el yapımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
el yapımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Heey radyocu tabancan bende!




Bu haftasonu yine Altınoluk'daydık. Evden yüzmeye gitmek dışında pek çıkmadığımız ve boş durmaya da alışık olmadığımız için yine faaliyetlerden faaliyet beğendik:)


Hatırlarsanız iki hafta önce buradan Sweet Paul'ün bloğunda rastladığım kelebekli dekoratif bir şey paylaşmıştım.  Aklımda onu yapmak vardı.

Bu sefer giderken yanıma internetten bulup çıktılarını aldığım kelebekleri ve silikon tabancamı da götürdüm. Aslında yapıp yapmamakta kararsızdım, çünkü ne dallar, ne dalları yapıştıracağım tabağım, ne de cam fanusum.. hiç biri yoktu.



Cumartesi akşamüstü kelebekleri kesmeye başladım, kestiklerimi de hani CD poşetleri olur ya, incecik, bir tarafı yapışkanlı, onun içine koyup saklıyordum. Pazar günü öğleden sonra denizden dönerken iki tane taşı attım çantaya... Ama dal bulamadım. Bence bu projenin en zor malzemesi bu dallar. Resmen dağın ortasındaydım ama istediğim gibi bir dal parçası yoktu... Beynim kaynıyordu güneşin altında yerlere baka baka dolanmaktan. Neyse en sonunda nasıl olsa bu ilk denemem olacak diye bir kucak dolusu çalı çırpı ile eve geldim. 
Peki ya annem ne dedi; ne o kuş musun sen, çatıya yuva mı yapacaksın....



Hiç karşılık vermeden havalı havalı işime koyuldum. Malzemeleri balkondaki masanın üstüne çıkarttım, fotoğraflarını çekmek istedim ama ışık pek iyi değildi, ben de içeriye girdim, masanın üstüne malzemelerimi dizdim ve birkaç poz fotoğraf çekip dışarıya çıktım, ama bir de baktım ki dün akşam kestiğim kelebeklerim yok. Deli oldum... Uçmuş..
Annemle armadığımız yer kalmadı, yok bulamadık. Oturdum balkonda kilimin üstüne başladım tekrar kesmeye. Annem de yanımda.. Habire sorular sorup duruyor;
- Bu taşı boyamayacak mısın??
- Yok böyle doğal daha güzel
- hııımmm
- Peki sadece kelebek mi yapıştıracaksın, biraz çiçek de koy bari..
- Evet sadece kelebek yapıştırmayı düşünüyorum, çiçek olmaz şimdi...
- Burada mı bırakacaksın bunu,
- Ne o pek aklına yatmadı herhalde... Beğenmezsen götürürüm İstanbul'a
- Yok canım... Her yer doldu da ondan dedim...
- İyi götürürüm artık otobüste kafama bağlayıp...
.....

Arkadaki Fonlar: 1- Kardeş Peştemali 2- Kardeş Ayakları  3- Gazetelik 4- Anne göbeği


Kelebekler kesildi, sıra dalları taşın üstüne silikon ile yapıştırmaya geldi.
- Baba bak nasıl ama silikon tabancam..
- oooo ince işçilik yapılır bununla.. tam Radyoculara göre.
- .....
- Dur nereye gidiyorsun, ne demek radyoculara göre... Radyocu ne yapsın silikon tabancasını???





Neyse sonunda yapıştırdım kelebekleri de dallara.. ama kelebeklerim uçmasaydı, aynı modelden iki tane olacaktı ve sırt sırta yapıştıracaktım, böylece nereden bakılırsa bakılsın renkli kelebekler görülecekti. Ama şimdi bunların arkası beyaz. Bunu sevmedim. Siz yaparsanız kesin önlü arkalı yapıştırın daha güzel olacaktır.





Cam fanus ya da geniş ağızlı bir kavanoz bulabilirsem bir dahaki gidişimde götüreceğim.
Evet görüldüğü üzere annem vermekten vazgeçti. Salondaki sehpanın üstüne koymuş. Bitince birşeye benzemiş, öyle diyor..




We were in Altinoluk again last weekend. We don't like to go outside without go to beach. And also we don't like to be unoccupied. So we did a lot of things.

You may remember that two week ago. I had shared a decorative butterfly where I have seen it on Sweet Paul's blog.

I found this butterflies from internet. But I didn't have any palte, branches and lamp glass. But I wanted to try it.

This is a simple version for my mum. Firstly she did not like it but now she put it a nice corner of the home.


Siz de yapmak isterseniz aşağıdaki kelebekleri kullanabilirsiniz;
If you want to make this, you can use these butterflies;



Herkese mutlu bir hafta diliyorum.

Happy Week...



 

Sevgili Atlas benim gözümde sen bir kelebeksin...




Oldum olası haritaları, atlasları çok sevdim... Çocukken elimizin altında devamlı bir atlas olurdu. Kardeşimle şehir bulmaca oynardık, bazen de babamla ülkelerin başkentlerini saymaca.. Habire atlas alırdı babam, gazetelerin verdiklerini bile kaçırmazdı.
Biz büyüyüp evden uçtuktan sonra da hala almaya devam ediyor. Bu sefer akrabaların çocuklarına, mahalledekilere, apartmandakilere dağıtıyor...


Ben annemle babam evlendikten yedi yıl sonra olmuşum, o devirlere göre epey bir geç kalmışım yani... Ben doğduğumda yemekler verilmiş, kutlamalar yapılmış... Herkes üstümde hak iddia eder bu yüzden... Babam da anneme hediye olarak “Cumhuriyet Ansiklopedisi” almış:) Annem şok tabii.. Kadıncağız kimbilir neler hayal ediyordu... Kardeşim doğduğunda ise hiç oralı olmamış... (ya da bana anlattıkları bu... kıskançlıktan birkaç kez kardeşimi boğma, kafasını patlatma girişimin olmuş da..)




Kısacası babamda atlas ve ansiklopedi bir tutkuydu... İlk İstanbul'a geldiğimde Onun ansiklopedileri için Cağaloğlu'na gitme teşebbüsüm olmuştu bir kez... Sabahın köründe uyku sersemi Beşiktaş'tan Eminönü otobüsüne bindim, Etilere gittim... Hep bir yerden dönecek ümidiyle... Sonra eve geri gelip uyumuştum...






Neyseeeee çok uzattım; Altınoluk'ta da buldum dandik bir atlas, gazetenin verdiği... Akşam otururken başladım kesmeye... Babam anlamadı ne kestiğimi, “yanında neler getirmiş üşenmeden” diyip, ne yaptığıma anlam veremeden, spor haberlerini seyretmeye içeriye girdi... Ben de habire kestim bütün gece...

Sabahda iki kelebeği, arasına ip koyup ortalarından yapıştırdım birbirine... İpin ucuna da ağırlık yapsın diye, nerden alındığını, kimin olduğunu bilmediğim mavi boncuklu kolyenin boncuklarını bağladım. Sonra koştum sokağa bir dal buldum hepsini de ona bağladım, sonrada sanki siz fotoğraflarda görmüyormuşsunuz gibi buraya uzun uzun yazdım, bak hala sen de okuyorsun:)



İşte böyle... Sonra bir o duvara bir bu duvara astık, kardeşim bir kitaba dalmış hiç oralı olmazken biz annem babam ve ben kelebeklerin karşısına geçip sırıtarak baktık...



Dün annemi aradım ne yapıyorsun diye ... "Kelebeklerine bakıyorum" dedi, sonra "her yer sizin saçlarınız" diyip ağlamaya başladı...



I always loved maps... When we were child with my sister, our the most favori game was finding a city from the map.

Sometimes my father used to ask a capital city of a country to us ...
He is addicted map and encyclopaedia.

I was born too late after my parents were married. They had given a big party
when I was born and my father had bought a encyclopaedia set to my mum as gift. Poor my mum who knows that what did she feel... But when my sister was born, my father
had not taken notice of her. (or they said me like this, because that time
I had tried to kill my younger sister a few time)

Anyway... When I was Altınoluk last weekend I found a simple map and started
to cut out it.

We loved these butterflies on the our wall as all family....


Not ; Bu kış bir ara kendi odam için de bunun kalpli versiyonunu yapmıştım. İşte burada
P. S. ;This winter, I had made a heart version of it for my room. Here it is



Ne desek, ne desek... "Dekoratif Kutu" desek...




Aldığım herhangi bir şeyin kutusunu atmaya kıyamıyorum, ama evde yakında çöp eve dönecek diye korkuyorum. Sokakta bulduğum çalı çırpı, tahta parçası, taş, iş yerinden boş kahve kutuları, tuvalet kağıtlarının içindeki kartonlar…. Hepsini eve getiriyorum.. Kardeşim bu durumdan pek memnun değil. Neyse, atsa atılmam, satsa satılmam… Mecbur katlanacak… İşte kardeşle yaşamanın en güzel yanı…

Neyse bu kutu da kardeşimin bana anneler gününde aldığı hediyenin kutusuydu. Hayret hala unun bir fotoğrafını burada paylaşmamış olmama da ayrıca şaşırdım. Neyse; kutuyu evirdim çevirdim, koydum bir kenara. Sonra birden aklıma dergi sayfaları ile kaplamak geldi, biraz da değişik olsun istedim. Yukarıdaki kutu çıktı ortaya. Gerçi ben yapacağım çubukları dik dik yapıştırmayı düşünmüştüm ama sonra birden yatay yapıştırmaya karar verdim. Bir dahakine dik yapıştıracağım o zaman köşeler daha iyi olacak.
Siz yaparsanız dik yapıştırın. Bir de tabii kullanacağınız derginin bir gün önce alınmamış ve okunmuş olmasına dikkat edin.  Ben o heyecanla, elime geçen ilk dergiyi paraladım ki, epey bir sonra anladım yeni alındığını… bir yandan sayfaları rulo yaptım bir yandan okudum. Kardeşimin eline de kutuyu tutuşturdum okusun diyeJ

Aşağıda adım adım fotoğrafladık nasıl yapıldığını, fotoğraflar kardeşim tarafından çekildi, eller de benim. Ama takıldığınız bir yer olursa sorabilirsiniz, burada tek tek anlatmıyorum…




Biz çok sevdik bu kutuyu, daha binbir çeşidini yapmayı planlıyorum. Ahhh birazcık daha zamanım olsa ya da uyumadan ayakta kalmayı başarabilsem, büyük adam olacağım ama işte kader….





Öpüyorum hepinizi...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...