Hep diyorum ya benim
uykum çok hafiftir diye,en ufak bir tıkırtıda uyanırım, asla uyku sersemliğim
olmaz, yataktan gecenin bir yarısı bile öyle hızlı kalkarım ki sanki hiç
uyumamışım, öyle muhabbetteymişim gibi. Bir keresinde annemle karşılıklı
yatıyoruz gece çok susadım, gözlerimi
açmamla yataktan fırlamam bir oldu, annem deprem oldu da ben kaçıyorum sanmış
zavallım nasıl korkmuş, bana da kızmıştı.
Neyse işte uyku öyle
hafif olunca da çok rüya görüyosun tabi. Bir gecede kaç farklı rüya görüyorum
bilmiyorum ama sabahları resmen yorulmuş kalkıyorum. Bir de benim rüyalar öyle
hareketli, öyle saçma, öyle anlamsız oluyor ki rüyamda bile ne olduğunu
anlamaya çalışırken buluyorum kendimi.
Bir kere şu kesin, akşam
seyrettiğim dizi ya da film artık her
neyse onun içindeyim .Ya da ne bileyim uyurken bir şey mi düşünüyordum hemen
onunla ilgili bir rüya çat kapıda. Mesela bu sabaha karşı severek takip ettiğim
bir Norveçli bloggerın evindeydim. Şu
sıralar yeni eve taşındılar, rüyamda da o eve gidiyorum, küçük bir kutlama
yapılıyor ama ben devamlı etrafı süzüyorum, aa diyorum bak görüyor musun azıcık
eşyaları var ama ne hoş ne sade… aa mutfak o kadar da güzel değilmiş diyorum
içimden, sonra yanımda Norveççe konuşuyorlar ama neredeyse aynı Türkçe.
Anlıyorum çoğunu konuşmaların. Hatta onlara da söylüyorum biz de pilava pilav
deriz diyorum…
Mesela kült olmuş
rüyalarım vardır, resmen senaryo gibi, yıllarca anlatmışımdır birini hele..
Şimdi size onu anlatmayacağım ama bir tanesi var ki gerçekten hatırladıkça ben
de gülüyorum. Çocuktum şu Demirellerin, Erdal İnönülerin zamanı… Rüyamda makam
şöförüyüm. Bildiğin öyle siyah takım elbiseli, şapkalı falan yani. Tek elim
ceketin düğmesinde bisikletin önünde bekliyorum. Evet maalesef makam aracı bir
bisiklet. İçimden de düşünüyorum, Şu Demirel’de Erdal Bey gibi zayıf olsa ne
olacak sanki diye. Yokuş çıkmak çok zor
oluyor Demirel’i taşırken diye dertleniyorum. Sonra meclisten çıkıyorlar ilk
önce Demirel’i alıp evine götürüyorum bisikletin arkasına oturmuş belime
salırmış bense kan ter içinde : ( ayy ne kabustu yaaa..
Çok uzun bir giriş
bölümü oldu bu: ) artık idare edin yazasım gelmiş…
Son zamanlarda
gördüğüm rüyalar ise biraz daha kabusvari olmaya başladı, tabi bunda
seyrettiğim “Taht Oyunları” dizisinin de etkisi büyük, ne de olsa kan gövdeyi
götürüyor dizide. Ama onun dışında deprem görüyorum sıkça. Düşündüm nasıl
kovarım bu kabusları diye ve bloglarda sıkça gördüğüm Rüya avcısından (Dream
Catcher) yapmaya karar verdim. Hem Yatağımın başucundaki dergi sayfalarından
yaptığım kalpli süs artık iyice eskimişti hem de kurdelalarla oynamak için
güzel bir fırsattı.
Kızılderililerin
kullandığı “Dreancatcher” Rüya avcısı anlamına geliyormuş. Söğüt çemberin
üzerine el işi örgü bir ağ ve uçlarına asılan tüy ve ipler ile yatağın başucuna
asılarak sahibinin daha rahat uyumasını sağlayan, kötü ruh ve kabuslardan uzak
tutan mistik güce sahip bir tılsım yani.
Yaklaşık bir ay önce
işte bu sabah rüyama giren SignePling bloğunda gördüğümde karar verdim bir ara
yapayım bu zabazingodan diye ve kısmet şimdiyeymiş : )
Başucuma asacak yeni bir
şey yapana kadar işte bu süslü rüya avcısı beni koruyacak duyurulur…
My sleep is very
light. I can wake up even very little noise. Because of that, I dream too much
all night long. Most of them are very foolish, long and exhausting...
If I watch a film I
am sure that I will see in in my dream that night. Or If I think something or
someone, I know that, I will see it/her/him at the earliest opportunity: )
For example this
morning, I was at one of my favorite Norwegian blogger's home. Her home was
great and I understood a lot of things even though they speak Norwegian: )
In another my dream,
years and years ago. I was the driver of the prime minister's authority and I
was using a bicycle : )
We have been watching
"The games of thrones" for a while, that's mean, my dreams are awful.
I decided to make a
dreamcatcher for my bedroom. About a month ago, I saw a great dreamcatcher on
SignePling blog and it was realy so nice. Her blog is amazingly wonderful and I
love following her.
Have a great week...



