonun üstüne dur şekiller keseyim dedim. Kuş, bulut kestim, pek sevdim. Bunları duvara asayım bari bir süre seyredeyim dedim, bu çıktı ortaya.



Hatta sonra tekrar bir arkadaşımın kızı için yaptım işte o zaman da yapım aşamalarını fotoğrafladım.

Fotoğraflar zaten her şeyi anlatıyor, şimdi buraya tek tek yazmama gerek yok sanırım. Yooo ben yazarım da siz okurmusunuz bilmem. Zira ben çoğunlukla fotoğraflardan anlamaya çalışıyorum böyle şeyleri, eğer takılırsam okuyorum genelde…


Son zamanlarda bloğuma daha çok zaman ayıracağım dedikçe daha az post koymaya başladım, daha az üretiyorum! Bunun da nedeni belli, konsantrasyonum başka taraflarda. Şu son 2 aydır 2 farklı derginin 4 farklı sayısı için ve craft cafe için projeler hazırladım. Bu çok güzel bir şey biliyorum, şımarıklılık da yapmak istemiyorum ama ben eski halimi özledim. Tam zamanlı çalışınca bu tarz projeler çok yıpratıcı oluyor. Bir de ben fazla ince eleyip sık dokuyan biriyim, ufacık bir şeye bir takılıyorum ayyy surat düşüyor, içine kapanmalar falan başlıyor. Eğer tatmin olmazsam vay halime… Tam bir görev insanıyım biri benden bir şey istedi mi hemen ceketin düğmesini ilikleyip emriniz olur efendim diyerekten işe koyuluyorum, hayır yapamam benim kitabımda yok : ( Hayır diyeceğime kendimi hırpalarım olur biter, yani aklı olan benden bir şeyler ister J Funda mesela bu konu da süper, akşam ikimiz yan yana koltuklarda oturuyoruz, ee bana ne ikram edeceksin bu akşam diyor, ben hemen ayağa kalkıp, ay ne yapsam diye mutfağa koşuyorum…)


Yapmak istediğim yığınla şey var ama enerjim yok, aklımdakileri tamamlamadan da yeni şeylere başlayamıyorum. Şu yılın en güzel zamanlarını bile tam anlamayla hissedemedim çünkü ben bahar ayını yaşamaya başladım, o dergilerin bahar sayıları için: )

Bir iş zorunluluk olunca tadı kaçıyor. Ben içimden gelerek bir şeyler yapmayı seviyorum, yapmam gerek dediğim anda geriliyorum, ateş basıyor, stres diz boyu… Yani bu son hafta, elimdekileri teslim ettikten sonra bir süre canım ne istersen onu yapacağım. Yapam gerek diye bir cümle kurmayacağım. Keyfimin kahyası olacağım. 
Ee hadi inşallah…




I had made this mobile a few weeks ago. I love to play with washi tapes and I made this mobile just for this: )
It is so easy as you seen in the images... I think no need to describe all steps but if you need help please write me...
It will be pretty for your kids rooms, isn't it?

In the meantime, I feel myself very tired. I lost my balance between my blog and job...
I've recently prepared projects for 4 different editions of two different magazines. I know this is a wonderful thing, I'm very honored to be a part of those great magazines but it was very difficult to complete projects while working full time in another job during all week. I have only weekends for take photos and I should edit them my evenings... It was a great experience but I want to do whatever I want without any obligation and enjoy the most wonderful time of year.

I will have submitted my all documents and images by early next week.
After submitting, I'm going to spend more time for my blog and hopefully I can returned my past routine as soon as.


See you soon...







Sanki Bir Rüya - Like A Dream - Mollie Makes Home 3





Hemen hemen bir yıl önce size Mollie Makes Home’un 2. sayısından bahsetmiştim burada. Ben o gün siparişini vermiştim, kısa süre sonra da elimdeydi. Tam bir yıldır sehpadan hiç kalkmadı kendisi, durup durup baktım, her baktığımda mest oldum…

Mollie Makes Home dergi ile kitap karışımı bir şey, zaten “bookazine “ diyorlar. Aylık el işleri ile ilgili derginin yanında bu tarz farklı konularda bookazine’ler çıkartıyor Mollie Makes, ben ilgimi çekenleri mutlaka almaya çalışıyorum, ne zaman alsam da inanılmaz mutlu oluyorum sayfalarında kayboldukça...
İşte geçen sene biri bana seneye bu kitap-dergi’nin  içinde senin de bir projen olacak dese hı hıı der geçerdim. Şimdi ise heyecanla postanın gelmesini bekliyorum.

Geçtiğimiz mayıs ayında aldığım bir email ve sonrasındaki yoğun 3 hafta inanılmaz heyecan vericiydi.  Sonucu henüz görmedim ama benim için harika ve unutulmaz bir deneyim oldu.

Mollie Makes Home editöründen teklif mesajını aldıktan sonra sanırım ekipten 10 küsür kişi ile yazıştım, o kadar profesyoneller ki her konunun ilgilisi başka. Sözleşmeler, formlar, anlaşmalar… Resmen başım döndü. Kendimi yurtdışından bir firma ile Avrupa Birliği ihalelerine hazırlanıyormuş gibi hissettim. Neyseki o konuda tecrübeliyim: ) Ne istedilerse ihale dosyası sunar gibi sundum!

En zoru ne yapılacağına karar vermekti  ve zamanımız çok azdı, o yüzden hem basit ve şirin olsun, hem de rahat fotoğraflansın istedik. Evet istedik diyorum aslında bu Funda ile ikimizin projesi. İkimiz de hem gerildik, hem çok zevk aldık. Sonuçta ortaya şu fotoğrafta gördüğünüz” Tablet Kılıfı” çıktı. İlk önce bir taneyi tamamladık, baktık oluyor, onun fotoğraflarını çektim, sonra tekrar başladık, bu sefer tek tek yapım aşamalarını fotoğrafladım. Gerisi terimler, anlatım ve düzenleme…

Bana bu fırsatı verdikleri , destekleri ve anlayışları için özellikle geçen sayıda olduğu gibi bu sayıda da misafir editörlük yapan “Patchwork Harmony” blogunun sahibi ve 91Magazin’in editörü Caroline’e ve tüm Mollie Makes ekibine çok çok teşekkür etmek istiyorum. Orada olmak benim için gerçekten büyük bir onur.

Ben her ay düzenli olarak Mollie Makes dergisi alıyorum www.myfavoritemagazines.co.uk sitesinden. Mollie Makes Home 3 ‘de dün satışa çıktı hem de 91 Magazin dergisinin ilk basılı sayısı ile birlikte. Eğer almak isterseniz hemen alın çünkü şu anda tüm ürünlerde indirim var. İndirim kodu olan “summer30” u yazıp bu dergimsi kitabı çok uygun fiyata alabiliyorsunuz ve sonra hevesle elinize ulaşacağı günü bekliyorsunuz…

İyi haftasonları...

NOT: Eğer bu tablet kılıfına sahip olmak isteyenleriniz olursa önümüzdeki hafta deconohut’a bakabilirler…





I had mentioned "Mollie Makes Home 2" in here, almost a year ago... and at that time,  If someone had told me;  one of your projects was going to be on the next issue of "Mollie Makes Home", I would have not believed.

I'm very honored to be part of the last Mollie Makes Home issue with a crochet project.
It is a crochet gadget case as you seen image... I could not see it on bookazine yet so I'm still very excited. I can not wait to hold it in my hands...

It was really quite an important experience for me. I would like to thank you for this great opportunity, their support and understanding to firstly dear Caroline and the team at Mollie Makes.
You've already known Caroline who is editor of "91 Magazine"and "Patchwork HarmonyBlog".  She is guest editor of this issue like before and I'm sure that she did great job as usual... I am grateful to her...

And also a good news! Mollie Makes and Caroline have collaborated to bring us the FIRST EVER print issue of 91 Magazine! with this bookazine... Great....

I have a subscription for Mollie Makes Magzine on "myfavoritemagazines" and If you have this bookazine, do not be late, currently have a sale on all products on this website...

Have a wonderful weekend...


P.S. ; I you want to buy this gadget case, it will be listed on my ETSY shop the next week...






...to be continued...


 
 
Sonra bu geldi, yaa defterim çantamın içinde çok kirleniyor kıyamıyorum şuna da bir kılıf diksene dedi. Tam da telefon kılıfı dikmekten bunaldığım zamanlar. Tamam dikeyim dedim.

Ben zaten ilk deneyimleri seviyorum, yaptığım bir şeyi tekrar yapmak benim için bir eziyet. Mesela auto-cad ile çizim yapmayı severdim ama hep aynı şeyi çizdiğimde bunalırdım bana çizmem için konumun dışında, bilmediğim birşeyleri verdiklerinde daha hoşuma giderdi, ona daha bir özenirdim.

Dikiş işinde de öyleyim. Mesela kesinlikle şimdi şu kumaşı keseyim hazır olsun yarın da onu dikerim dediğim hiç birşeyi dikmedim. Öyle kesilmiş kaldı. Sözüm ona kestim ya, nasılsa hedefe girdi dikilecek,  sonuç  az buçuk belli, bildiğim şeyi yapmak yerine yeni bir şey dikmek beni daha çok heyecanlandırıyor…

Böyle çok şey vardır, hayal aşamasında kalıp, hevesim kaçıp yapmadığım.

Ayy amma uzattım.. Neyse işte niyetlendim deftere kılıf dikmeye… Şu kumaştan mı olsun, bu mu olsun derken, yıllar önce Bennetton’dan aldığımız atmayı düşündüğümüz bir çanta aklımıza geldi, ön cebi koyu lavicert kadife, onu kestik çıkarttık, ölçtük tam ihtiyacım kadar… içine de poplin kumaş koydum sonra ucunada bir delik zımba, ayy pek bir havalı oldu : )

Fotoğraflarda kadifenin rengi koyu çıkmış, aslında çok tatlı bir lacivert. Kolay kolay da kirini göstermeyecek cinsten...
 
 

Yapınca oluyor işte, almak istesen, neyse parası vereceğim desen bulamayacağın bir şey. Hem illa dikiş makinanın olmasına bile gerek yok bunu dikmek için. Çok sık bir şekilde elde de dikilebilir.

Bu dikişleri hep akşam yaptığım için yapım aşamalarını koyamıyorum. Sevmiyorum akşam çekilmiş fotoğrafları. Ama sormak istediğiniz şeyler olursa sorun elimden geldiğince cevaplarım.

Haaa kılıf olayı burada bitti sanmayın sakın...
 
 

This time, my little sister wanted another case for her notebook from me. I always like to try something different. I had been bored to sew cell phone cases: )

I used the front velvet pocket of my old handbag for its outside. For inside, I used pretty floral fabric. We liked it so much.

So simple but useful, you can use it also for your ipad.

My case adventures will be continued...
 
 
 
 
 
 
 

Benekli Takım!

 


Resmen konsantrasyonum bozuldu, ne yapıyordum, ne yazıyordum, nasıl post hazırlıyordum sanki hepsi aklımdan uçtu gitti. İşyerinde harıl harıl çalışıyorum, akşamları ise evde habire birşeyler dikiyorum. Diyorum ETSY’de bir dükkan mı açsam?? En azından dikmek için amacım olur ama o konuyla ilgilenecek zaman da bulamıyorum bir türlü. Ben de canım ne isterse onu dikiyorum, kız çocukları için çantalar dikmiştim, hepsini dağıttım, mama önlüğüne takmıştım sonra bir ara, şimdi yine yastık dikiyorum… Haa bir hafta boyunca da habire kılıf diktim herşeye, dur bu haftasonu eğer zaman bulabilirsem kılıfları fotoğraflayayım bari…
 

Kardeşim dikiş makinasını alalı tam bir yıl oldu ve bu süre zarfında hep evimizin baş köşesindeydi kendisi, sanki kaldırsam bir köşeye koysam unutacağım, yazık olacak gibi geldiğinden hiç gözümün önünden ayırmadım, ilişkimiz de giderek güçlendi: ) Hala herşeyi dikerim getirin modunda değilim ki, o moda gelmek epey zaman alır ve ben öyle bir şeyi hedeflemiyorum bile, ama makinanın dilinden anlıyorum artık ve son zamanlarda diktiklerimden yavaş yavaş tatmin olmaya başladım.

 
Ne alakasız bir giriş oldu bu böyle… Kaptırmışım, sanki biri sormuş gibi dikiş serüvenimi anlatıyorum burada: )

Neyse işte dikişten fırsat bulduğum, havanın açık olduğu haftasonlarında da evde oynuyorum ıvır zıvırlarla.

Şu fotoğraflarda gördüğünüz porselen demliğe biracık renk vereyim istedim birkaç hafta önce. Hani yılbaşı öncesi bir piramit kutular yapmıştım da onların üstlerini süslemiştim bu kontür boyası ile. Ben çok sevdim onu, birkaç değişik rengini de alacaktım ama bak unutmuşum. ArtDeco’nun cam kontür boyası şu tüpte gördüğünüz. Ben sadece küçük küçük benekler kondurdum demliğin üstüne sonra çok hoşuma gitti bir tanede kupayı beneklendirdim takım yaptım. 2-3 saat içinde sertleşiyor. Kibar kibar  yıkadım henüz çıkmadı boyalar, çıkarsa da yine yaparım hem zevkli hem de kolay bir iş.

Maksat değişiklik olsun, günümüz neşe ile dolsun…

 

I'm very busy at the office during all day as usual and I'm sewing some things in the evenings...

I'm thinking to have an ETSY Shop but I can not find enough time to investigate all details. 

I'm sewing what I want, cushions, tote bag for the little girls, bibs and covers for everything: )

I don't know, why I have started with this story: )

I mean, when I find enough time from sewing and other tasks, I make some little diy projects.

I loved this glass contour painting which I used it on my pyramid boxes. It is very useful. I put small dots on the tea pot and I love it so much.

Have a great day...





 

Rüya Avcısı




Hep diyorum ya benim uykum çok hafiftir diye,en ufak bir tıkırtıda uyanırım, asla uyku sersemliğim olmaz, yataktan gecenin bir yarısı bile öyle hızlı kalkarım ki sanki hiç uyumamışım, öyle muhabbetteymişim gibi. Bir keresinde annemle karşılıklı yatıyoruz gece  çok susadım, gözlerimi açmamla yataktan fırlamam bir oldu, annem deprem oldu da ben kaçıyorum sanmış zavallım nasıl korkmuş, bana da kızmıştı.
 

Neyse işte uyku öyle hafif olunca da çok rüya görüyosun tabi. Bir gecede kaç farklı rüya görüyorum bilmiyorum ama sabahları resmen yorulmuş kalkıyorum. Bir de benim rüyalar öyle hareketli, öyle saçma, öyle anlamsız oluyor ki rüyamda bile ne olduğunu anlamaya çalışırken buluyorum kendimi.

Bir kere şu kesin, akşam seyrettiğim dizi  ya da film artık her neyse onun içindeyim .Ya da ne bileyim uyurken bir şey mi düşünüyordum hemen onunla ilgili bir rüya çat kapıda. Mesela bu sabaha karşı severek takip ettiğim bir Norveçli bloggerın evindeydim.  Şu sıralar yeni eve taşındılar, rüyamda da o eve gidiyorum, küçük bir kutlama yapılıyor ama ben devamlı etrafı süzüyorum, aa diyorum bak görüyor musun azıcık eşyaları var ama ne hoş ne sade… aa mutfak o kadar da güzel değilmiş diyorum içimden, sonra yanımda Norveççe konuşuyorlar ama neredeyse aynı Türkçe. Anlıyorum çoğunu konuşmaların. Hatta onlara da söylüyorum biz de pilava pilav deriz diyorum…  

Mesela kült olmuş rüyalarım vardır, resmen senaryo gibi, yıllarca anlatmışımdır birini hele.. Şimdi size onu anlatmayacağım ama bir tanesi var ki gerçekten hatırladıkça ben de gülüyorum. Çocuktum şu Demirellerin, Erdal İnönülerin zamanı… Rüyamda makam şöförüyüm. Bildiğin öyle siyah takım elbiseli, şapkalı falan yani. Tek elim ceketin düğmesinde bisikletin önünde bekliyorum. Evet maalesef makam aracı bir bisiklet. İçimden de düşünüyorum, Şu Demirel’de Erdal Bey gibi zayıf olsa ne olacak sanki diye.  Yokuş çıkmak çok zor oluyor Demirel’i taşırken diye dertleniyorum. Sonra meclisten çıkıyorlar ilk önce Demirel’i alıp evine götürüyorum bisikletin arkasına oturmuş belime salırmış bense kan ter içinde : ( ayy ne kabustu yaaa..

Çok uzun bir giriş bölümü oldu bu: ) artık idare edin yazasım gelmiş…

Son zamanlarda gördüğüm rüyalar ise biraz daha kabusvari olmaya başladı, tabi bunda seyrettiğim “Taht Oyunları” dizisinin de etkisi büyük, ne de olsa kan gövdeyi götürüyor dizide. Ama onun dışında deprem görüyorum sıkça. Düşündüm nasıl kovarım bu kabusları diye ve bloglarda sıkça gördüğüm Rüya avcısından (Dream Catcher) yapmaya karar verdim. Hem Yatağımın başucundaki dergi sayfalarından yaptığım kalpli süs artık iyice eskimişti hem de kurdelalarla oynamak için güzel bir fırsattı.

Kızılderililerin kullandığı “Dreancatcher” Rüya avcısı anlamına geliyormuş. Söğüt çemberin üzerine el işi örgü bir ağ ve uçlarına asılan tüy ve ipler ile yatağın başucuna asılarak sahibinin daha rahat uyumasını sağlayan, kötü ruh ve kabuslardan uzak tutan mistik güce sahip bir tılsım yani.

Yaklaşık bir ay önce işte bu sabah rüyama giren SignePling bloğunda gördüğümde karar verdim bir ara yapayım bu zabazingodan diye ve kısmet şimdiyeymiş : )

Başucuma asacak yeni bir şey yapana kadar işte bu süslü rüya avcısı beni koruyacak  duyurulur…
 

My sleep is very light. I can wake up even very little noise. Because of that, I dream too much all night long. Most of them are very foolish, long and exhausting...

If I watch a film I am sure that I will see in in my dream that night. Or If I think something or someone, I know that, I will see it/her/him at the earliest opportunity: )

For example this morning, I was at one of my favorite Norwegian blogger's home. Her home was great and I understood a lot of things even though they speak Norwegian: )


In another my dream, years and years ago. I was the driver of the prime minister's authority and I was using a bicycle : )

We have been watching "The games of thrones" for a while, that's mean, my dreams are awful.

I decided to make a dreamcatcher for my bedroom. About a month ago, I saw a great dreamcatcher on SignePling blog and it was realy so nice. Her blog is amazingly wonderful and I love following her.

Have a great week...
 

 
 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...