food etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
food etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tatlı Yiyelim Tatlı Konuşalım! - Let's Talk About Sweets!




Bir ay önce falan yapmıştım bu panna cottayı, gerçi ikinci yapışım ama ilkinde görüntü pek içime sinmemişti.
Sütlü tatlıların hepsini çok seviyorum, gerçi ben tatlı seviyorum, sütlü sütsüz farketmez! Bizim evde iki gün tatlı olmasın babam çok mutsuz olur, biz Funda’yla direnmeye çalışıyoruz ama dördümüz bir aradayken, kaçarı yok her akşam yiyoruz o tatlıyı. Geçen sene bizim iki akıllı bıdık künefe yapmayı denemişler evde!! Deliriyordum duyduğumda… Yaa ne künefesi, gelmişsiniz 70 küsür yaşına, biriniz by-passlı, ha o künefeyi de yemeyiverin ne olacak… Ama yook heves etmişler bir de üstüne becerememişler, ama yine de ziyan olmasın diye kenarlarını yemişler!!! Aferin…



Kaymaklı ekmek kadayıfı yapar annem mesela, parmaklarınızı yersiniz… Kemalpaşa tatlısını da annem kadar güzel yapanına rastlamadım, şerbeti konusunda uzmanlaşmış durumda, öyle çatala takıp tepsiden kaldırırken şlap diye ses çıkmazsa yemeyiz o tatlıyı biz.

Aranızda hamile olan falan varsa yazık, benim bile yazarken ağzımın suyu aktı: )


Tarifi 40gram blogundan aldım, Ahmet’in instagram hesabı için de buraya bakabilirsiniz. Bu tarif sayesinde ilk kez jelatin satın alıp kullandım, daa da korkmam artık jelatinli tariflerden. Geçen kış çok fazla hastalıklar ile uğraşmaktan fazla kek pasta yapmamıştım. Bu sene biraz daha fazla takılayım mutfakta diyorum ama nedense yazın kilo aldık biz!!! Rejim de yapamıyoruz, bünyeye ters… Yine 5’e 2’ye başlayalım diyoruz da bir türlü o motivasyonu göremiyorum kendimde… Misal bu öğlen fena yedim şimdi soda elimde yazıyorum bu satırları…
Uzun lafın kısası, biz bunları yedik yedik şiştik, siz de yapın yiyin. Tarifi aynen uyguladım. Sadece kiraz yerine böğürtlen kullandım o kadar.

Bu arada şu aşağıdaki fotoğraflarda gördüğünüz yeşil yapraklı kurulama bezini de kendim kumaş boyası ile boyadım. Asetattan yaptığım kalıp ile yeşil kumaş boyası ve minik bir sünger yetti. Boyadım, kurumasını bekledim, tersten ütüledim, oldu bitti...

Hadi afiyet olsun…





I really love Panna Cotta ( actually all desserts!) and the second time, I have tried this recipe. It is very simple and delicious.

Here is the recipe;

Ingredients:
1 cup of milk (240 ml)
1 + 1/2 leaves gelatine (2 + 1/2 tsp powdered gelatine)
1 vanilla stick
1 cup cream (235 ml)
1/2 cup powdered sugar (80 grams)
1 cup blueberries
2 tablespoons granulated sugar
3 tablespoons water



Firstly, I have prepared blackberry sauce;
Stir in 2 tablespoons of sugar over the berries, cook them at fast heat, stirring gently for 1 minute. Stir in 2 cups of water, cook another 2 minutes and cool down for 10-15 minutes.
Pour the sauce equally to your cups and than wait for panna cotta…




Panna Cotta; Put the gelatine leaves in a water-filled medium bowl for a 3-4 minutes.

To boil approximate 80 ml milk in a small container and to throw the gelatines into the boiling milk and stir.

Mix the remaining milk + 1/2 cup cream and vanilla in a medium saucepan. Boil them over medium heat with wire whisk until boiling. After the boiling wait 1 -2 minutes and mix the gelatin milk and creamed mixture together and hold it.



Mix the remaining cream and powdered sugar in a medium glass or metal bowl with at high speed for 3-4 minutes.

Mix slowly this mixture and milk mixture with spatula (If you mix them at high speed cream loses its consistency)

Pour the panna Cotta equally to your cups and than wait about 2 hours in the refrigerator.

Bon appetit!

By the way, I have made this tea towel with green leaves which are seen in the images. I made an acetat template, used green fabric paint and a small piece of sponge...





Son zamanlarda - Recently...





Daha çok bloğumla ilgileneceğim dedikçe tersi oluyor, demek ki kendi haline bırakmak gerek birazda. Bu hafta iş yerinde bir koşuşturma vardı, akşamları da elime almamaya çalıştım telefonu da ipadi de. Hiç bir şey yapmadım. Şimdi ise kendimi patlayacak gibi hissediyorum. Sanki akşam eve gider gitmez dikmeye, kesmeye başlayacağım ve taa Pazar akşamına kadar habire işleneceğim gibi bir his…


Geçtiğimiz Cuma akşamı dolapları düzenleyelim, yazlık kışlık olayını halledelim dedik. Ama nasıl olduğunu anlamadan kendimi küçücük koridorda baza ile kapı arasında sıkışmış buldum.



Benim odayı küçük bir oturma odası yapmaya, bir kaç ay da beraber, eski günlerdeki gibi karşılıklı yatmaya karar verdik Funda’yla. Hem bizimkiler geldiğinde annem çok sever bu odayı, gelene geçene bakar diye düşündük. Düşünmemiz ile hayata geçirmemiz arasında o kadar az bir zaman vardı ki, istesen evi böyle hızla dağıtamazsın. Funda’nın odasındaki koltuğu diktik tepeye, ilk önce onu tamir ettik. Eee yılların koltuğu altında açılmalar olmuş bir güzel çiviledik dört bir yanını. Sonra  benim odadaki bazanın içini boşalttık. Yatak başını çıkartırken zorlanacağımızı düşünüyorduk ki o hop diye çıktı, mutlu mutlu, bu iş sandığımızdan da kolay olacak bakışı fırlattık birbirimize. Ama yanılmışız işte!  Sonra yan çevirdik bazayı ve odadan çıkarttık! Daha doğrusu tam çıktı ki bazanın kapağı şak diye açıldı ben de kapının köşesine sıkışıverdim!!!  Öylece kaldık, yok kapanmıyor lanet şey. Ben bir köşede Funda karşı köşede , kıpırdayamıyoruz ki kapağı kapatalım, bir de gülme krizi tuttu kaldık öyle bir süre… Sonra baktık kimse gelip kurtarmıyor bizi iş başa düştü dedik, bir o yana bir bu yana küçük küçük manevralar yapmaya çalıştık, baktık mekanizmayı söksek tekrar geri toplayabilir miyiz falan diye ama tam o sırada Funda şöyle bir kaldırdı, bir ittirdi ki kapağı tak diye kapandı. Karnımızı kapağa dayayıp tıpış tıpış taşıdık kendisini öbür odaya…  Sonra saat 3’e kadar yerleştirdik, temizledik ohh pek sevdik. Bir süre böyle, sonra yine eski haline getireceğiz ama o zaman tecrübeli olduğumuz için kesin daha kolay olacak ( yani inşallah).


İşte sırf bu oda yüzünden de bugün Cuma diye pek seviniyorum. Yarın hava yağmurlu olacakmış İstanbul’da,  ben de bu küçük odada elimde dergim, fırında kekim keyif yapacağım diye heves içindeyim. Ay hadi inşallah…



Bu arada bu kahvaltı sofrası da geçtiğimiz haftasonundan.  Funda eğitimde olduğundan kendi kendime geç ve uzuuun bir kahvaltı yaptım, yarın ki planım da tam bu!

Hepinize keyif dolu, sıcacık bir haftasonu diliyorum…


Our plan was to arrange our drawers and wardrobe last weekend but we have found ourselves while replacing furnitures...

We forced a lot when moving furniture, even I was stuck between the bed and the wall! 
It was a hard adventure for a Friday evening but we are happy with result.

And these breakfast images are also from last weekend. I've just wanted to share them with you.
I'm planning to have a breakfast like this and to rest in our new teeny living room during this weekend. while reading a magazine with the smell of cake coming from the oven...


I wish you have a cosy and sweet weekend...










Julia Hoersch... Ellerine sağlık...


Sık sık profesyonel fotoğrafçıların sitelerini geziyorum. Öyle fotoğraflar varki bazen dilim tutuluyor, ekranın başında donup kalıyorum. Çoğu zaman sadece mailime bakmak için oturuyorum bilgisayarın başına, ama o sırada eğer böyle bir siteye denk gelirsem 1-2 saatten önce kalkmama imkan yok. İçim huzursuz, ayağımı sallaya sallaya, tamam şimdi kalkıyorum gibilerinden bir tedirginlikle tek tek bakıyorum fotoğraflara...

İşte bugün de aynen böyle oldu. Tesadüf eseri Julia Hoersch'ı keşfettim. Her bir fotoğrafına tek tek baktım. (Özellikle food, easter, flowers, christmas fotoğraflarına bakmanızı tavsiye ederim ) Hepsini buradan paylaşmama imkan yok. Şimdi sadece bir kısmını hızlıca seçtim. Hemen burada paylaşıp bilgisayarı kapatacağıma söz verdim evdekilere de kendime de.









Bu muhteşem siteyi sizde mutlaka ziyaret edin bence.

Herkese mutlu bir Pazar diliyorum...


Öpüldünüz...





Bu akşam bunları yiyeceğim....


Geçen akşam işten çıktım, bir yandan yürüyorum bir yandan düşünüyorum.. Kafa yerde her zamanki gibi... Böyle çoook işyerini ya da evi geçtiğim, sonrada geri döndüğüm olmuştur. Artık ne derin konular düşünüyorsam...

Neyse işte dün akşam da eve gitsem de birşeylerin fotoğrafını çeksen diye düşüne düşüne eve vardım, ama saat olmuş  19:00... Hava karardı kararacak... Çantayı fırlattım bir kenera, etrafa bakındım bakındım birşey bulamadım, sonra mutfağa koştum, dolabı açtım, tamtakır kurubakır...
Baktım köşecikte bu zavallılar kalmış, kıyamadım, gelin bakayım ünlü yapacağım sizi dedim ve işte bizim biricik domateslerimiz.
Ünlü olduklarını görmeden yemek istemedim kendilerini ama sanırım bu akşam...
ayyy dilim varmadı....






Domates bana rahmetli halamı hatırlatır. Kendi hiç sevmezdi domatesi ama bana çok yedirirdi.
Ben küçükken onlarda kalmaya bayılırdım, beraber Perşembe pazarına giderdik. Hani şu uzun uzun olan domatesler var ya işte hep onlardan alırdı. Sonra eve gelince o yemek yapmaya, pazarlıkları yerleştirmeye koyulurdu, bana da bir domatesi ortadan kesip verirdi. Hala o domatesin kokusu burnumdadır. O evde geçirdiğim günler çocukluğumun en güzel günleriydi. Bir gün buradan size çok özlediğim halamı uzun uzun anlatırım.  Şimdi biraz fazla duygusalım, herhalde hava kapadı diye..




Öptüm hepinizi...




Amaca yönelik kahvaltı....


Normalde hafta içi evde kahvaltı yapmam. Çünkü sabahları aç karnına içtiğim ilaçtan sonra bir süre bir şey yemem gerekiyor. Aslında bu ilaç olayı olmadan önce de çalışmaya başladığımdan beri çalışma gününde hiç evde kahvaltı yapmadım.





Dönem dönem taktığım şeyler vardır. Bir ara poça yerdim her sabah, sonra mideme dokunmaya başladı. Yıllarca çokoprens yedim. Şimdi düşünüyorum da ne kadar saçmaymış. Ama yedim.. (gerçi ben tatlı yiyerek zayıflayanlardanım. Bu da ilginç ama onu da başka bir gün anlatırım) . Sonra simit… Her sabah bir simit yanına krem peynir, ardından içine salça sürülmüş peynirli sandviç ( salça TAT’ın Antep Tadı olacak ama), şimdilerde sade Kellogg’s ile Nesstle’nin tropikal meyvalı müslisini karıştırıp yağsız sütle birlikte yiyorum.



Ama geçen gün Sedo, ikea’dan aldığımız (kurulama bezi olarak satılan) çarpı işli pembe bezleri ve peçeteyi yakından görmek isteyince, onun için kendime sandviç yaptım. İlk önce fotoğraflarını çektim sonra da afiyetle yedim.
Bu sırada sevgili kardeşim lapiska saçlarını kıvırıp süslenmek ile meşgüldü. Onun sandviçini de hazırlayıp çantasına attım.

Aslında bir süre ben de kahvaltıda sandviç yesem  iyi olacak, sıkıldım sütten…

Kahvaltı yapan, yapmayan, yeni uyanan herkese günaydın…..

Tamam uyanalı çok olan ve hatta henüz uyanmayıp uyandığında bunları okuyan, hiç umrunda olmayıp okumayan herkese günaydınJ


Kekime Kelebek Kondu!

Evet nerede kalmıştık…

Pazar günü temizliğin ardından keyifle bir yorgunluk kahvesi içmeyi hakkettiğimizi düşünerek, kahve yapmak için mutfağa girdim. Ama bir anda kendimi kek yaparken buldum. Eski beni düşününce bu bir mucize. Öyle hiçbir neden yokken ve temizlik yorgunluğunun üstüne “ee hadi bir de kek çırpıvereyim” tipinde biri hiç değildim. Korkardım ben kek’den. Neyse son zamanlarda bu korkularımın üstüne gidiyorum. Tabii kilolarda benim üstüme üstüme geliyor olabilir ama şimdilik mutfakçılıktaki hevesimi kırmamak adına bu konuyu da düşünmüyorum.





Çok basit bir muffin tarifi. Herşey kahve fincenı ile ölçülüyor. (Birde bu çok hoşuma gitti, evcilik oynar gibi)
Şuanda ofisdeyim tarifi aklımdan yazmaya çalışacağım ancak akşam evde kontrol edebilirim. Yani sakın hemen denemeye falan girişmeyin (Biliyorum aaahh ahh bir muffin tarifi bulsak da hemen yapsak diye kara kara düşünüyordunuz ama biraz daha sabır:J )
6 kahve fincanı un
2 kahve fincanı sıvı yağ
2 yumurta
4 kahve fincanı şeker
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı tarçın
Bolca kuru Üzüm ve ceviz (Aslında bence hepsini hatırladım.. Bir kek de başka ne olabilirki, ölçüler kesin doğru….)




İlk önce yumurta ile şekeri beyazlaşıncaya kadar çırpıyoruz, sonra yağı ekliyoruz. Birazcık daha çırptıktan sonra üstüne un, kabartma tozu ve tarçını ilave edip karıştırmaya devam ediyoruz. En son da üzümler ve ceviz. Yapış yapış bir şey oluyor , kaşıktan zor akıttım. Ama lezzeti harikaydı. Ya da biz ne olsa yiyoruz ona da emin değilim.





Bu arada geçenlerde kelebek basan bir zımba aldım, şimdi evin heryeri kelebek.
Kelebekleri kürdanlara yapıştırdım önüme gelen yere batırıyorum. Peçetelik de birden bire ortaya çıktı, rengarenk yaptım. Hatta kitap ayracı ve  iki tane basit tablo bile yaptım ama onları kardeşim pek beğenmeğip dalga geçtiği için fotoğraflarını dahi çekmedim. Bana kalırsa insanların hevesini de kırmamak gerek, kötü yapa yapa iyisini yapacağım belki….. Umarım birileri  üşenmeyip bu yazdıklarımı okuyordur…huuu huuuuJ




Evet bu kekin ömrü de kelebekler kadar kısa oldu 2 günde sildik süpürdük...

Öpüyorum herkesleri...


Not: Daha fazlası için flickr hesabıma bakabilirsiniz...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...