ipad mini kılıfı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ipad mini kılıfı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ne Kumaşmış Ama...




Kafayı bir şeye taktım mı tamam, artık onu bulana ya da halledene kadar bana gün yüzü yok.
Yaklaşık bir seneden de fazla bir süre önce şu fotoğraflarda gördüğünüz lacivert çiçekli kumaşa kafayı taktım ben.

Olay şöyle başladı; ETSY’de "itsquite" adında bir dükkanda bu kumaşı gördüm, alsam mı almasam diye düşünürken, dükkanın sahibi tatile çıktı, eee dedim normal yılbaşı üstü. 1 ay sonra falan görüşürüz gibilerinden bir şeyler yazıyordu dükkanın ön sayfasında. İyi dedim, 1 ay sonra gelince alırım. Sonra ben bu kumaşı bir kaç fotoğrafta daha gördüm, iyice kanım kaynadı. Aradan 1 ay geçti baktım dükkan açılmıyor, 2 ay oldu ses seda yok… Başka bir dükkanda bulurum umuduyla aramaya başladım ama ne üreticisinin adını, ne dizaynını kimin yaptığını ne de hangi ülkeye ait olduğunu biliyorum. Google görsel üzerinden arama yapma butonunu eklese ne iyi olur...

ETSY’e girdim “navy floral fabric” yazdım yaklaşık 70 sayfa sonuç çıktı, hepsine tek tek baktım, sadece bir kez değil aralıklarla kim bilir kaç kez taradım ETSY’i, navy fabric, navy floral fabric…
Bazen unutuyorum 1 ay falan hiç peşine düşmüyorum, sonra birden aklıma geliyor, çoşuyorum, başlıyorum harıl harıl aramaya, sonra araya bir şey giriyor bırakıyorum, dalıyorum diğer işe. Aradan bir süre geçiyor yine kumaş aklıma düşüyor, ben nasıl  bulamam bu kumaşı diye hırslanıyorum, didik didik ediyorum ortalığı yok bulamıyorum.
En sonunda dükkanın sahibine yazdım. Dedim dükkanı açmayı düşünüyor musunuz? Ben kumaştan almak istiyorum da… Kadından cevap geldi, biz ülke değiştiriyoruz, kumaşlarım konteynırların içinde ama ulaşınca hemen açacağım Ağustos’u bulabilir… ( 2013 Ağustos tabii)

Ehh iyi hadi dedim. Ölmüyorum ya bu kumaş yok diye. Bekleyebilirim Ağustos’a kadar…

Günler günleri kovaladı, Ağustos oldu yok, Eylül oldu hala yok, açılmıyor dükkan. Sonra arada kendisinin dükkanından da kumaş aldığım, Messy Jesse bloğunun becerikli sahibi Jessie’nın fotoğrafları arasında gözüme çarptı bu kumaş. Hemen ona bir mail yazdım, böyleyken böyle, ben delireceğim yok bu kumaşı bulamıyorum adını sanını biliyorsan yalvarırım bana söyle…
Ondan cevap geldi. Yıllar önce almış kumaşı, şu anda elinde hiç yokmuş, ama aldığı yerin linkini göndermiş sağ olsun. Orada da hiç bir bilgi yoktu kumaş ile ilgili, çok dikkati bakınca fotoğrafta kumaşın yanında yazan bir şeyler gördüm, Fransızca Jarden yazıyordu. Oradan yola çıkarak, denemeler yaparak, google’da görselleri taratarak serinin adının “Le Petit Jarden” Üreticisinin de “Lecien” olduğunu keşfettim ama hala kumaşı satan bir yer bulamadım.
Böyle anlatınca da bakıyorum kumaşa öyle ahım şahım, uğruna bunca araştırma yapılacak bir kumaş da değil ama işte bir kez hedefe kitlenmiştim ben ne yazık ki…
Kiminle konuşsam konuyu bir şekil bu kumaşa getiriyordum. Ahu’ya anlattım, sonra bir gün Demet’e bahsettim. Funda’ya zaten arada rapor veriyorum araştırmalarımın neresindeyim, ne kadar bilgiye ulaştım falan…
Derken bir gün ETSY’deki dükkan açıldı. Ay nasıl mutlu oldum, nasıl elim ayağım titredi ürünlere bakarken heyecandan size anlatamam. Ama o da ne… Benim kumaş listelenmemiş. Yok!!!
Hemen yine kadına bir mail; eee hayırdır benim istediğim kumaşı listelememişsin ben de tam alacaktım. Bir gün sonra mesaj geldi, tamam senin için ekliyorum listeye…

Tabii bu arada onunla da samimi oldum, Yeni Zellanda’ya taşınmışlar bir de çocukları olmuş bu arada… Doğal olarak kendimi hafiften kötü hissetmedim de değil yani. Millet ülke değiştiriyor, çocuk falan yapıyor bir sene içinde bense hala lacivert kumaş da lacivert kumaş…

Neyse o listeye ekledi, ben sepete... Tabi bu kadar ısrara dükkan sahibi kumaşın tamamını alacağımı düşünürken benim sadece 1 metre almam da biraz ayıp oldu ama yapacak bir şey yok…

Kumaş geldi, gerçi gelmeden önce de ben hissetmiştim birazcık ama gelince daha iyi anladım, aslında desen aynı ama üretici, kumaşın yapısı falan farklı. Olsun.. Şimdilik biraz duruldum, hemen bir tane kendime, bir tane de deconoHut için iki ipad mini kılıfı diktim. Şimdi okşaya okşaya kullanıyorum. Ama hala Lecien marka olan kumaşı arıyorum. Bulduğum anda 1 metre de ondan alacağım : ) Artık kısmet ne zamansa…


This is a long story regarding to a fabric: )

About 1 year ago. I saw this navy fabric an ETSY shop which called itsquite and I've been in love with it. But the owner of the shop was on vacation and I had to wait about 1 month.  A month passed, two months passed but the shop did not open.

I didn't have any idea about manufacturer or designer... I had just an image belongs to this fabric.
I tried to find it on ETSY, searching it as "navy fabric, navy floral fabric...." There were many result but I couldn't come across with it.

I have written a message to the shop owner and asked her, when will she open her shop again??
She replied me and She was planning to open her shop on August.
I said to myself, You can wait:)) Eventually, you don't die, because of a fabric... Now I'm thinking that I don't know, why I wanted this fabric this much J
In August, the shop wasn't still open.
Meanwhile, I saw a piece of this fabric on Messy Jesse blog. I have written an email to lovely Jessie. She's sent me a shop link which she has bought that fabric for a while ago. I could have learned the fabric manufacturer and the collection name from there thanks to Jessie. (yes they don’t have this fabric now).
But I could not still find it.

A day I saw that, She opened her shop but my navy fabric is not on the list. I wrote an email again and finally, I could reach it. During this time, while I was thinking this fabric, she had moved New Zealand and have a baby...  as if little bit pathetic:)

Anyway,I sewed 2 ipad mini cases, one of them is for me, other is for deconoHut.

Yes it is not LECIEN brand but til I find it, I can be happy with it.

Loves...







Bu akşam evde çok işim var...





Cuma akşamından cumartesi akşamına kadar hiç bir şey yapmadım, sonra uzandığım koltuktan kalktım kumaşların başına çömeldim baktıııım baktımmm. Ipad mini kılıfı dikeyim ben bari dedim doğruldum… Şu kumaştan mı diksem yoksa bundan mı olsa derken kararsız kaldım, kime ne dedim 4 tane birden dikerim ben de.

Tam hızımı almıştım ki Pazar öğlen gibi işe gelmem gerekti, hemen çıkarım diye düşünürken akşama kadar kaldım iş yerinde. Yani henüz düğmelerini dikip iliklerini açmadım, sonra da güzel bir ütü…

Belki de bu akşam onlarla yatarım…





I didn't do anything from Friday evening to Saturday evening. Then I stood up from the couch and went to my fabric cabin. I looked a long time and decided to sew an ipad mini cover. But I couldn't choose only one fabric, so I started to sew for four pieces.

On Sunday, I had to come to office, because of that I could not finish them yet. 


Now, I will sew their buttonhole and buttons and maybe I can sleep with them this night.









Haftasonu Kartı - Anılar Anılar...


 
Derken bir cumartesi akşamı bizim evde Findux, Latiş ve ben toplandık. Hepimizin elinde bir iş harıl harıl işleniyoruz, bir yandan da muhabbet ediyoruz. Bu ikisi yünlerle oynuyor. Latiş yeni modeller yaratma aşamasında, Findux ise her sırada yaptığını ölçüp söyleniyor olmayacak bu diye.

Bense masanın başında daldan dala atlıyorum, bir mutfağa gidiyorum bir salona geliyorum, bir işe başlıyorum sonra bir bakıyorum başka bir işe koyulmuşum…

 
 
Sonra düşündüm de neredeyse 1 yılı geçti dikiş dikeli, kendim için hiç bir şey dikmemişim. Bu seferki kılıf benim dedim, başladım ipad için kılıf dikmeye.

O sırada konu nerden geldi bilmem Latiş’e bizim bir anımızı anlatmaya başladık. Hani şu “seksenler” diye bir dizi var ya… Hah işte ben tam o zamanlarda çocuktum. O dizide anlatılan bir çok hikayeyi birebir yaşadım yani.

Soba olayı mesela, derdi çoktu belki ama sıcaklığı da bir başkaydı, kedi gibi hiç yanından ayrılmazdım, soba üstünde kızarmış ekmeğe sürülen tereyağın kokusu hala burnumda… Zevki güzeldir de cefasını da çekersiniz bol bol.
 
Bizim ev 3. kattaydı, bazen kovalara kömür doldurmaya kardeşimle beraber giderdik, annem hep tembih ederdi ” oyalanmayın doldurun gelin, Funda sakın odun falan kırma” diye…  Ama dinleyen kim, inerdik kömürlüğe, Funda hemen keseri alırdı eline odun- çıra kırmak için, ben de kömür yığının tepesine çıkardım başlardık konsere… Nedense yıllarca kömürlükte hep aynı iki şarkıyı söyledik biz. Sanki başka şey söylenemezmiş gibi. Biri o yılların en popüler komedi dizisi, gündemi takip etmemizi sağlayan bir fenomen: Olacak O kadar’ın şarkısı, diğeri her dönemin genci, Hakan Peker’den ; Bir Efsaneydi efsaneydi senle beraber olmak….

Aman bir başlardık söylemeye kendimizi kaybederdik, kürekler mikrofon, biz pazen donlarla pek bir şık ve  alımlı… Sonra alt komşunun oğlu Murat sinsice gelip bizi korkutunca kavga ile biterdi keyfimiz…

Bizim bir de banyoda yırttıra yırttıra Karacaoğlan’dan başlayıp Gençliğe Hitabe, Çanakkale Şehitleri ve İstiklal Marşının 10 kıtası ile biten akşam seanslarımız olurdu… eee sobalı ev, tek odada baba haberleri izliyor, anne dantel örüyor, çocuklar bunalmış… Banyoda oynardık hep biz evciliklerimizi falan… ooohooo ne hikayeler… Anlatırım sonra yine bir ara..

 
 
Neyse işte ben başladım ipad için kılıf dikmeye, tam birleştireceğim bir ölçtüm ki, içine zor sığıyor alet. Kızlar hemen başladılar dalga geçmeye; pek havalıydın ne oldu falan gibilerinden, hep yaptığım da olacak diye bir kural yokmuş efendim…

Döndüm masaya, evirdim çevirdim, kıyamadım da atmaya bir köşeye, sonra yanlarını elde yün iple dikmeye başladım. Tamamladım, koydum ipadi içine gösterdim kızlara… Bu da size kapak olsun gibilerinden.  Oldu da yani…

Harika bir haftasonu geçirin oldu mu…
 
NOT: Bir süredir boşladım buraları, sizleri… Bir ihale var beni benden alan, feleğimi şaşırtan, tam bitecek ayın 9’unda rahatlayacağım derken biraz önce erteleneceğini öğrendim… Dondum kaldım.  Sıcağı sıcağına bitip gitseydi iyi olacaktı ama neyse, herşeyde bir hayır var…

Umarım daha sık uğrayabilirim buralara, kusuruma bakmayın yani…
 
 


Since I started to sewing something, I have never sewed anything for myself and finally I sewed a case for my ipad mini. It is so cute, isn't it?
I've shared also a memory from my childhood above. It is about 2 Turkish songs... Sorry I could not write all story in English but I wish you a great weekend and enjoy your easter time...
 




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...