decorations etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
decorations etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Küçük Olsun Benim Olsun

Kahvenin olmasını bekliyorum. Camın önündeki masaya oturdum, sümbüllerim canım içinde, masanın üstü dergiler, renkli kağıtlar, yapıştırıcılar, rengarenk kalemlerle dolu, her an ilham gelip bişeyler yapmaya hazırım yani:) Hava da hafif kararmaya başlamışken keyfime diyecek yok...

Biraz önce kahvenin yanında yemek için elmalı, lable peynirli pötibör topları yaptım, daha doğrusu tarif top şeklindeydi ama ben onları kalp şeklinde hazırladım:)
Çok basit ve acayip lezzetli. Tarifi için buraya bakabilirsiniz.

Neyse kahve olana kadar da sizlerle 37 m2'lik huzurlu bir evi paylaşmak istedim. Çok küçük olmasına rağmen öyle güzel tasarlanmış ki fotoğraflara bakarken içiniz açılıyor,inanılmaz bir ferahlık hissi var. Rustik ahşap zemin, beyaz badanalı duvarlar, yüksek tavanlar, geniş süpürgelikler ve kocaman pencereler...
Ben çok sevdim.

New York'da Bir Çatı Katı

Sanırım yakında sürmenaj olacağım. Kendimi o kadar çok zorluyorum ki.
Son zamanlarda işde fazla yoğun değilim, zaten işler çok yoğun olduğunda bile şimdikinden daha az yoruluyorumdur. Çünkü o zaman sadece tek bir konuya yoğunlaşıyorum ama ya şimdi öyle mi… Boşum yaa ne yapacağımı şaşırıyorum. Internette bloglar arasında gezerken şaşı oldum resmen… 
Her bir blogu tek tek okumak istiyorum, bütün fotoğraflara bakmak isiyorum, her gördüğümü de yapmak istiyorum… Bu ne aç gözlülüktür anlamadım. Yakında sakinlerim umarımJ   
Neyse bu gün New York’da bir çatı katını sizlerle paylaşmak istedim. Çatı katı diyip geçmeyin ama harika bir yer. Doğruyu söylemek gerekirse fotoğraflar harika, bana gel yaşa bu evde deseler bir süre sonra bunalabilirim. 1. neden yukarıda olması, ikincisi de doğal olmaması. Ben karman – çorman, yaşayan evleri seviyorum, her yerden bir şey çıkaçak, anılar, hatırlar, o sıralar ilgilendiğim herşey meydanda olacak sonra , istediğim şeye ulaşması kolay olacak yani…  
Evet… Rebecca Robertson, eşi Marco Pasanella ve oğulları 3 yaşındaki Luca işte bu evde oturuyorlarmış;




Fotoğraflar Martha Stewart'ın sitesinden alınmıştır.

Aslında evin içindeki eşyalar öyle çok pahalı ya da acayip kaliteli gözükmüyor. Yani demek istediğim, bizdeki gibi aman ceviz yemek odası alayım, aman diyeyim benim misafir odası takımım kimselerde olmasın, en pahalı benimki olsun gibi ikirciklenmeler yokJ
Önemli olan tek şey renklerin uyumu… Sarı + lacivert + beyaz… Budur!

Herkese ayaklarını yerden kesecek bir haftasonu diliyorum.

Öptüm
Öptün
Öptü...

Beth ve Chris'gillerin Evleri


Geçen yıl Apartment Therapy sitesi "Small Cool-2010" adında bir yarışma düzenledi.  Dünyanın her yerinden insanlar evlerinin fotoğraflarını ve planlarını bu siteye gönderdi ve halk oylamasına sunuldu. Arada sizlerle bu evlerden bazılarını paylaşmak istiyorum. Hepsi o kadar şirin ki.
İlk ev Sausalito, California’dan Beth’in evi… Sadece 33 m2 , en çok hoşuma giden camdan görünen yeşillik. Bahçe katı evlere bayılıyorum, teras mı bahçe mi diye sorsalar hemen bahçe katını seçerim, yukarılarda olmak hiç bana göre değil. Toprağa basmak istiyorum ben.  



Aşağıdaki ev ise Chris & Emily + Corgi Rosie Pepper’a ait  Bremerton, Washington’da yaşıyorlar ve evleri sadece 50 m2.

Şu renk cümbüşüne bakın;

Dekorasyon dergilerindeki evlerin fotoğraflarından daha çok böyle herhangi birinin  evinin fotoğraflarına bakmayı seviyorum. Hem tek bir odadansa evin tamamını görmek çok hoş… Dünyanın bir ucunda Beth’in evi böyleymiş, Chris ve Emily böyle coşkulu bir evde oturuyormuş, aaa yatağın yanındaki o iki sandalye mi desem koltuk mu desem.. (oturgaç demeye karar verdim..) Oturgaçları nereden bulmuşlar acaba????  Kim duvarına bir hindi kafası resmi asar ki derken hooop işte orada duruyor, hiç de fena değil (yok ben asmam yinede). Bu arada klozet kapaklarını değiştirseler bence çok iyi olacak…


Bu günlük bu kadar dedikodu yeter, önümüzdeki günlerde daha başka evleri çekiştirmeye can atıyorum.

Öptüm efendim…

Oldum Renga Rengarenk

Parlayan güneşi görünce baharın bir an önce gelmesini istedim. Kışı seymiyorum. Tabii eğer kar yağarsa sevebilirim… Ama böyle kuru soğuk, renksizlik, kasvet hiç bana göre... Gerçi sokaklarda bahar çiçekleri satılmaya başlanmış, ikea’da da mis kokulu sümbüller vardı, dayanamayıp bir yığın aldım.
Evin her köşesinde çiçekler olsun istiyorum. Tabii bu her zaman mümkün olmuyor.  
Ama dün akşam keşfettiğim bir blog sahibinin evindeki renkler acayip hoşuma gitti. Haftaya çiçeklerle başlamak istedim. Umarım sizin de hoşumuza gider;

Ev o kadar canlı ki insanın durduk yere zıp zıp zıplayası geliyor:)



Şu renklerin canlılığına bakar mısınız?  Resmen kendimden geçiyorum bu fotoğraflara bakarken:) Flicker'da daha bir yığın fotoğrafı var bu evin. Blog adresi de: http://nestdecorating.typepad.com/ ...
Fırsat buldukça bakın içiniz açılsın...

Bu arada cumartesi akşamı misafirlerimiz geldi. Bir iki şey dışında herşey istediğim gibi oldu. Yeni bir fotoğraf makinası almayı planlıyorum, işte o zaman burada fotoğraflarımı da görebileceksiniz. Tabi ki çok amatörce şeyler ama öğrenmeye kararlıyım... Neyse menüyü daha sonra yazacağım. Tarifleri de tabii.

Şimdilik sadece herkese rengarek, misss gibi bir hafta diliyorum...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...