Bayram tatilinde annemlerin yanına giderken Cuma akşamı yola çıkıp bir gece Balıkesir’de evde kalıp sabah erkenden Altınoluk’a doğru yola devam etmiştik. O sabah bizim şöför (kardeşim) hala uyurken kalktım annemim çeyizlerinin fotoğraflarını çektim. Ev yaklaşık 3 aydır kapalı olduğundan halılar kaldırılmış, koltukların üstü örtülü, her yer tozluydu…
Hiç birşeye dokunmadan sadece büfenin içindekileri ve etrafta gördüğüm bir iki şeyi fotoğrafladım.
Çoğu annemin çeyizinden bu gördüklerinizin. Mesela pembeli çay- pasta takımı, kahve fincanları, likör takımı, porselen şekerlik… Hepsini Balıkesir’den İstanbul’a gelip almışlar; annem, dayım ve yengem… O zamanlar porselen kıtlığı varmış, öyle istediğin gibi porselen tabak, vazo bulmak kolay değilmiş. İstanbul’da bir tanıdığımız annemleri almış Beyoğlun’da çok güzel bir Rum dükkanına götürmüş, Annemim hatırladığı o Beyoğlu bambaşka.. Hep anlatır, dükkanlar şıkır şıkırmış, hele insanlar, şapkalı hanımefendiler, beyfendiler… Nereden baksanız yıl 1964… O zamanki Beyoğlu fotoğraflarını hatırlarsınız…
Arada yurtdışından getirdiğim ufak tefek şeyler var mesela şu en alttaki kedili çaydanlıklar. Onları San Marino’dan almıştım. Sonra kültabakları Münih’den, askerler, kaşıklar, ördekler… hepsi farklı yerlerden alınmış şeyler. Daha vardı ama onların fotoğrafları sabahın 7 sinde pek de iyi çıkmamış…
Aaa bir de şu gaz lambaları var sahi. Onlar babannemden hatıra. Annem onları babannemin evinde çatı katında toz toprağın içinde görmüş, anne bunlar niye burada demiş, O da al senin olsun diyip anneme vermiş. Yıllarca gözünden sakındı annem onları, deprem olsa ilk kurtarılacak şeylerin başında gelir. Çünkü şu gördüğünüz kırmızı vazonun takımı bir deprem sırasında kırılmıştı.. Ailecek yas tutmuştukJ
Bizim evde eski pek bir şey olmaz, yani annem eskitmez, çok tutumludur, babam da görev insanı, kırılanı, bozulanı, eskiyeni, kendi yapamaz ya bize yaptırır ya hemen tamire götürür. Mesela bizim evde hala 50 yıllık kek kalıbı kullanımdaJ Bununla ilgili maceralarımı yazmak istiyorum ama şu sıralar işde epey bir yoğunluk var akşamları da ters düşüyorum resmen… Kısmet bakalım, belki bir ara size iğrenç kek fotoğraflı bir post hazırlayabilirim.
Şimdi annemi aradım , yaa sen bunca tabak çanak almışsın babam ne getirmişti diye sordum.
Babam sadece yatak odasını almış, annemler, misafir odası takımını ve büfeyi almışlar, somya divanlar da babamdan… Böyle parıldayan takımları varmış ama buzdolapları 1 yıl olsa olmuş, bayram etmişlerJ elektrik süpürgeleri tam 10 yıl sonra alınmış, babam çalı süpürgesi getirmiş yani… Annem konuştukça çoştu bedavaya gitmişim falan demeye başladı, sonra sakın bunları yazma dedi, bende yazarım merak etme diyerek kapattım telefonu.
Akşam üstü de babamı arayıp çok ballıymışsın diyeceğimJ Şimdi bahçede kendinden geçerek çiçekleri buduyormuş…
These all cups, plates, vases and other objects are from my mother dowry.
While we were going to Altinoluk last month, we gave stopover at our parents home in Balikesir and I took these photos in there.
Before They were marry, My mother, her brother and her brother’s wife had gone to Istanbul for buying her dowry.
All of them are very special and worthy for us.