paper box etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paper box etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sevgili Atlas benim gözümde sen bir kelebeksin...




Oldum olası haritaları, atlasları çok sevdim... Çocukken elimizin altında devamlı bir atlas olurdu. Kardeşimle şehir bulmaca oynardık, bazen de babamla ülkelerin başkentlerini saymaca.. Habire atlas alırdı babam, gazetelerin verdiklerini bile kaçırmazdı.
Biz büyüyüp evden uçtuktan sonra da hala almaya devam ediyor. Bu sefer akrabaların çocuklarına, mahalledekilere, apartmandakilere dağıtıyor...


Ben annemle babam evlendikten yedi yıl sonra olmuşum, o devirlere göre epey bir geç kalmışım yani... Ben doğduğumda yemekler verilmiş, kutlamalar yapılmış... Herkes üstümde hak iddia eder bu yüzden... Babam da anneme hediye olarak “Cumhuriyet Ansiklopedisi” almış:) Annem şok tabii.. Kadıncağız kimbilir neler hayal ediyordu... Kardeşim doğduğunda ise hiç oralı olmamış... (ya da bana anlattıkları bu... kıskançlıktan birkaç kez kardeşimi boğma, kafasını patlatma girişimin olmuş da..)




Kısacası babamda atlas ve ansiklopedi bir tutkuydu... İlk İstanbul'a geldiğimde Onun ansiklopedileri için Cağaloğlu'na gitme teşebbüsüm olmuştu bir kez... Sabahın köründe uyku sersemi Beşiktaş'tan Eminönü otobüsüne bindim, Etilere gittim... Hep bir yerden dönecek ümidiyle... Sonra eve geri gelip uyumuştum...






Neyseeeee çok uzattım; Altınoluk'ta da buldum dandik bir atlas, gazetenin verdiği... Akşam otururken başladım kesmeye... Babam anlamadı ne kestiğimi, “yanında neler getirmiş üşenmeden” diyip, ne yaptığıma anlam veremeden, spor haberlerini seyretmeye içeriye girdi... Ben de habire kestim bütün gece...

Sabahda iki kelebeği, arasına ip koyup ortalarından yapıştırdım birbirine... İpin ucuna da ağırlık yapsın diye, nerden alındığını, kimin olduğunu bilmediğim mavi boncuklu kolyenin boncuklarını bağladım. Sonra koştum sokağa bir dal buldum hepsini de ona bağladım, sonrada sanki siz fotoğraflarda görmüyormuşsunuz gibi buraya uzun uzun yazdım, bak hala sen de okuyorsun:)



İşte böyle... Sonra bir o duvara bir bu duvara astık, kardeşim bir kitaba dalmış hiç oralı olmazken biz annem babam ve ben kelebeklerin karşısına geçip sırıtarak baktık...



Dün annemi aradım ne yapıyorsun diye ... "Kelebeklerine bakıyorum" dedi, sonra "her yer sizin saçlarınız" diyip ağlamaya başladı...



I always loved maps... When we were child with my sister, our the most favori game was finding a city from the map.

Sometimes my father used to ask a capital city of a country to us ...
He is addicted map and encyclopaedia.

I was born too late after my parents were married. They had given a big party
when I was born and my father had bought a encyclopaedia set to my mum as gift. Poor my mum who knows that what did she feel... But when my sister was born, my father
had not taken notice of her. (or they said me like this, because that time
I had tried to kill my younger sister a few time)

Anyway... When I was Altınoluk last weekend I found a simple map and started
to cut out it.

We loved these butterflies on the our wall as all family....


Not ; Bu kış bir ara kendi odam için de bunun kalpli versiyonunu yapmıştım. İşte burada
P. S. ;This winter, I had made a heart version of it for my room. Here it is



Ne desek, ne desek... "Dekoratif Kutu" desek...




Aldığım herhangi bir şeyin kutusunu atmaya kıyamıyorum, ama evde yakında çöp eve dönecek diye korkuyorum. Sokakta bulduğum çalı çırpı, tahta parçası, taş, iş yerinden boş kahve kutuları, tuvalet kağıtlarının içindeki kartonlar…. Hepsini eve getiriyorum.. Kardeşim bu durumdan pek memnun değil. Neyse, atsa atılmam, satsa satılmam… Mecbur katlanacak… İşte kardeşle yaşamanın en güzel yanı…

Neyse bu kutu da kardeşimin bana anneler gününde aldığı hediyenin kutusuydu. Hayret hala unun bir fotoğrafını burada paylaşmamış olmama da ayrıca şaşırdım. Neyse; kutuyu evirdim çevirdim, koydum bir kenara. Sonra birden aklıma dergi sayfaları ile kaplamak geldi, biraz da değişik olsun istedim. Yukarıdaki kutu çıktı ortaya. Gerçi ben yapacağım çubukları dik dik yapıştırmayı düşünmüştüm ama sonra birden yatay yapıştırmaya karar verdim. Bir dahakine dik yapıştıracağım o zaman köşeler daha iyi olacak.
Siz yaparsanız dik yapıştırın. Bir de tabii kullanacağınız derginin bir gün önce alınmamış ve okunmuş olmasına dikkat edin.  Ben o heyecanla, elime geçen ilk dergiyi paraladım ki, epey bir sonra anladım yeni alındığını… bir yandan sayfaları rulo yaptım bir yandan okudum. Kardeşimin eline de kutuyu tutuşturdum okusun diyeJ

Aşağıda adım adım fotoğrafladık nasıl yapıldığını, fotoğraflar kardeşim tarafından çekildi, eller de benim. Ama takıldığınız bir yer olursa sorabilirsiniz, burada tek tek anlatmıyorum…




Biz çok sevdik bu kutuyu, daha binbir çeşidini yapmayı planlıyorum. Ahhh birazcık daha zamanım olsa ya da uyumadan ayakta kalmayı başarabilsem, büyük adam olacağım ama işte kader….





Öpüyorum hepinizi...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...