Bugünlerde Bizim Sehpa...



 
Bu sehpanın hikayesini belki hatırlarsınız, hani siyahtı da beyaza boyamıştık. ( Hatırlamayanlar ilk acemilikte hazırladığım bu posta bakabilirsiniz)

Eve geldiğinden beri çok seviyoruz onu. Dönem dönem üstündekiler değişiyor. Biz çok çabuk sıkılıyoruz aksesuarlardan, yook atmıyoruz ama kendimize özletiyoruz onları. Her mevsime göre konsept yapıyoruz, şimdi tam yılbaşı havası esiyor mesela bu köşede…

Diyorum ya hikayesi olan eşyaları seviyorum, işte bu sehpanın üstündekilerin de hikayeleri var. Mesela yılbaşı ağacı süsleri… At ve kırmızı şişko geyiği (içinde çikolata vardı, yedik tabii) iki yıl önce tüm Avrupa’nın buz tuttuğu, – 16 dereceyi okuduğumuz karlı bir Münih tatilinde Christmas Market denilen sokaklara yayılmış stantlardan birinden almıştık. Manzaralar o kadar güzeldi ki. Her yer bembeyaz kar ve ışıl ışıl süslenmiş, insanlar alışverişte, eller kollar paket dolu,  kar üstünde sıcak şarap içiyorlar…
 

Sonra şu tahta geyik amcayı Salzburg’dan almıştık, ordada bir dükkan vardı, hala hatırlıyoruz, içi sırf boyanmış, süslenmiş yumurta doluydu, bir tane bile alamamıştık çünkü hangi birini alacağımızı şaşırmıştık. Ondan sonra gidip alakasızca bu geyik aksesuarı almıştık, seviyor muyuz, seviyoruz…

Gelelim güzeller güzeli matruşkaya. Kendisi Dükkan Pati’den… Nilgün Abla’yı çoğunuz tanıyordur herhalde, yaptıkları ile hayata bakışı, çoşkusu, öğrenme isteği, tatlı dili ve diğer bir çok güzel özelliği ile kendisini idolüm ilan ettim. Öyle güzel bir şey yapıyor ki  takdir etmemek mümkün değil. Dükkan Pati’yi açalı belki çok olmadı ama ününü duymayan kalmadı. Bu dükkanda satılan herşeyin geliri sokak hayvanları için kullanılıyor. Kimi zaman Nilgün Abla’nın zevkle boyadığı aksesuarlar, kimi zamanda duyarlı hayvanseverlerin bağışladığı el emeği göz nuru harikalar… İşte bu matruşka’da yine en az Nilgün Abla kadar sevdiğim, kendime çooook yakın hissettiğim,  yaptığı çarpı işlerine hayranlıkla bakıp imrendiğim Sevdiye’nin elinin emeği.  Dükkan Pati’ye bağışladığını duyunca pusuda bekledim ama neredeyse kaçırıyorum dediğim anda hop benim oldu. Çok şanslıyımki bizim evde tam 3 tane ayrı çarpı işi var Sevdiye’nin: ) Hepsini de çok seviyorum , ama şimdilerde gidip gelip bu hanımı öpüyorum…
 
 

Sonraaaaa… Cath Kidston mumumuz…. Ahh ahhh Allah herkese Londra’da yaşayan bir arkadaş kısmet etsin…  Bu mumu arkadaşım geçen sene yılbaşı zamanı getirdi bize  yanında başka güzel şeylerle birlikte… O ne getirirse biz bayılıyoruz zaten. Hele ki son getirdiği yine Cath Kidston kumaşlar…  Kıyıp da ne yapacağıma hala karar veremedim, habire fotoğraflarını çekiyorum bende: )
 
 
Dediğine göre benim sürekli zevklerim, ilgi alanlarım değiştiğinden bana hediye almak kolaymış…

Şimdi yenileri eklendi bunların yanına, hepsini de çok sevdim ama henüz fotoğraflayamadım, tamam kışı seviyorum dedim ama bari haftasonları fotoğraf çekecek kadar aydınlık oluverse şu hava…

 

I love this coffee table, we change  this side of our living room every season and in these days you can see these little accessories on the coffee table.
I like stuff which has story...

For example; We had bought this red horse and red tin deer from Munich 2 years ago.

It was so cold about  minus - 16 - degree but it was a unique view, everywhere was snowy and full of with Christmas decorations...
 
 

This little deer uncle is from Salzburg... I love it so much olso...

I'm so happy to have this tiny matryoshka. It is so sweet and I bougth it from "Dukkan Pati".

And of course I fell in love this Cath Kidston Candle... A friends of mine who lives in London, had given it me last year as present. She always gives me wonderful things which I like it. I am so lucky and I think, every people should have a friend who lives in London: )
 
 





 

Bugün Bunu Sevdim - Hildas Inspiration #3





Aslında bugün için başka fotoğraflar getirmiştim yanımda ama işlerden fırsat bulup düzenleyemedim hem de bir baktım arkası arkasıya online dergiler yayınlanıp durmuş. Sizleri bunlardan mahrum etmiyeyim dedim: )

Hildas Inspiration‘nun bu seferki üçüncü sayısı. Fotoğraflar o kadar canlı ve parlak ki sanki elle tutuverecekmiş gibi hissediyor insan. İlk iki sayısını da sizlerle baylaşmıştım hartırlarsanız. İlk sayı için buraya, ikinci sayı için buraya, Sofia’nın harika bloğu için ise buraya buyrun efendim…

Gününüz keyif dolu geçsin...


 
This is 3 th issue of Hildas Inspiration and again and again I loved it so much. I love her every images, they are so vivid, bright, fresh and joyful. I get great pleasure looking at photos of her.

Remember that I had shared previous issues of Hildas Inspiration and if you want to look at it again please a click here and here, for her fabulous blog is here...

Enjoy your day...






 

Bugün Bunu Sevdim - Funkytime Magazine






Tam yılbaşı üstü yine online dergilerin yeni sayıları teker teker çıkmaya başladılar. Bu online dergilerin en sevdiğim yanı uçsuz bucaksız olmaları, her sayfada yeni bir süprizle karşılaşma heyecanı, O kadar çok link var ki, oradan oraya kayboluyor insan içinde. Mesela Funkytime Magazi’nin bu sayısında da bir çok desenli kağıt bulmanız mümkün. Sayfaları dikkatli inceleyin ve Download yazısını gördünüzmü tıklayın üstüne.

Daha önceki sayısı için buraya ve buraya, blog için buraya bakmanız yeterli…
Haydi keyfiniz bol, haftanız güzel olsun…




The new issues of online magazines have begun to come out one by one, when new Year's Eve.

My favorite part of these online magazines are endless, you can encounter with a surprise and a new excitement on every page. There are so many links and ideas.

For another issues are here and here, for blog you can look at here.
Have  a great week...



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...