happy weekend etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
happy weekend etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haftasonu Kartı - Weekend Card





Haftasonunuz sevgi dolu, sıcacık ve çoook keyifli geçsin…


I wish all of you have a cosy and peaceful weekend.









Geri Döndüm - I'm Back and Happy Weekend Card



İnstagramda yazdım ama buralara hiç uğrayamadım epeydir.

Yıllardır çalıştığım iş yeri taşındı geçtiğimiz haftasonu. Taşınmadan önceki hafta büyük bir ihale vardı ona hazırlandık, sonrasında da toparlanmaya başladık, orası bitti yeni yere geldik hafta başı ama bir görseniz her yer koli dolu… Yorgunluktan eve nasıl gittiğimi bilemedim.


Yıllardır Beşiktaş’ta evden işe 10 dakikada yürürken şimdi sahilden harbiye dolmuşlarına biniyorum. Beni bir görseniz, avanak avni gibiyim, sanki yıllardır evden çıkmamış gibi etrafa şaşkın şaşkın bakıyorum. İşyerinin bulunduğu yer pek bir kozmopolit, ne ararsan var, dün pijamalı bir teyze gördüm markete giriyordu!!!
Daha tam etrafı keşfedecek zaman bulamadım ama ümit vaadeden dükkanlar var! Tuafiyeci gördüm 2 -3 tane, sonra büyük bir kırtasiye ve kumaşçılar.. Gerçi çoğu toptancıdır onların ama olsun ben bi kendimi tanıtayım da ucundan falan verirler belki: )



Tebdili mekanda ferahlık vardır derler, umarım vardır. Ben hayatımda topu topu 1 kez taşındım, bu konuda çok istikrarlıyım yani. O yüzden benim için çok büyük bir değişiklik bu…

Neyse işte bu arada ne bloglara bakabildim, ne yorumlara cevaplar yazabildim, ne dikiş diktim ne de başka bir şey. Gerçi yaz dönemi de gelince iyice zorlaşıyor masa başında bir şeyler üretmek ama ben özledim bile. Şimdi bugün Cuma ya ve ben özledim ya adım gibi eminim ki neye saldıracağımı bilemediğimden hiç bir şey yapamadan geçiverecek bu haftasonu…

Amannn sağlık olsun, yeter ki gönüller bir olsun, hafta sonunuz neşe dolsun…



We moved to a new office last week and still,  everywhere is so messy... I had mentioned this on my instagram account. I am very tired and I could not visit your blogs and answer your any messages...

My home and my old office was very close each other, now there is a bit distant but I liked it. Our new location is in a much more cosmopolitan environment and it is a great to see many different people...
In the meantime, I missed a lot my blog, pinterest and my handmade...

Fortunately today is Friday!!!


I wish all of you have an amazing and joyful weekend...




Haftasonu Kartı - Çalıkuşu




Sanırım orta 2’de falandım Çalışukuşu’nu ilk okuduğumda. Beni öyle çok etkilemişti ki, hiç unutmuyorum, gece saat iki civarıydı, kitabı bitirdim, yataktan eğilip yere koydum, sonra içimde bir sızı, bir boşluk, bir ağlama isteği. İşte ilk hayatı sorgulamam da o geceye rastlar; uzay, yıldızlar, hayat, yaradılış, doğum, ölüm, sonsuzluk, boşluk… Bir ay kendimi toplayamamıştım. Ne okula gitmek istiyordum, ne geceleri uyuyabiliyordum. Kafam çok karışıktı.

Bir ay sonra yine o eski alıklığıma dönmüştüm ama o dönemde büyümüştüm sanki…
Kitap teyzemin kızınındı. Çok çok eski bir basım ve sayfaları tek tek kopmuş, pejmürde bir haldeydi. O haliyle o kitap yıllarca elimizden düşmedi bizim.

Benden bir iki yıl sonra Funda okudu Çalıkuşu’nu. Arada yüksek sesle okur ben de hatırlar, iç çeker, çoşardım onunla birlikte. Zaten birçok kitabı Funda okumuştur bana. En büyük zevkimiz.

Öyle bir hal almıştı ki, lisedeyken bazen Funda’yla evde canımız sıkılır, yapacak şey bulamazdık, alırdık elimize Çalıkuşu’nun kitabını, içinden bir sayfa çeker okur ve o sayfanın önündeki sonrasındaki olayları hatırlamaya çalışırdık. Hele bir 479. sayfa vardı ki. Onu ezbere bilirdik;

“Bu son ayrılık saatinde niçin hakikati saklamalı? Bu okumayacağın defteri ben senin için yazdım Kamran. Evet, ne söyledim, ne yazdımsa hep senin içindi. Yanlış, çok yanlış bir iş tutuğumu bugün artık itiraf edeceğim. Ben her şeye rağmen seninle mesut olabilirdim…”

Sonradan keşfettim ki biz bu kitabı yaklaşık 5 yıllık aralıklarla hep tekrar tekrar okumuşuz. Üniversiteye geldiğimde ilk erkek arkadaşımın bana ilk hediyesi Esin Engin’nin Çalıkuşu Albümü idi. İnternettin ilk kullanılmaya başladığı yıllar sosyal arenada cirit atarken kullandığın nick Gülbeşeker’di. Yıllarca tuttuğum günlükleri okusanız Reşat Nuri Gültekin etkisini görürsünüz yazdıklarımda, Funda okumuştu da ağlamaktan helak olmuştu kızcağız.

Hele o fon müziğini her dinlediğimde içim titrer, tatlı bir ağlama hissi alır beni hala. Ağlamak bu müzik eşliğinde gerçekten çok güzelleşir acayip bir zevk verir insana.

Üniversite bitti, Funda ben ve Gülçin üçümüz beraber yaşıyoruz. Bir akşam konuşurken Gülçin’nin Çalıkuşu’nu okumadığını öğrendik. Evde ne televizyon ne başka bir şey (bilgisayar falan ortalarda yok o yıllar) akşamları radyo dinleyip ya kitap okuyoruz ya da habire dans ediyoruz. Nasıl bir enerjiyse artık.

Neyse işte, biz bir sevindik, bir çoştuk Funda’yla.
Tamam dedik, sana okuyalım biz Çalıkuşu’nu.

Funda hemen koştu kitabı buldu, birimiz bir divanda, diğerimiz öbüründe, Funda yerdeki minderlerde başladı okumaya… Arada “ bak bak Gülçin burası harika” “ayyy şimdi ağlayacağız bak” diye diye 3 gecede bitirdik kitabı, aramızda bir tuvalet kağıdı rulosunu birbirimize fırlatıp burnumuzu, göz yaşlarımızı silerek, heyecanlandıkça yer değiştirerek…

Sonrasında da okudum, ezberlemekten korkuyordum ama çoktan ezberlemiştim birçok yerini.
Bu sezon Çalıkuşu’nun yayınlanacağını duyduğumda çok çok sevindim. Oyuncu seçimleri, çekimler, Feride’nin çocukluğu hepsi hepsi harika ama Çalıkuşu bu değil.

Kitabın en etkileyici yeri “Ben Gülbeşekeri’i çok sevdim “ kısmı, daha dizinin ilk bölümlerinde öylesine heba oldu ya içim sızladı resmen.

Eğer kitabı hiç okumayanlar varsa sanmasınlar ki Çalışukuşu böyle Kamran’a  hemencecik teslim oluyor, sanmasınlar ki böyle bir aksiyon, böyle birbiri ardına bitmek tükenmek bilmeyen dalavereler  var kitapta…  Bu sadece Çalıkuşu’nun adını ve müziğini kullanarak yapılmış, kitaptan tamamen uzakta bir dizi. Tamam onu da seyredin ama Çalıkuşu’nu bu sanmayın.  İçim cız eder sonra benim, büyük bir haksızlık olur o güzelim esere…

O dönemi, o dönemin zor şartlarını, bağnazlıkları, körü körüne insanları lekelemeyi, saf bir aşkı, bir hayat mücadelesini, bir erkeğin kaleminden bir kadının ruh halinin böylesine güzel anlatılmasını okuyun, çocuklarınıza da okutun olur mu???

Ben bu haftasonu bilmem kaçıncı kez tekrar okuyacağım ama bu sefer yeni basımından.  Şimdiden heyecanlandım bak…


Haftasonunuz keyif dolu geçsin…




This post is about a Turkish Novel. I have written my feelings and how it is important in my life.

I wish you have a wonderful weekend...







Haftasonu Kartı







Bu hafta nasıl geçti anlamadım. Hiç birşeye yetişemedim ama olsun, iş çıkışı eve koşarak gittim, bol bol yedim ve yemeğe devam ediyorum. Annem bile erkek gibi yiyorsunuz dedi bize: ) artık nasıl özlediysek onun yemeklerini.

Akşam bir ara kitaplığa şöyle bir baktı annem, ooff çok karışık burası dedi, mesela tüm Atuşkaların hepsi bir yerde olsa daha iyi bence dedi… Ne atuşkası diye ben de bakmaya başladım kitaplığa, babam sordu sonra atuşka ne hanım diye, yaa hani içinden habire bir tane daha çıkan bebekler var ya, ama bunların ki çıkmayan cinsinsen işte onlar dedi. Anladığınız üzre matruşkaları diyor, biri bildiğin bir Japon kızı ama ahşaptan ya o da Atuşka.

Neyse kalktı, hepsini bir yere topladı, sonra da at şu külahları da artık çöpe dedi benim yılbaşı ağaçlarım için. Acımasız anne: ) Atmadım tabi ama yılbaşından sonrası için garanti veremiyorum annemin gözü hiç tutmadı onları…

Haa bu arada biliyorum belki sıkıldınız habire siyah fon üzerindeki fotoğraflardan ama bu yıl taktım ben buna, o kadar çok çekmişim ki, seneye bunlardan bir seri kart yapayım falan diye düşünüyorum…

İşte böyle….

Hepinizin haftasonu hareketli, cıvıl cıvıl bol kahkahalı geçsin emi…


I was very busy this week but I am happy, my parents are here and we eat a lot, I had missed my mom meals...

She thought that our home very messy and She want to organize my cupboard and library, I hope she don't touch any things when we are not home:)

She didn't like my mini christmas trees, the next year I'll make more complicated for here...

Any way, I hope you were not bored my black fon images. This year, I have so many this style images, sorry:)

I wish you have a wonderful weekend ...


Yaz Tatili






Aslında düzenlenmiş iki grup fotoğrafım var ama benim onların yazılarını yazacak zamanım kalmadı maalesef.

Biz yarın sabah yine Altınoluk’a gidiyoruz ve taaa bayramdan sonra döneceğiz. İlk bir hafta üstü tatilim… Daha hiçbirşey hazır değil, geçen seferki kadar dolmayacak araba ohh falan derken, yine bunu da götürelim, şu da kalmasın, aman evden yük gitsin diye diye taşıdık evi yazlığa, tabi bizimkiler hiç memnun değil bu durumdan.

Arabayı yüklemek diyince, hani geçen sefer burada da yazmıştım, araba öyle bir doldu ki benim sadece kafa görünüyordu arka koltukta. Tam Yenikapı’ya geldik yanlış yola girdi bizim ki, hemen orada polisler vardı, durdurduk arabayı, soracağız en kestirme nereden dönebiliriz diye. Polis yaklaştı şöyle bir arabaya baktı, nereye böyle, kalsaydınız gezerdik dedi: ) Adam göçüyoruz sandı İstanbul’dan, sonra da ilk sağa gir dönülmez yazan yerden dön, ceza yemezsin oraya da ben bakıyorum nasılsa  dedi.. Yarın sabah da karşılaşırsak son posta eşyayı taşıyoruz derim artık.: )

Neyse işte ben gidiyorum yine çıplak ayak elde hortum etrafta dolanmaya, akşamları yorgunluktan ters düşmezsem bir iki bakarım buralara ama söz de veremiyorum…

Hepinize harika bir haftasonu diliyorum, yakında görüşürüz…




We'll set off for Altinoluk vacation tomorrow morning. I have not prepared anything yet. I should prepare my suitcase and to need to sleep early this evening.

The day before leaving on vacation is always very busy at work. Normaly I had planed to share a new post with you but I could not...

I've been waiting months for this day. The warmth of the sun on my face; the cool of the grass under my bare feet. And swiming.... (every morning we'll go to swim with my father before breakfast). Of course I get to enjoy almost every evening with my family.

See you soon..

I wish all of you have a wonderful weekend...







Haftasonu Kartı




Hepinize sağlıklı, sıcacık bir haftasonu diliyorum.. Şimdi biraz yoğunum , sonra konuşuruz…

I wish you healthy and a cozy weekend .. Now I am a little bit busy, talk the later ...








Haftasonu Kartı - Mazeret




Uzun zamandır ofis dışına çıkmıyordum ki, bu; burada çalıştığım yaklaşık 11 yıldır ilk kez oluyor. Eskiden 2 haftada bir ya da bazen haftada birkaç kez ofis dışında olurdum.
Hepsinin fazlası kötü yani çok fazla dışarılarda olmak da, devamlı kapalı yerde oturup durmak da… Ben yeni yerler görmeyi, yeni insanlarla tanışmayı, hikayeler dinlemeyi, yeni lezzetler tatmayı seviyorum ama tabiki uygun ortamlar ve iyi koşullar altındaJ
Neyse bu sıralar epey bir yoğunluk var işyerinde o yüzden ne yazdığınız yorumlara cevap yazabildim, ne sizin postlarınıza adam gibi yorum yapabildim ne de okuyabildim.
Dün Amasra’daydık, oradan Safranbolu’ya geçtik, daha önce görmediğim yerler olduğu için çok hoşuma gitti, şansımıza da hava o kadar güzeldi ki… Tabi hava güzel, gidilen yerler güzel, yenilenler hepsinden güzeldi. Kesin 1 kilo almışımdır J Her durduğumuz yerde önce soda içtik sonra yemeğe verdik kendimizi..

Yanımda fotoğraf makinasını götürdüm ama çok da fazla bir şey çekemedim. Çekilenler içinden içime sinenler olursa buradan görürsünüz artık..

Yapılacak yığınla işim ve inanılmaz uykum var. Yola çok erken çıkıp eve çook geç döndük. Bu sabah da biriken işleri halletmek için tıpış tıpış işe geldim. Şimdi akşam olsa diye saate bakıp duruyorum… Havada öyle güzel usul usul yağıyor ki tam evde olup mırıl mırıl uyku havası. Gerçi şimdi dinleneceğim diye eve gitsem, ayy dur bir iki posta bakayım diyerekten bir açarım bilgisayarı sonra on saat ayrılamam başından, saatler geçer, aha gün bitti diye paniklerim, bir kanepeye bir bilgisayara bakarım, tamam dur gelip yatıyorum diye ama gidemem… İyisimi ben yine burada emek paramı kazanmak için çalışayım durayım. Çünkü benim gibi kararsız birine o bir güncük tatil haram olur ne yapacağıma karar veremediğimdenJ

Hepinize sakin, huzur dolu ve keyifli bir haftasonu diliyorum….


I have not been at the office for 2 days.. I went to a few city for my job..
Up until recently,  I used to go to very often out of the office. I like to see new places , try new tastes and meet new people…

These days, I'm very busy and because of this I could not read your posts and answer your comments..  I am sorry.
I guess next week I will be very busy again:(

Yesterday I woke up very early and we came back to home very late. This morning I had to came  at the office because I have a lot of jobs.
 and now the weather is rainy and I wish I can go to my home and rest little bit… I know I can never do that. When I go to my home I will open the computer and start to read your posts....
The best ; working here and forget this dreamJ

But now I would like to wish you a wonderful weekend..





Haftasonu Kartı - Sezon Kapanışı...



Bu akşam sezon kapanışı için son kez Altınoluk’a gidiyoruz.. Daha dün gibiydi bu yazki ilk gidişimiz… ne heyecan, ne mutluluk…

Şimdi ise bahçede domatesler, biberler sökülmüştür, çiçekler budanmıştır…
Eylül ayı hep çok güzel olur Altınoluk’ta, hava yumuşacık, deniz soğuk ama berrak, akşamları hafif ürperten bir esinti… (ki o bana pek hafif gelmez ben yine ne bulsam geçiririm üstüme…)

Sivrisinekler de yoktur ortada…
Normalde bizim evde hiç sinek olmazdı babamlar her yaz evi baştan sona ilaçlarlar içeride sinek barındırmazlardı , bu sene üşendiler yapmadılar… Belediye de pek iyi çalışmadı sanırım, ilaçlama çok az yapıldı sokaklarda. O yüzden akşamları balkonda otururken sinekler musallat oldu bizimkilere… Nedense bana hiç gelmediler.  Aslında bunu şimdi burada yazdım ya uğuru gitmiş olabilir, çünkü kendi kendime inanmıştım buna. Yani her akşam oturuken tüm ahali ahhlar ohhhlar çekerken, hart hart kaşınırken ben hiiiç sesini çıkartmıyordum… Aaaa beni hiç ısırmıyorlar dersem, sineklerin bunu duyup; demek öyleee diyerek saldıracaklarını düşündüğümden siniyordum, kıs kıs gülüyordum onlara…

Bu arada annem hani şu ilaçlama arabalarına “FİLİTÇİ” diyor.. Yine bir akşam üçümüz  balkonda muhabbet ederken babam geldi ne oldu diyerekten, Annem de filitçi geçti onu konuşuyorduk dedi.
Babam ise eee bu saatte ne simiti diye şaşkın şaşkın söylendi ve tekrar spor programını seyretmek üzere içeriye girdiJ Annem hiçbir şey anlamadı, işine devam etti… Bizde bir ona bir diğerine baktık ne dönüyor burada anlamaya çalışarak…

Çok iyi anlaşıyorlar bizimkiler yani haberiniz olsun...

Hepinize neşe dolu bir haftasonu diliyorum...



This evening we will go to Altinoluk for season closing.  I remember our first visit the beginning of the summer like yesterday.
I love there in September.. The weather is mild, sea is cold but brilliant. during the night may be little bit chilly, but this is not important.

Sometimes my mother and father are speaking different subjects and they do not understand this:) they don't hear very well each other.
But nevertheless they are happy:)
I missed them...

I wish everyone  "overjoyed  weekend".

Haftasonu Kartı...






Bugün burada işler epey bir yoğundu bu yüzden yorumlarınıza anında cevap veremedim ama hepsi aklımda... Hepinizi tek tek öpüyorum ve misler gibi bir haftasonu diliyorum ...





 

Haftasonu Kartı





Bugün işler o kadar yoğundu ki bloğumu bile ancak şimdi açabildim. Aslında şu yukarıda görmüş olduğunuz muffin’in tarifini verecektim size ama bir türlü ne yazısını yazabildim, ne de fotoğraflarını düzenleyebildim.
Biz çok sevdik. Şöyle diyeyim tarifi bulduğumdan beri bu 3. yapışım. Ve her defasında bir başka alılıklık yaptığım halde nefis oldu. Tam benlik yani…

Ama şimdi herkese keyifli bir hafta diliyorum…



Today my jobs were very hard. I could not open even my blog page. Actually I wanted to share this sweet muffin recipe but I could not find to time for writing anything and preparing the photos.

We liked it. I can say that since I found this recipe, this is my third experiment.
I did a lot of silly things when I prepare the muffin even then it was delicious.

 But now I wish everyone a pleasant weekend.






Haftasonu Kartı - Vesikalı Yarim...





Çevremde babamdan başka sabah yürüyüşe çıkıpta habire köpekler tarafından ısırılan başka kimse tanımıyorum.

Babam yıllardır her sabah yürüyüşe çıkar. Kışın Balıkesir’de evimize çok yakın bir park vardı orada yürürdü, yazın ise Kaz Dağlarında bir güzargahı var. Orada olduğumuzda bazen bizde eşlik ediyoruz, yol boyunca nerelerde saldırıya uğradığını gösteriyor bize.

Onca kişi yürüyor babamla birlikte ama neden gelip onları ısırmıyorlarda benim babamı ısırıyor bu köpekler anlamıyorum.
İlki biraz deli bozuk bir köpekmiş, parkın girişindeki büfede takılıyormuş. Her sabah deli gibi zıplarmış babamı gördüğünde, bir gün ısırıvermiş. Babam tabii doğru doktora kuduz aşısı olmaya. Ondan sonrada 15 gün yürüyüşe bir poşet kemikle çıkmış. Köpek bir ara ortadan kayboldu, ailecek telaşlandık ama meğer belediye almış götürmüş.

Bir iki yıl sonra aynı parkta başka bir köpeğin saldırısına uğradı zavallım. Geçen kış da karda çukuru görmeyip içine düşmüş, kolu kırıldı. Başına gelmedik kalmıyor bu yürüyüşlerde. Ama azimli hiçbirşey yıldırmıyor onu. Parkta yaralı kuşları bulup karakola götürüyor.. hayır niye karakol….
Vardır bir bildiği babama çok güvenirim…..

Geçen yaz yine telefon açtım ne yapıyorsunuz dedim, annem gülüp duruyor.
Hayırdır ne oldu ...
Babanı bekliyorum, yine aşı oluyor dedi.
Yine mi dedim. Evet Altınoluk köpekleri de bir hoş geldin demiş kendisine…

Anlattığına göre; bu yürürken köpek sinsice gelip topuğundan ısırmış. Yani tempolu hızlı hızlı yürüyen birini, köpek arkadan gelip nasıl ve neden ısırsın… Bence o yürüyüş patikasının biraz içerisindeki incir ya da artık o mevsimde ne varsa o ağaçlara dalmış mutlaka birşeyler yiyordur. O sırada da köpekle biraz dalaşmış olabilir…
Cüzdanında lime lime olmuş vesikasını taşıyor, kaybetmekten öyle çok korkuyor ki. Doktor; amca bunu sakın kaybetme demiş, arada bize gösteriyor.
Köpeklerle arasında anlayamadığımız bir şey var. Madem başın belada onlarla uzak dur değil mi… ama yoook, her gittiğimizde bir köpek macerası anlatıyor bize.
Yok efendim sabah dönüyormuş yürüyüşten o kısa kuyruklu delibaş ile bunu ısıranın amca oğlu olduğunu idda ettiği kesik kulaklı bir köpek, oranın köyünden yaşlı bir kadına saldırmış, babam uzaktan köpekleri kovalayıp kadını kurtarmış, kadıncağız çok teşekkür etmiş ama sonra tekrar saldırmış köpekler.. ayy kime niye saldırmış artık orasını sormadım, çünkü mübarek köpek değil sanki vahşi afrika kaplanı hepsi, biz de Kaz dağlarında değil, amazonlarda yaşıyoruz.
Bu ilkbahar bir telefon görüşmemizde; kızlar bana oradan bir düdük araştırın dedi. Hayırdır ne düdüğü baba dedim. Köpek savarmış.. Zavallım… Yaz gelecek diye korkuyor….

Geçen haftasonu gittiğimizde bize kocaman bir ağaç dalı gösteriyor işte bu benim köpek savarım diye. Elinde sopa yürüyüşe çıkıyor, muhtemel saldırılara karşı.
İşte yine o gidişimizde yürüyüş için hazırlanmış yanımıza geldi. Üstünde cart sarı bir tişört. Biz vermiştik, birşeyin içinden mi ne çıkmıştı hiç hatırlamıyorum. Hayatta para verip babam için alacağımız bir şey değil aslında. Adidas’ın hani şu sporcu tişörtlerinden. Bir de dar gelmiş... Neyse…

Geldi yanımıza; “Şimdi bu tişörtü giydim ya yine köpekler saldırır” dedi.
O sırada annem girdi içeriye, babama baktı; “ eee Rıdvan, bu tişörtü giymişsin yine köpekler saldıracak “
……. (Kardeşimle saf saf birbirimize bakıyoruz sitcom mu bu diye)

Nasıl da kanıksanmış durum. Yani hala köpekler babama saldırıyor ve sarı tişört giyerse risk artıyor…
Eee giyme değil mi o tişörtü… yooo yazık olmasın, köpeklerde ısırsa, kuduz da olsam giyerim ben bu tişötrü…
Güle güle giy baba…


Herkese neşe dolu, rengarenk bir haftasonu diliyorum...





I would like to give you a short abstract about this long post. (Sorry, my engilish is not enough to write all history )

My father goes on a walk every morning for years. I don't know anybody to bitten by dogs except my father.
Every year he lives a event with them. It is realy bad but in the same time realy funny.
He is carrying a document relevant to this issue which given by the doctor. It is realy tattered.
Too many year ago, While He was walking in the park, a small dog had bitten my father.  That was a first time. After that, He went to doctor and vaccinated...
During the summer they are in Altınoluk and my father walks in the  Kaz Mountains... Last year again a dog had bitten my father. We are like if we live in the Amazon jungle...

This article is the story of the a funny bite incident.
I wish you a funny and colorful weekend...





 

Haftasonu Kartı... ( Bugün çok mutluyum! )



Kaynak ; olive loaf

Ben bugün çok mutluyum çünkü akşama annemlerin yanına Altınoluk’a gideceğiz. Sadece haftasonu için ama olsun. O kadar çok özledim ki. Bu sefer çok oldu görüşmeyeli taaa Nisan başında taşınma olayından sonra, onları alıp bize gelmiştik.  Burada 1 hafta kalıp dönmüşlerdi.. 17 yaşımdan beri hep hasretim onlara…  Çocukların olmayınca mı acaba bilmiyorum ama kazık kadar olsan da hep çocuk oluyorsun onların yanında. Son bize geldiklerinde ben yine balık burcunun tüm hayalperestliği ile bana çok gerçekçi gelen planlarımdan bahsediyordum bir ara kardeşimin yanına gittim. İçeriden; bu kız da şu buluğ çağını bir atlatamadı dedi babam.. Kardeşimle birbirimize baktık.. yok artık….

Şimdi Altınoluk’a vardığımızdaki sahneyi hayal edebiliyorum…
Sabaha karşı orada olacağız. Eşyaları bir kenara bırakıp balkonun camını tıklatacağız , ama duymayacaklar, yatak odalarının camını çalmak için evin arkasına geçeceğiz. O sırada açacaklar kapıyı.. Annem “ şimdi dalmışım, gözümü kırpmadım heyecandan” diyecek..  Sersem sersem sarılacağız birbirimize.. Kardeşim “ne var yiyecek” diye dolaba saldıracak. Ben alık alık bakacağım, ilk göz ağrısı nazlı kız rollerini bürüneceğim hemen…  Babam anneme seslenecek bak çocuklar aç diye.. Annem bahçeye çıkmış bile, bit kadar uzamış yeni ekilen çimleri, çiçekleri gösterecek bize, babamsa her yıl ektiği ama 1 sene dışında hiç yiyemediğimiz kavun karpuz fidelerini gösterecek. Çünkü her telefonda “bu sene kapruzlar çok neşeli” diyor… Sonra biz odamıza gidicez birazcık uyuyalım diye babam gelip üstümüzü örtecek.. eee kimin annesi, annemde alık alık bakıyor olacak çünkü o sırada…
Uyanınca bahçede deli gibi bir kahvaltı yapacağız. Sonra hareket başlayacak… küp şeker ailesi hop bahçede , hop terasta , hop kapının önünde, haydi bakalım yan bahçeye….. Komşular kesin şaşırıyordur bize.. Ne yaparsak ailecek yapıyoruz, bağırış çağırız, İtalyan aileleri gibi…
Orada 1 hafta kaldığımda hiç terlik - ayakkabı giymiyorum ayaklar öyle bir serpilip rahatlıyor ki 30x 30 karo seramikler gibi oluyor, ayakkabı giymeye imkan yok… Babam zaten giydirmiyor, “İstanbul’da elektrik yükleniyorsunuz burada ben sizi rektefe edeceğim” diyor. 
Ben mühendis olduğum için bahçede domateslere çıtamı çakılacak, ölçü almaya beni bekliyor, asmaya düzenek mi yaptırılacak, beraber gidiyoruz ustalarla konuşmaya, sen teknik adamsın diyor bana…
Avukat olan kardeşime ise; senin bir titrin var, hava at erkeklere diyerek … Ona sadece siteden gelen postaları okutuyor, onlarla ilgili sorular soruyor, hiç bir şey bulamazsa cep telefonundaki mesajları sildiriyor. 
Görüldüğü üzere mühendislik aile içinde bile geçerli bir meslek değil…

Ayy ben bir arayayım şunları da zeytin yağlı biber dolması isteyeyim, şöyle kuş üzümlü fıstıklı….

Hersesin haftasonu düşündüğünden de iyi geşsin....


I am very happy today, because we’ll go to Altınoluk this evening. My parent live there during the summer. Altınoluk is a small village near sea. I am so happy there.
And also I missed my parents a lot. I have not seen them for a long time. After their moveing house, they came with us in Istanbul and then we could not meet again.

I will be there early morning. Firstly they did not heard the bell, we will go back of house for knock the bedroom window. But that time My mum will open the door… We’ll hug each other dopey. My sister ask ; is there any something to eat…  I will pretend a coy girl… maybe we’ll sleep a little bit… then a gorgeous breakfast…. And begin to act… all family are in the garden, on balcony, ahhhh now we are on the terrace … like Italian families…
I am an engineer because of this my father always call me if there is a job in the garden. He says ; you are a technical guy. But My sister does a few simple jobs, like reading some post and delete all messages on my father cell phone.. Because, she is a Advocacy…

This shows that the attorney, a profession that is more important than engineering in the family.

Enjoy your weekend...



Haftasonu kartı...


Tam da haftasonuna girerkek hava kapadı… Ama olsun artık yaz geldi, elbiseleri, etekleri, çorapsız ayakkabıları giymeye başladık bir kere….

Herkese keyifli bir haftasonu diliyorum….









Kaynak ; mixr
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...