bahçede kahvaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahçede kahvaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ben bugün evdeyim...





Evde olmaya alışık değilim ki ben hiç. Ne yapacağımı şaşırdım ve al işte saat 14:30 oldu bile... Sözüm ona hiç bilgisayarı açmayacaktım, evde dergilere bakıp, kahve içip keyif yapacaktım. Ama sabahın köründe kardeşim işe giderken uyandım, zorladım kendimi yataktan çıkmamak için.




Sonra dayanamadım kalktım, basit bir kahvaltı hazırladım kendime, geçtim televizyonun karşısına ama açmamla kapatmam bir oldu.
O ne yaaa herkes birbirine bağırıyor, çığlık çığlığa gidiyor ortalık. Sonra biraz dolandım evde. Apartmana yeni taşınan komşu camının önüne biri arabasını park etti diye avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı, yerimden zıpladım. Korkudan camdan bile bakamadım. İşimiz var bu yeni komşuyla , çok gergin, taşınalı henüz 1 ay bile olmadı ben bu şekilde 3. olayına tanık oldum bile şimdiden... Korkuyorum ondan..
Sonra dayanamadım açtım bilgisayarı tatildeyken sizler neler yaptınız şöyle bir baktım, o şöyle bir bakmak bile epey bir zaman alıyor ama...
Televizyonu kapatmıştım ama kulakları fazla iyi duymayan yaşlı komşumuz Münge Anlı'nın programını açmış sanki tüm konuklar gelmiş bizim salonda benimle beraber oturuyorlar gibiydi. Mecbur ben de bir müzik kanalı açtım dinlemeye başladım, en azından program bitene kadar...



Demek ki neymiş, insan elinde olmayanlara hep özeniyormuş ama onları elde edince öyle çok da aman aman bir şey olmadığını anlayıveriyormuş:))

Şimdi bu postu tamamlar tamamlamaz bilgisayarı kapatıp keyif yapacağım söz... Belki muffin yaparım akşamüstü kahvenin yanında... Pek bir hava atar gördüm kendimi:)

Diyeceğim o ki ben geldim... ve umarım bu Kasım ayı hepimiz için huzur dolu ve güzel haberler alacağımız bir ay olur..




I was not here for a while. I and my little sister went to short vacation. Today I am at our home after for a long time. Normaly today I should be at the office. But I have took one more day off from work. I woke up very early and made a simple breakfast.
Always I would think that if I am at home every day I would be great. But today I did not know what I do.

Tomarrow I will be at the office and I know that I will want to be at home again...
Today I have just wanted to share with you a hello post after vacation. That's all:)

And I hope this November will be a wonderful month for all of us. Because on October We were very upset...



Daha Karpuz Kesecektik....







Herkese günaydın….

Muhtemelen biz şu anda böyle bir masada kahvaltı ediyoruzdur. Bu postu dün hazırlamıştım, zaman ayarlı olarak, başka da hazırlayamadım zaten.

Biz ailece gözümü açar açmaz kahvaltı diye etrafta dört dönenlerdeniz. Kahvaltımı yapmadan şuradan şuraya gidemem, tansiyonum düşer, bir fena olurum, sinirlenirim, güne başlayamam kısacası…
Pek çeşit aramam kahvaltıda, çay olsun, beyaz peynirle domates olsun yeter. Reçel çeşitleri ile, iki çeşit zeytin de olsun isterim aslında… taze körpecik biber varsa ısıra ısıra yenmelik… bir de köy ekmeği… Sanırım kilo alıp döneceğim bu tatil sonunda yine…





Son yıllarda babamda bir karpuz sevdasıdır gidiyor. Ne zaman yanlarına gitsek, bizim şerefimize karpuz kesiyor, sanki kuzu kesiyormuş gibi bir edayla.. Yaa alt tarafı karpuz diyoruz ama bizi duymuyor bile...
Kapruzu keselim, karpuzu dolaba koyduk mu, kapruz kestim kahvaltıda da yiyelim… babamın konuşmasının  %30 unu oluşturuyor bu karpuz muhabbeti.
Ne acıdır ki hayatım boyunca babamın tatlı bir karpuz aldığına da tanık olamadım.
Keser karpuzu, bal bal balll diye, bi bakarsın bildiğin pembe, ekmek gibi bişey…

Son gittiğimizde yine karpuz yiyoruz, babam bu sefer karpuzun çekirdeklerine taktı. Keşke çekerdekleri olmasaymış, keşke annem çekerdeksiz kesmesini bilseymiş falan. 
Sonra; “Bu sene bahçeye ektiğim tohumları, adam çekirdeksiz karpuz diye verdi ama  onlar da çekerdekli “ dedi.
 --- “ee daha onlar olmadı, kesip yemedik ki… nereden biliyorsun”
--- “Bende öyle bir izlenim bıraktı"


Şimdi merakla bahçedeki karpuzların büyümesini bekliyoruz.  

Herkese afiyet olsun...







Good Morning…
This is a traditional Turkish breakfast table.
Probably now We are at the such a table for breakfast. I have prepared this post yesterday.

in the morning I must eat something when I wake up. I can not start the day. Especially tea, cheese and tomato should be my breakfast table. one or two kind of jam and olive also can be very nice.  

I love to have breakfast in the garden.

Happy Saturday!








Merhaba Ben Tenkit Osman!!!



Evimiz aslında Altınoluk ile Akçay arasında bir yerde. Oraya gittiğimizde yüzmek  ve market alış verişi dışında hemen hemen hiç evden çıkmıyoruz. Altınoluk ve Akçay’ın içine hiç bir kuvvet götüremez bizi. O kadar kalabalık ki. Biz ailecek evde keyif yapmayı daha çok seviyoruz, dışarılarda çay – kahve içip birşeyler yemek pek bizim ailenin tarzı değil. Tez canlı olduğumuz için gitsek de çayımızı içer hemen ayaklanırız…
Ama evde de pek oturmuyoruz, devamlı yapacak bir işimiz oluyor. Ben anlamıyorum neden bizim ailenin hep yapması gereken işler var…
Neyse işte orada o kadar mutluyum ki, anında İstanbul’u, işi – gücü unutuyorum… Geçen sene benim hastalığım, ameliyatım derken çok gerilmiştik bu yüzden çok sık gittik oraya, o kadar iyi gelmişti ki..
Ameliyattan sonra güneş ışığı ameliyat izimi belirginleştirmesin diye bant takıyordum boğazıma sahilde. Yüzdüm tam çıkacağım kıyıda oyalanıyorum, bir erkek çocuğu sinsice yanıma yaklaştı ve yan gözle bana bakıp ;” satılık mısın sen ? “ dedi bana… Ben öyle dondum kaldım, kafamdan neler neler geçti… “nereden çıktı şimdi o “ dedim, “ boynundaki etiketten anladım “ dedi…  Pesss…







Babamdan inciler;

-Yıllardır bu kavgamız sürer, ben bir bölüme, ya da hani balkonlara asılan ince uzun plastik saksıların içine, çiçek ekileceği zaman hepsinin aynı tür ve mümkünse aynı renk olmasını isterim ama bizimkiler bir türlü buna uymaz..
Sabahın köründe oraya vardık ve gitmeden önce yazdıklarımın çoğu aynen gerçekleşti. Bahçeyi gezerken yine bir bölüme aynı çiçeğin farklı farklı renklerini diktiklerini gördüm.  “ Bunlar olmamış sökerim ben bunları “ dedim.
Sonra içeriye girdik bizim odamızda ne güzel kilim vardı, annem oraya halı sermiş, neymiş halı daha ağır duruyormuş, “ yok istemem ben,kaldırırım bunu“ dedim. Bunun üstüne babam “ Hoş geldin TENKİT OSMAN” diyerek konuyu kapattı… J

-Fotoğraf makinamı ilk kez gördüler. Tabii bütün gün elimden düşmüyor, babam güzel bir şey gördüğünde hemen beni çağırıyor  “Papa-Rıza koş gel çek bunu” . Paparazinin bizim ev versiyonu Papa-rıza oluyor yani…

-Babamı oturtturdum fotoğraflarını çekiyorum, “Öyle donuk bakma gül biraz” dedim “ gözden mi güleyim kalpten mi güleyim “ diye sordu…. İkisini de denedik bu gözden gülüşJ

-Annem ben kardeşim yan masada kahve içiyoruz babam parmağının ucunu göstererek geldi  “ buraya ağaç girdi sizin gözünüz görür çıkartıverin” diye...
Annem oradan; ” büyüsün boşver, büyüyünce budarız ağacı”
Hahaha diye güldük, kaldı koca ağaç adamın parmağında… unuttuk gitti…







Sorry, I am very busy today at the office, I could not write this post’s English version . I mentioned our home in Altınoluk and how we are happy there… When I go to there I can forget everything and feel relax… This summer I hope we can go there very offten..


Daha fazlası için flickr hesabıma bakabilirsiniz.

If you want to see more you can look at my flickr acount.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...