Tam öğle arasında telefonum çaldı. Çok sevdiğim bir arkadaşım aradı, kardeşimden ayırmam derler ya işte öyle bir arkadaşım. Uzun bir süre aynı evi paylaştık, arada durup düşünürüm (ve hala da bu değişmedi) tereddütsüz hayatımın en en en güzel dönemiydi.
Kardeşim, ben ve O, beraber yaşıyorduk.
Herşey o kadar güzeldi ki, devamlı gülüyorduk bir kere. Neye gülüyorduk o kadar bilmiyorum ama gülüyorduk işte.
Bir gece saat 12' de oturduğumuz odayı boyamaya başlamıştık. Saat 2 gibi elektrikler kesilmişti, mum ışığında boyaya devam ettik, sonra geldi. Tam ohh derken tekrar gitmişti. Karşı komşumuz Mümin Amca devamlı camdan bizi seyrederdi ne yapıyor bu deliler diyeJ
Sonra kapuska çorbası rejimi yapmıştık.. ıığğğ aklıma geldikçe midem bulanıyor.
Başka bir rejimde 2 kilo falan tavuk göğsü alıp haşlamıştık, sonra ekşimişti onlar yiyememiştik.
Kaş’a ilk kez üçümüz gittik. İlk o zaman aşık oldum ben Kaş’a. Hayatımın en güzel tatillerinden biriydi.
Uyurken kramp girerdi O’nun bacağına, sakince kalkar masaj yapardım, sonra tekrar uyurdukJ
Gecenin bir yarısı temizliğe başlardık ya da tam temizliğin ortasında çıkar alışverişe giderdik.
Burger King ve karışık amerikanlı tost satışlarının tavan yaptığı dönemlerdi...
Kardeşimle ikisinie isimleri yerine kiloları ile seslenirdim; "52 su getir, 54 kapıyı aç " gibilerinden...
O kadar çok anım var ki o günlere ait, anlatmakla bitmez. O dönemlerde çalıştığım işyerinde öğle aralarında yemek yerken millet “ee anlat bakalım akşam neler oldu” derdi. Mutlaka bir vukuat olurdu…
Neyse işte, bu öğlen onunla buluştuk. O kadar iyi geldi ki. Ne kadar da özlemişim. Bazen günler biz farketmeden geçiveriyor, hiçbirşeye zaman ayıramıyoruz. Sonra bir bakıyoruz ki yapayalnız kalmışız.
İyi ki aramışsın canımın içi...
Veeee bu güzel buluşmanın şerefine pembe çiçekler ve mavi vazoooo…..
YETERRRRR !!!! gözümüz görmesin pembe çiçek de mavi vazo da diyene kadar devam:)