english paper piecing etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
english paper piecing etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Minder Güzel Şey - Lovely Round Cushion





Sanırım en çok yapmayı sevdiğim şey elde minik minik bunları dikmek. Normalde bir yaptığım şeyi tekrar yapmaya yanaşmayan kötü bir huyum var, çok çabuk hevesim geçiyor ama bu patchwork beni kendine bağladı.

Bu mindere taa yazın başlamıştım. Sonra araya sıcaklar girdi, kış geldi, hastalıklar falan derken birkaç ay önce tamamlayabildim ne yazık ki!


Renkleri uzun zamandır benim en çok sevdiğim tonlar, nedense bir şeyler dikeceğim, öreceğim zaman elim hep bu tonlara gidiyor… Birazcık pastel renklerden uzaklaşmak, kırmızılar, yeşiller ile oynaşmak istiyorum, hatta kendimi zorluyorum ama bakalım ileriki günler ne gösterecek.


Bu el işi ile ilgili birkaç kez yazmıştım. Adı ; hexagon english paper piecing olarak geçiyor, hafif kalınca kağıttan kestiğim şablonlar üstüne pratik olsun diye kalem şeklindeki kumaş yapıştırıcısı ile kumaşlarımı yapıştırıyorum ( o kumaş yapıştırıcısını da buradan aldım ) sonra el dikişi ile birbirleri birleştiriyorum altıgenleri. İstediğim boyuta gelince de içlerindeki kağıtları çıkartıyorum.


Bu minderin çapı yaklaşık 33 cm. Aynı boyutta sıkıştırılmış elyaf ve arkası için düz renk bir kumaş kesip dikiyorum etrafını, bıraktığım küçük aralıktan da ters yüz ediyorum hop bitiyor.
Daha önce bir tane daha dikmiştim hani, burada. Belki hatırlarsınız...

Böyle hızlı hızlı basitçe anlattım soran olursa diye, belki siz de heves edersiniz yaparsınız benim gibi zevk alırsınız: ) ( Burada çok güzel anlatılmış fotoğraflarla, dileyen bir göz atsın)

Bu arada ETSY dükkanıma da bu dahil bir iki parça ekleyebildim sonunda.

Haftanız bahar tadında geçsin…
  


I am a temperamental person and I don't like making the same things for a long time,  should try new things always...

But I really like making these cute hexagons. This is a great therapy for me after a busy working day.
I have started making them in last summer and I was able to complete it a few months ago.
(My previous round cushion is here )

I'm sure that most of them already know how to make these hexagons.
My favorite tutorial is here. I think it is quite clear.

And finally I was able to add this round chair pad and a few new items on my ETSY Shop.


Have a wonderful new week…






Benim Yuvarlacık Minderim - My Round Cushion





Umarım en kısa zamanda paylaşırım dediğimin üstünden 4 ay geçmiş!  Şu patchwork minderden bahsediyorum. Mart başında birleştirmişim altıgenleri, bir de post yapmışım minder yapacağım diye. Hatırlar mısınız bilmem, işte burada.

Aslında birleştirmeleri bitirdikten sonraki ilk haftasonu diktim bu minderi. Onunla birlikte masanın kenarında duran yarım işlerimin de çoğunu tamamladım ama tabi fotoğraflayıp paylaşma konusunda yine çok yavaş kaldım.




Şimdi de masamda bir kaç yarım işim var. Hele bir tanesi artık yıllık oldu. Patchwork bebek battaniyesi diktim ama bir türlü biye kısmına el atamadım. Bir şeyi ilk kez deneyeceğim zaman bazen anlamsızca cesurlaşıyorum, hiç düşünmeden yapmaya koyuluyorum ama eğer ki dur bakayım bu nasıl oluyormuş dersem, şöyle bir düşünmeye kalkarsam, hele ki de araya zaman girerse kopuyorum olaydan.

Gönlümden neler neler dikmek , neler neler örmek geçiyor ahh bir bilseniz ama sanırım yoruldum ben. Enerjiye ve iyi bir tatile ihtiyacım var. Bu yazı keyif yaparak geçirmeyi planlıyorum, zorunluluklar olmadan, keyfimin kahyası modunda, gezip- tozup, yatıp- kalkıp yemek istiyorum.



Laflara bak, sanki kendimi tanıyorum. Ben hiç bir zaman keyfimin kahyası olmadım. İlla yapılacak bir işim, kafamda planlarım, bir huzursuzluğum vardır, o yüzden burada böyle havalı havalı yazmamın bir anlamı yok. Kaç yaşına geldin film çevirmeyi bırak değil mi!

Neyse işte, minder bu! Bana sorarsanız yapımı çok çok zevkli. Hem evdeki parça pinçik kumaşları değerlendirmenin bildiğim en ama en iyi yolu. Şimdilerde evde yine iyice arttı parça kumaşlar, atmaya da kıyamıyorum, küçücükleri bile saklıyorum. Altınoluk’a giderken yanıma alacağım hepsini, çünkü orada en rahat yaptığım el işi bu. Mümkün olsa sahile bile götüreceğim, gerçi niye götürmüyorsam…
Şöyle bir yazdıklarımı okudum da, sıfır enerji! havanın depresifliği ve Ramazanın mahmurluğu  direk yansımış yazıya. Söz bir dahaki sefere daha enerjik yazacağım…  Siz yazdıklarımı boşverin de papatyalara bakın bari…





I had shared my patchwork hexagons with you in here a few months ago. Did you remember? My plan was to sew a cushion and you can see it now in here...



I am not good at hand quilting or for that matter a hexagon quilt sewer, but for some reason I have hit the bug of —they are so cute.  And, look, I can watch t.v. while doing something productive.  I am even in love with the idea of having immediate satisfaction! I mean, make a few of those hexagons and sew them together and low and behold you have the start of a hexagon quilt, growing right before your eyes.

It is also a great way to assess your scrap fabrics. For instance, I have quite much fabric scrap pile now and I am planning to make more hexagons the next days. We will see:)


Loves...







Yeni Tutkum ve Anlatasım varmış...




Bu sıralar yeni takıntım bu. Tam benlik bir iş, içinde kağıt var, ölçme-biçme var, kumaş var, detay var… Hem benim gibi çabuk sıkılanlar için de çok güzel bir uğraş, habire farklı desenlerdeki kumaşlarla haşır neşir oluyorum, onun yanına bunu, bunun yanına şunu derken puzzle gibi tamamlıyorum parçaları.

Evet biraz uğraştırıcı bir iş, evet milimetrik çalışmak gerekiyor ama ben seviyorum böyle işleri.
Geçenlerde düşündüm de ben zaten nerede olmadık iş, pis iş var onu seviyorum.

Çöp atmak, çöp kutularını temizlemek, tıkanmış lavaboları açmak, dolaba kaldırılacak şeyleri streç filmle sarmak,  çekmece içlerini toparlamak… Bunları neden sevdiğimi ya da yaptığımı da düşündüm; ben yaparım yaa, ne olacak, maksat birileri boş ve tertemiz çöp kutusunu görünce sevinsin… Böyle de düşünceliyim yani: )

Sabırsızım derim ama başladığım bir işi de kolay kolay yarım bırakmam, ağlaya ağlaya da olsa bitiririm, bitince de unuturum çektiklerimi. İnadım sabrımı yener yani… Çoğu işi de ayıp olmasın diye yaparım.

Babam yüzünden belki de böyleyim, “bir işe başlamak onu yarıya yarıya bitirmektir” lafını çok duydum ondan, ödevlerimi hep son güne bırakırdım sonra ağlamaya başlardım, babam hemen “yaa tamam sonunu düşünme, sen bir başlığı at gerisi gelir” derdi, gelirdi de… Önemli olan ilk adım yani. 

Annemin de babamdan kalır bir yanı yok aslında. Mesela ararım annemi, yaptığım bir şeyi anlatırım hevesle; şöyle şöyle yaptım, kestim, sonra diktim, ayy çok sevdim, çok güzel oldu derim; Onun cevabı ise;  “ee  yapınca olur tabii, olmaz mı” … Hevesin kursağında kalır, bir şey başardım duygusunu yaşayamazsın, ne yani çok mu kolay, herkes mi yapabilir?? Küçükken içerlerdim bu duruma, annem de beni hiç takdir etmiyor derdim, o yüzden herhalde bir işte başarılı bile olsam hiç gözümde büyütemedim, hiç havalara giremedim.

Sonradan düşündüm bu kelimenin üstüne; “ yapınca olur” …  Evet bu konu üstüne çok çok uzun yazabilirim ama kısaca olay şu; YAPMAYI SEÇMEK…

Yabancı bloglarda görüyoruz, çok basit figürler, desenler yapıyorlar, iki zig zag bir çizgi falan, bakıyorum ee ben de yapabilirim diyorum, ne var ki bunda… ama yapıyor muyum yoooo… İşte aramızdaki fark diyorum sonra, bu kadın es geçmemiş, basit diye küçümsememiş,  oturmuş yapmış… Zamanını vermiş, emeğini vermiş, düşünmüş, tasarlamış, renk seçmiş, sonuçta belki yine kalp çizmiş: ) Ama çizmiş… İlla mucize yaratmak ya da hiç kimsenin yapmadığını yapmak değil ki önemli olan… sadece yapmak…

Bir çok kişi bana bu konuda kızıyor, ama ben inatla diyorum ki; yapamıyorum diye bir şey, bilmiyorum diye bir şey yok, hele ki bu devirde… Sadece tercih etmiyorsun ya da gerçekten istemiyorsun… ki bu da bir seçenek, herkes gördüğü herşeyi yapacak diye bir şey yok ki… Herkesin önemlisi birbirinden farklıdır neticede… Kimi harika sofralar kurmayı tercih ederken diğeri onunla zaman kaybedeceğime 10 sayfa fazla kitap okurum diyebilir… Kim neyle mutluysa onu yapsın zaten…

Haa şöyle de diyenler çok; benim elim yatkın değil, hiç kimsenin eli ilk yaptığı işte süper olamaz ki, zaten olması da imkansız… Herşey zaman ve yılmadan denemekle ilgili… Kimi 2. denemesinde kimi 10. denemesinde yakalar istediğini, tekrar tecrübeyi getirir yani.

Daha önce yazmıştım ama; Bundan yaklaşık 3 yıl önce annemler bizdeyken, internette bir peçete kenarı süsleme gördüm, hadi bunu yapalım dedim, Funda, ben, annem oturduk, elimizde iğne iplik, dikmeye başladık, ay annem bana nasıl sinirlendi, nasıl kızdı, o nasıl iğne tutmak diye, (hala da tutuşumu beğenmiyor ya neyse, şöyle serçe parmak hafif havalanacakmış) aklına geldikçe söylendi, yattığı yerden konuştu, Funda da kıs kıs güldü…  Neticede onlar belki iğneyi çok güzel tutuyorlar ama bir sürü mama önlüğü diken benim: )

Yıllar önce bir arkadaşım anlatmıştı, yanlış hatırlamıyorsam bunlar iki arkadaş ya lisedeyken ya da üniversitedeyken bir yere gitmişler (neresi olduğunu hatırlamıyorum) her yer baştan aşağı kitap dolu, yer gök kitap… Arkadaşı arkadaşıma demiş ki; bu odadaki kitapların hepsini okumak isterdim…
O gün okumaya başlasa belki şimdi o oda kadar olmasa da epey bir kitap okumuş olacaktı demişti arkadaşım bana. Belki çok basit bir hikaye ama nedense hiç unutmadım ben bunu.

Nereden nereye geldim… Haa bir de şu var; herşeyin bir zamanı… Bu konuyu da başka bir darlandığım zamana saklayayım…

Not: Bu yaptığım iş “english paper piecing” diye geçiyor, googleda ararsanız yığınla bilgi ve nasıl yapıldığına dair görsellere ulaşabilirsiniz. Eğer bir haftasonu fırsatım olursa ben de adım adım yapım aşamalarını fotoğraflar sizinle paylaşırım.

Mesela harika bir resimli tarif için buraya kesin bakın...


02/10/13 İlave ; 

Gelen yorumlardan sonra yazdıklarımı şöyle bir okudum da sanki anneme haksızlık ediyormuşum gibi hissettim; Aslında hepimiz belki annelerimizin bir ya da iki adım önündeyiz ama özümüzde onlarız. Ben eğer inatcıysam, yaptığım işler düzgün olsun diye kendimi yiyorsam bunun tek sebebi annemdir. Annemin düzensizliğe, dağınıklığa, uydurma işe, yapmış olmak için yapmaya tahammülü yoktur.  Evet belki aklım ermezken içerliyordum annemin o lafına ama büyüyünce anladım aslında beni takdir ettiğini. Yapmayı seçtiğim için benimle gurur duyduğunu.

İğneyi düzgün tutma olayına gelince; işte onu hiiiç takmıyorumJ Zaten bizimkiler bana ne zaman kızsa, ne zaman birileri benimle dalga geçse eğlenirim ben… Çünkü hedefe kitlendim mi gerisinin teferruat olduğunu biliyorum, neyi neden yaptığımı ya da yapmadığımı biliyorum…  yani kim ne demiş, kim ne düşünüyor pek takılmam, benim derdim hep kendimle, kendime hırslanırım ben. İstesem, amacım iğne tutmak olsa onun da hakkını veririm biliyorum ama bırak dalga geçsinler diye ses etmiyorum : )

Çok kendinden emin yazdım ama artık o kadar da olsun bu yaşta diye silmiyorum: )


. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  


My recently passion is this " english paper piecing". Full accordance with my personality, I love paper, colorful fabrics, measuring, cutting and detail...

This is my second trial, Firstly, I made a hexagon piecing pillow. I think it is an addictive...

You can find many tutorials, if you search on google as "english paper piecing".


I also talked about the fine line between making and deciding to do. I think, the most important thing is "decision". If you decide to do something it is already done.








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...