Evim dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Evim dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Nazlı Çiçeğim ve Cevap




 

Bu çiçeğin adı Erica (Heather ya da Heath olarak da biliniyormuş). 2 yıldır bu çiçeğin peşindeydim sonunda geçen hafta buldum ve aldım. Bakalım yaşatabilecek miyim? Ki bu çok zor görünüyor…

2 yıl önce Münih’de karların altında gördüm ben ilk bu çiçeği. Adını sanını bilmiyordum, daha açık bir pembe renkteydi. Çalı gibi ama çiçekli. Karların altında öyle güzeldi ki. Sonra Londra’da gördüm, yol kenarlarındaki çiçekçilerde satılıyordu değişik tipleri. Adını ilk orada öğrendim. Almak istedim ama öyle bir tanecik alsam tatmin olmayacağım, bir kucak dolusu almak istiyorum, ee aldın diyelim nasıl getireceğim ki onları buraya… Netekim aklım bu çiçeklerde döndüm memlekete.

 
Yurtdışındaki bloglarda bu mevsimde görmeye başlamışsınızdır siz de sıklıkla. Kış çiçeği çünkü ve soğuk havaları seviyor. O yüzden korkuyorum. Bizim şu andaki havanın yazdan farkı yok, bunalıp, kuruyabilir zavallıcık.

Elimden geleni yapacağım ama bana şimdilik bu kadarı bile yetti. Evde gördüm ya sonunda onu. Bir çiçeği amma büyüttün diyeceksiniz. Takmışım kafaya işte. Gözüm devamlı çiçekçilerde. Yolumun üstündeki çiçekçi adama anlatıyorum, adını söylüyorum yok bilmiyor. Geçen hafta görünce ; ee işte bunu istiyordum ben dedim aldım hemen. Nasıl bakılıyor buna diye sordum. Bilmiyorum dedi. Adını da hala bilmiyor zaten…
Neyse işte huzurlarınızda evimizin nazlı çiçeği…
 

 

Gelelim Cuma günkü sorunun cevabına. Dün de dediğim gibi epey kişi bilmiş, yorumlara bakabilirsiniz. Ben okurken çok eğlendim. Evet doğru cevap ; Brooke Shields…

Babam gençken çok film seyredermiş, eski yabancı artistlerin hemen hemen hepsini tanıyor ama imkanı yok konuşmasından anlayamazsınız kim kim?? Kendine göre uyduruyor isimlerini. Bazen sırf eğlence olsun diye soruyorum, en çok hangi oyuncuyu severdin, seni etkileyen film hangisiydi falan diye… Kendinden emin, hiç acaba böyle mi okunuyor falan demeden sıralıyor isimleri: ) ister anla ister anlama.

Kazananı bu akşam seçeceğim, hediye işi bayram sonraya kalabilir ama. Çünkü bayram için annemlerin yanına gidiyorum, gelir gelmez halledeceğim.

Güzel yorumlarınız için çok çoook teşekkür ederim bir de…
 

 

It is very difficult to find this flower in Turkey. We don't know its name and we don't actually see it around us.

I had seen this flower about 2 years ago in Munich, it was under snow and I loved so much. I wanted to learn its name but I could not.

After for a while. We went to London and I saw it again on the street and I learnt its name. It was Erica ( Heather or heath). Since that time, I want to find it.

Finally, I found this beauty last week and I hope, I can manage to live it. It likes the cold weather but it is very hot in Turkey in these days: (

We will see...


 
 
 
 


 

 







Haftasonu Kartı - Kumaşın da Hakkını Veririm!


 
 
 
 
İnsan içinden ne geliyorsa onu yapmalı bence. Mesela ben dikiş makinası ile tanıştığımdan beri içimden hiç kıyafet  dikmek gelmiyor. İlla ev ile ilgili şeyler dikeceğim, yastık, masa örtüsü gibi şeyler mesela. Çanta ve mutfak önlüğü de dikiyorum ama en çok yastık dikmeyi seviyorum. Bir de cici bici şeylerle uğraşmak hoşuma gidiyor. Fistolar, danteller, pembeler, maviler…  Böyle oluncada direk çocuklar için yapıyorum ne yaparsam. Etrafımda çok çocuk olmadığından da boyut konusunda kafam biraz karışık gerçi. Çanta dikiyorum anlamsız boyutlarda mesela… Hangi yaş gurubu kızlar çanta takıyor bilemiyorum sonra.
 
 

Ama sağolsun kardeşim o kadar ısrarcı ki elinden kurtulmanın tek yolu istediğini vermek. İlk annemler bizdeyken bir etek dikmiştik, daha doğrusu annem dikti bana gösterdi, sonra bir gün bana pijama altı dik dedi, “yok canım istemiyor, ayy dikemem, oofff uğraşamam onunla” desem de en sonunda getir en rahat ettiğin bir tanesesini diyip, oturdum onu kalıp yapıp, hart hart kestim kumaşı, sonra dondum kaldım. İki bacağı nasıl birleştireceğim birbiriyle diye baktım iki ayrık paçaya. Bir şekilde birleşti, oldu- bitti ve giyiyor şimdi. Eminim çok daha pratik yolu vardır pijama altı dikmenin. (Bir ara fotoğraflıyayım onu da). Altınoluk’da da başladı bana etek dikin, o kadar makine aldık hiç bir şey dikmiyorsun gibilerinden konuşmaya… Ağlamayana meme yok lafı ne kadar doğru, o konuştukça biz diktik annemle, iki etek bir ev elbisesi. Makinayı aldığımızdan beri kendime hiçbirşey dikmedim henüz. Ne çanta, ne makyaj çantası ne de başka bir şey… Gerçi böyle daha mutlu oluyor insan.
 
 

Eteklerden biri işte şu fotoğraflarda gördüğünüz. Bu kumaşı yine kışın ortasında henüz dikiş makinam yokken almıştım. İndirime girmişti IKEA’da, bende yazlığın balkondaki divanı için alıvermiştim epeyce.  Bir şekilde ya annem diker, sıkılırsa bir terzi buluruz diye düşünmüştüm. Benim dikeceğim hiç aklıma gelmezdi.

Minderleri, yastıkları diktim biraz kumaş arttı baktım bizimkisi de etek diye inliyor, gel dedim bozarsam bozarım bundan etek dikelim sana. Eteği diktik, küçük parçalardan da anneme çanta çıkarttım: ) Zaten hiç kumaş atmıyor bizim evde, boyutlarına göre poşetlere ayrılıyor tüm parçalar.
 
 

Benim zevklerim çok çabuk değişiyor. Zaten hep diyorum ya çok değişken biriyimdir diye, birşeyi bugün seviyorsam yarım hiç de hoşlanmayabilirim.  Mesela şu sıralar daha çok soft renklerden hoşlanıyorum. Bu kumaşı alırken ise seviyordum böyle canlı renkleri.  O yüzden pek de heyecanla başlayamadım dikmeye ama bitince misler gibi balkonu yıkayıp ailece karşısına geçip baktığımızda pek hoşumuza gitti bu divancık.  Cıvıl cıvıl oldu, her gören bayıldı.
 
 
 

Ha bu arada bu armut da neyin nesi diye sorarsanız, babamın kardeşime doğumgünü hediyesi. Altınoluk’dayken kardeşimin doğumgünüydü. Babam 3 gün öncesinden başladı sana çok özel bir hediyem var diye konuşmalara, nasıl heyecanlı, sanırsın araba anahtarı verecek: )

Doğum günü sabahı gizlice benim yanıma gelmiş, hediyeleri şimdi mi veriyoruz diye soruyor, yok dedim, akşamüstü pastayı üsledikten sonra verelim… Zor bekledi o saati. Sonra törenle gittik armutu kopartmaya ağacın başına. Ağaç denmez gerçi ona katır gibi bir şey, incecik bir iki dal, ben kadar bir boy ve zavallının üstünde zor taşıdığı bir tek meyvası bu armut. Babam gözü gibi bakmış taşıyamayıp düşürmesin onu diye, bu yüzden bu kadar kıymetli. Neyse işte gittik koparttık, ağacımıza teşekkür ettik. Ucuna da kurdelamızı bağlayıp verdik normalde kazık kadar olan ama bizim evin biricik küçük kızına.
 
Hepinize havalar hala sıcakken harika bir haftasonu diliyorum...
 

 

Normaly I don't like and I don't want to sew dress, skirt or any outfit. I like to sew cushions, tote bags and another things for home or children.
But my little sister always wants some things for herself from me like a skirt or a dress... I'm not a sewing expert, but I'm doing  whatever she wants for get rid of her: )

 
 
I had bought this fabric from IKEA for a long time ago.  That time, I used to like vibrant colors more than but now I prefer the soft colors but we liked this small sofa with this new clothes. It looks like a rainbow.
after sewing these covers for our sofa, I sewed a skirt for my little sister and a tote bag for my mom with the remainning fabrics.
 
This skirt is my first trial and I don't want to sew again: )
 
 

Let's talk about Pear.... We celebrated my little sister birthday a few weeks ago. This pear was my father's present for her. We have a very very small pear tree and this year, it just had  one pear. It was very special present for her: )
 

 
 
 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Bugün Bunu Sevdim - Gatherings Magazin






Acil bir teklif dosyası hazırlamam gerek ama arada hemen sizinle şu harika dergiyi paylaşmak istedim. Her sayfası ayrı bir güzellik.
Dergiye konuk olan fotoğrafların çoğunun ilk bakışta kimin evine ait olduklarını kendi kendime söylemeye başladıkça hafiften korkmaya başladım. Sanırım şu göz hafızası denilen şey bende biraz abarttı şu son 4-5 ayda…
Öyleki birkaç sayıdır Evim ve Alldecor dergilerinde gördüğüm fotoğraflardan bazılarının kime ait olduklarını şıpadanak söyleyebiliyor pozisyonuna bile geldimJ Hatta dergilere telefon açıp, kullandıkları fotoğraflarda kaynak belirtmedikleri için onları uyarmayı bile düşündümJ
Bakın şu fotoğraf şu blog sahibinin evinin fotoğrafı…
Ya şu;  ünlü bir dekoratörün evi.  Hatta blog aleminin duayeni… Görse evinin fotoğraflarını kaynak belirtilmeden orada kullanıldığını…
Pek iyi olmaz sanırımJ  gibilerinden…

Neyse işte ben işimim başına döneyim siz de keyifle derginin sayfalarını çevirin…






When I saw the new issue of Gatherings is here, all 120 delicious pages I loved it so much. Each page separately, a source of inspiration ...
You can find there a lot of talented bloggers and artists.
I guess I'll look again and again.

But now, I have to prepare an offer file for our customer when you are looking this wonderful magazine…



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...