2 sene önce yine bu zamanlarda 1 haftalık Altınoluk tatilimizden sonra annemle babamı da alıp İstanbul’a geldik. Bahçedeki çiçekleri-sebzeleri bırakamadıkları için sadece 5-6 gün kaldılar. O akşamlardan birinde saçma bir sebepten dolayı ailecek kavgaya tutuştuk, şimdi hayal meyal hatırlıyorum sebebi, arabanın park edilmesi ile ilgiliydi, detaylar uçmuş gitmiş kafamdan. Ama hani olurya bir anda o ona kızar, öbürü diğerinin tarafını tutar, ortada bir şey yokken herkes birbirine gıcık oluverir, sonra da moraller bozulur “nerden çıktı bu tartışma, en kadar mutluyduk, şimdi hiç yoktan gurur yapmamız gerek“ diye..
O akşam babam her zamanki gibi bir futbol karşılaşması bulup seyretmeye başladı bizse bir karış suratla oturuyoruz. Hadi dedim balkona annemle kardeşime, somurtuk somurtuk çıktık, sonra açtım masayı, boyaları çıkattım, denizden topladığımız taşları boşalttım masaya boyayalım bunları dedim. Ama ilk baştaki halimizi görecektiniz. Hepimizin kaşlar çatık, ağırdan ağırdan ürkek ürkek boyuyoruz taşları, birbirimizin yaptıklarına yan gözle bakıyoruz, hafiften de tedirginiz. Sonra yavaş yavaş laf atmalar başladı. Ortaya birşeyler çıktıkça yüzlerde gülümsemeler, seninki güzel oldu, ben beceremiyorum.. aa olur mu esas senin şu son yaptığın harika olmuş… gibi jestlerJ Gecenin sonunda hepimiz çoşmuştuk, Ne o efendim taşları guaj boya ile boyadık, üstlerini de evde vernik olmadığı için tırnak cilası ile parlattık… Sonra koşa koşa babama gösterdik. Ohhh ne güzel bir geceydi..
O taşları iki yıl kullandık. Hatta burada cep telefonuyla çekilmiş bir fotoğrafını paylaşmıştım birkaç ay önce.. Renkleri canlı ve koyu tonlarda idi. Evde yapılacak olan değişikler listesinde, taşların soft renklerde boyanması vardı. İşte bu yeni boyanmış taşlar, o maddeye istinaden bir Altınoluk akşamında yine annem, ben ve kardeşim tarafından boyandı… Tek tek bakıldığında çok basit, saçma, hatta çocukça desenler, ama hepsi bir araya geldiğinde şeker gibi oluyor, ağzına atası geliyor insanın.
Aslında seramik boyası ve vernik ile yapılsa çok daha kalıcı ve hoş olabilir ama elimizde yine sadece guaj boya vardı. Tırnak cilası yerine bu sefer sprey vernik kullandık ama. Gerçi çocuklu evler için hiç tavsiye etmiyorum ya da sehpaya koymayı tavsiye etmiyorum, çünkü nadiren de olsa eve bir çocuk geldiğinde ilk yaptığı bunlara saldırıp, ağzına atmaya çalışmak oluyor, bir de guaj boya olduğu için ıslanınca boyası çıkabiliyor, ama şimdi yazarken aklıma geldi acaba fırınlasam boya üstünde kalıcı olur mu?
Gerçi son yaptıklarımızda vernik kullandığımız için öyle bir durum olmadı.
Taşları boyarken en çok hoşuma giden annemi seyretmek, onun ne yapacağını, ne renk boyayacağını merak ediyorum hep. Kendine güvensiz ürkek ürkek boyuyor tek eli çenesinin altında, biz çiçek falan mı yapsak derken kendisi soyut çalışıyorJ aa anne harika olmuş diyince de çocuklar gibi seviniyor.
Bu taşları boyamadan önce her akşam sordu ee ne zaman boyayacağız taşları diye… Şimdi bu fotoğrafları bayramda gidince ona da göstereceğim bayılacak:)
Bugünkü postumuzunda ana fikri çoğu ile aynı. Neymiş efendim; mutluluk öyle alengirli , uzaklarda, ulaşılmaz değil, mutluluğun parayla pulla uzaktan yakından da ilgisi yok. Mutluluk biz bu taşları boyarken neşe ile hamak karpuzu kesip oohh harika diye diye masaya getirip bir güzel bize yediren babanın gözlerinde…
Tabii Deli-anne daha iyi bilir:)
I always love pebbles and when I am on the beach, I am collecting them tirelessly.
We painted those pebbles in a summer evening, my mother, my sister and I .
I know that, if you look them one by one cautiously you will see that the patterns are very simple,but it does not matter. Because the most important things when we were painting them we were realy happy.
We used gouache and sprey polisher. I am not sure but if we would have used a seramic painting maybe it would be better. another time I will try this.
NOT; Bu şirin kebek tabağı da her akşam yemekte gülerek maceralarını dinlediğim, kardeşimin sevimli genç iş arkadaşı bize hediye almış. Biz çok sevdik.
Herkese iyi haftalar...
Have a nice week.