kırmızı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırmızı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Süper bir yarışma var koşun - A competition in Turkey




Şimdi size süper bir instagram yarışmasından bahsedeceğim. Tchibo Türkiye tarafından düzenlenen ve 5 hafta boyunca sürecek olan bir yarışma bu; “ Cafissimo Renkleri Hayatımızı Tatlandırıyor”…

5 hafta boyunca Tchibo’nun Cafissimo kapsüllü kahve makinasına özel üretilen kapsüllerinden seçilen 5 farklı renk her bir haftayı temsil edecek.  Haftanın renginin baskın olduğu fotoğraflar instagramda haftanın hashtag’i ile paylaşılacak ve her haftanın birincisi bir Cafissimo Kahve makinası kazanacak.
Ne harika değil mi!!!

Şimdi yapılması gerekenleri adım adım yazıyorum ki bu fırsatı kaçırmayın;

1- Yarışmaya katılabilmeniz için instagram hesabınızın olması gerekiyor,

2- İnstagramda @TchiboTurkiye hesabını hemen takibe alıyorsunuz ki haftanın rengini ve kimin kazandığını öğrenin.

3-Fotoğraflarınız haftanın renginin baskın olduğu bir fotoğraf olmalı. Mesela bu haftanın rengi Cafissimo Kırmızısı, neymiş; gözünüz her yerde kırmızıyı arayacak! Hayatın içinden her türlü kare olabilir, manzara, dekor, lifestyle, yemekler, meyvalar… artık gerisi sizin yaratıcılığınıza kalmış.

4-Fotoğraflarınızı haftanın renginin hashtag’i ile paylaşıyorsunuz. Bu hafta için” #cafissimokırmızısı “

5- Son madde ise sadece öneri; aralarında benim de olduğum, eminim çoğunuzun zaten tanıdığı ve  gönderdiğiniz fotoğraflar arasında birinciyi seçecek olan 4 harika bayanın instagram hesapları; @secdus , @smilenaworld , @ancienm ve @zeinepuu …  Öyle güzel fotoğrafları var ki her birinin, öyle güzel şeyler yapıyorlar ki, ben büyük bir keyifle takip ediyorum  onları…

İşte bu kadar…



Bu arada benim bu projede olmamın iki ana nedenini size anlatmak istiyorum, birincisi tabi ki kahve tutkum.  İşin içinde kahve varsa gerisi teferruat gibi bir şey : )

İkincisi ve en önemli sebebi renkler. Şu geçtiğimiz hafta sonu bile o kadar çok şey öğrendim ki renkler hakkında… Fotoğraf çekerken birden bıraktım kamerayı falan oturdum renk derecelerini, birbirleri ile etkileşimlerini araştırıp okumaya başladım.

Bir kere şunu anladık ki kırmızı kesinlikle benim rengim değil ve fotoğraflaması çok zor bir renk. Turuncunun da ondan kalır yanı yok. Sıcak renkler oldukları için beyaz ayarını yaparken çok zorlanıyor insan, ya da ben zorlandım bilmiyorum! Ama bu sayede fotoğraf makinesinin hiç bilmediğim ayarlarını, kullanmadığım tuşlarını fark ettim. Ortaya daha iyi bir şeyler çıkartabilmek için kurcaladım da kurcaladım makineyi. Tabii ne yazık ki, sadece 2 günüm olduğu ve bunları çözmem epey zamanımı aldığı için, öğrendiklerimi ancak ilerideki fotoğraf çekimlerinde uygulayabileceğim: )

Size kesinlikle şunu tavsiye ediyorum; eğer gerçekten fotoğrafçılıkla ilgileniyorsanız, kendinizi geliştirmek istiyorsanız bu yarışma sizler için de büyük bir fırsat.  Haftanın renginde objeleri toplamak ayrı bir zevk, evin içinde gözler direk o rengi arayarak dört dönüyor, sonrasında da fotoğraflarını çekerken hangi renk ile en rahat çalıştığınızı, hangisinin sizi mutlu ettiğini, renginizin gerçekte ne olduğunu anlıyorsunuz.

Hadi şimdi doğru instagram’a…

Haftanız harika geçsin…



This post is about an instagram competition who organized by Tchibo Turkey. Unfortunately, an organization that only applies to people living in Turkey. Will run for five weeks and each week will have a color. Colors to be selected from Tchibo coffee capsules.
This week's color is RED.

I would like to say that, red is definitely not my color. It was very difficult taking pictures of red objects but thus I learned more about colors and my camera settings...


Have a wonderful week...






Kırmızılı Ev...





Dekorasyonda kırmızıyı sevdiğimi hep söylüyorum. Evimizde bir sürü şey var kırmızı. Gerçi şu sıralar yavaş yavaş daha soft renklere dönmek istiyorum ama nedense elim hep canlı renklere gidiyor. Tabi birde hemen öyle birden bire ben bundan sıkıldım atalım da yenilerini alalım olmuyor.


Kaynak ; casadiez



Bu odada başta taş duvarı çok sevdim. Onun dışında orta sehpası, tekli koltuk (çok benzeri Mudo Concept’de satılıyordu), kırmızı dekoratif soba, avize ve o küçük sevimli pencere…


Not : Hala Londra'dayiz bir turlu bilgisayarin basina gecemedim simdi actim ama ingilizce klavye ile yazamiyorum bile , onceden hazirladigim postlari sizinle paylasmak ve merhaba demek istedim sadece...


Herkesi opuyorum


 

Bu akşam bunları yiyeceğim....


Geçen akşam işten çıktım, bir yandan yürüyorum bir yandan düşünüyorum.. Kafa yerde her zamanki gibi... Böyle çoook işyerini ya da evi geçtiğim, sonrada geri döndüğüm olmuştur. Artık ne derin konular düşünüyorsam...

Neyse işte dün akşam da eve gitsem de birşeylerin fotoğrafını çeksen diye düşüne düşüne eve vardım, ama saat olmuş  19:00... Hava karardı kararacak... Çantayı fırlattım bir kenera, etrafa bakındım bakındım birşey bulamadım, sonra mutfağa koştum, dolabı açtım, tamtakır kurubakır...
Baktım köşecikte bu zavallılar kalmış, kıyamadım, gelin bakayım ünlü yapacağım sizi dedim ve işte bizim biricik domateslerimiz.
Ünlü olduklarını görmeden yemek istemedim kendilerini ama sanırım bu akşam...
ayyy dilim varmadı....






Domates bana rahmetli halamı hatırlatır. Kendi hiç sevmezdi domatesi ama bana çok yedirirdi.
Ben küçükken onlarda kalmaya bayılırdım, beraber Perşembe pazarına giderdik. Hani şu uzun uzun olan domatesler var ya işte hep onlardan alırdı. Sonra eve gelince o yemek yapmaya, pazarlıkları yerleştirmeye koyulurdu, bana da bir domatesi ortadan kesip verirdi. Hala o domatesin kokusu burnumdadır. O evde geçirdiğim günler çocukluğumun en güzel günleriydi. Bir gün buradan size çok özlediğim halamı uzun uzun anlatırım.  Şimdi biraz fazla duygusalım, herhalde hava kapadı diye..




Öptüm hepinizi...




Şans Eseri!

Öylesine denedim ve blogum açılıverdi... Şimdi de çıkamıyorum ya bir daha açamazsam yine diye...

Önümüzdeki günlerde blogumu (her ihtimale karşı) http://www.cafenohut.com/ adresine taşıyacağım. Umarım gerek kalmaz ve yine burada devam edebiliriz.

Şu anda saat üç ve gözlerimden uyku akıyor. Ama biraz önce apartmenttherapy sitesinde bulduğum evi siz de görün istedim. Şık ve aydınlık bir ev. Ayrıca kırmızılar da sıcaklık vermiş. Özelikle mutfaktaki sandelyeler çok hoşuma gitti.
Zaten dekorasyonda kırmızı objeleri seviyorum.










Umarım yine burada görüşürüz. Herkese özgür bir haftasonu diliyorum...

L O V E


Sevgilisi olan, olmayan, sevmesini bilen herkesin Sevgililer günü umarım hayal ettiği gibi geçer…


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...