Baktım sonbaharın gelmesiyle herkesin bloğunda kurumuş yapraklar boy göstermeye başladı. Benim neyim eksik dedim… Zaten kafa önde hızlı hızlı yürüyen ben, bu sefere yine kafa önde ama hop aşağıya, hop yukarıya yaprak toplaya toplaya yol almaya başladım. Ev ile iş arasında da bir park olduğundan bu bana iyi de idman oldu. O kadar çok yaprak toplamışım ki, evde küçük bir ağaç yapabilirdim. Bana kalsa yapardım da bizim kardeş pek sıcak bakmazdı bu konuya…
Zaten dün bana da hafifden afakanlar basmaya başladı, ev sanki yine homur homur homurdanıyor, ıncık, gıcık her tarafı doldurduk, ee şimdilerde gün olur devran döner, bir gün ihtiyacım olur diye, çer-çöp ne varsa toplar oldum. Elime bir şey geçiyor dört dönüyorum etrafta bunu nereye koysam diye.
Bizim ailecek en sevmediğimiz şey de çemecelerin dağınıklığıdır. Ev toz içinde olsun, camlar, perdeler kirli olsun tamam tahamül edebiliriz ama çekmece içleri dağınıksa, neyin nerede olduğunu bilmiyorsak, bir huzursuzluk başlar bizde…
Yakın bir zamanda, büyük ihtimalle kışlıkları çıkartma töreninde bir ferahlama yaşamayı umut ediyorum…
Haftasonları genelde gece 12’den sonra film seyretmeye başlıyoruz, ard arda 2 film birden seyrediyoruz çoğunlukla, tabi eğer film sarmazsa anında gözler kapanıyor… Son zamanlarda şöyle zevkle, çoşarak seyrettiğimiz bir film çıkmadı karşımıza.. Bazen öyle saçma filmler seyrediyoruz ki dehşete düşüyoruz, bu senaryo bu oyuncuya verilmiş, kadın/adam okumuş, beğenmiş ve tamam demiş… inanılır gibi değil… Ama bu haftasonu seyrettiğimiz iki film de hoşumuza gitti, tamam mütiş, harika, mutlaka seyredilmeli falan demiyorum ama diğerlerinden açık ara iyiydi. Her zaman Fransız ve İtalyan filmlerini Amerikan filmlerinden çok daha fazla severdim bu ikisiyle kendime tekrar bunu kanıtladım; Birincisi “Little White Lies”, diğeri “The Ages of Love”… Her iki filmdeki samimiyet, küfürlü konuşmaların olmaması, görüntülerin hoşluğu, müzikler, oyuncular, mekanlar çok güzeldi… Kısacası biz sevdik, aynı anda seyrettiğimiz; “Horrible Bosses” ve “Flypaper” kesinlikle zaman kaybıydı…
Neyse işte, beyaz zeminde fotoğraf çekme çalışmalarım bu yapraklar. Evdeki sprey verniği Altınoluk’a götürmeseydik, bu yaprakların üstüne sıkıp hoş bir görüntü elde edebilirdim ama olmadı...
Haa bir de yok o kadar yaratıcı değilim bu "LOVE" yazma fikrini ETSY’de görmüştüm. Yaprakların fotoğraflarını çekmeye başladığım anda gözümün önüne geldiler hemen beyaz kalemle yapıverdim.. Sonunda o kalemi de kullanmış olmanın verdiği mutlulukla çekimlere kaldığımız yerden devam ettik…
Haa bir de yok o kadar yaratıcı değilim bu "LOVE" yazma fikrini ETSY’de görmüştüm. Yaprakların fotoğraflarını çekmeye başladığım anda gözümün önüne geldiler hemen beyaz kalemle yapıverdim.. Sonunda o kalemi de kullanmış olmanın verdiği mutlulukla çekimlere kaldığımız yerden devam ettik…
For a last month I saw dried leaves on almost every blog... I thought that I should also share a few leaves:)
I am trying to learn some photography technics. It is difficult to take something on the white background. I don't know any clue, trick, knowledge about this subject, I am just trying.. trying.. trying...
I saw a photo on newivystyle shop where is on ETYS. She is very inspiring and so pleasurable. I know that I have to work so much to take photo like her...