Haftasonu Kartı






Hem bizim ailenin hem de Türkiye’nin gündemi pek yoğun. Şu 2013 hayırlısıyla bir bitsin, 2014’e de kuş gibi hafiflemiş girelim istiyorum.  

Haftasonunuz keyif içinde geçsin…




I wish you have a wonderful weekend…








Bizden Haberler - Merry Christmas




Birkaç gündür kaçamak bakışlar dışında pek buralara uğrayamadım…

2014’e sağlıkla girelim diye paçamız tutuşmuşcasına doktor doktor koşuyor gibiyiz: )
Dün annem göz yaşı kanallarından küçük bir operasyon geçirdi, bende ise saçma sapan test sonuçları… Yani anlayacağınız, ameliyattı, kontoldü, testlerdi derken yılın son günlerini biraz koşuşturmalı geçiriyoruz ailecek… Aman bunlar sonuçta tedavisi olan hastalıklar, hem ailecek birlikte daha çok zaman geçirmiş oluyoruz muayene sırası beklerken: )

Kısacası biz iyiyiz, akşamları bol bol yiyip spor programı izliyor, gündüzleri de çat orada çat buradayı oynuyoruz…



Our parents have came to Istanbul for vacation and to be together while entering the new year.
But we have been dealing with minor health problems for a few days. My mum had an operation of lacrimal duct yesterday and I have some foolish test reports... 
These issues are not so important, we are together and happy.

Just I wanted to say hello and wish "Merry Christmas" to my friends...

Loves...












Haftasonu Kartı






Sevdiklerimizle beraber, sıcacık ve keyifli bir haftasonu olsun. 
Hep güzel olsun, iyi olsun… Olsun canım olsun,  yeter ki gönüller bir olsun…


I wish you have a cozy and pleasant weekend with loved ones.






Annem Beni Hırsız Sanıyor!



Bu eve ilk taşındığımızda hiç eşyamız yoktu, ee ne de olsa 50 m2’lik bir evden taşınmıştık. Yıllarca küçücük evde oturmanın verdiği eziklikle sanırım, şimdi o salon doldu da taştı bize yer kalmadı: )

Ayy bizim hakkımız değil mi, şöyle güzel bir sehpamız olsun, ayyy yıllarca hobi dolabı istedim hep içime attım, tam baş köşeye koymayayım mı yani, bilgisayar da burada olsun başka odada olunca oturamıyorum başına, koy masayı şöyle derken, fazladan küçücük bir tabureye bile yer kalmadı (tabureyi sen anladın Funda) : (


Bloglarda görüyorum  ağaçları, ışıl ışıl parlayan süslerini. Biliyorum özenti, biliyorum bizim olmayan bir gelenek… Ama kime ne ki, kim çıkartmış ki bizi - sizi, doğruyu - yanlışı diyorum sonra, esas olan, içinden ne geliyor, sonunda mutluluk, neşe, güzellik var mı!!! Eee tamam o zaman gerisi boş. Hem her gün haberleri izlerken yüzüm kızaracağına, içim yanacağına minik çamımı süslerim daha iyi.

İşte buradan yola çıkarak bu sene bu küçücük minicik, tam da evimize uygun ağacımızı süsledim nazik nazik. O kadar naif ki dalları. Umarım iyi bakabiliriz de seneye de görürsünüz büyümüş halini.



Bu arada Pazar günü fotoğraflarını çekiyorum ağacın, bir ara odadan çıktım babam eline almış hani şu fotoğrafta görünen ahşap  el modelini, buna para mı vermişler diyor,  annem de ; yok sanmam, biri sokağa bir manken  atmıştır bizimki de elini almıştır diye yorum yapıyor!!!!

Yani birinin sokağa manken atması ki artık nasıl bir manken hayal bile edemiyorum ve benim çöpten o mankeni görüp elini kopartıp almam, gidip bir kırtasiyeden ahşap el modeli istiyorum diyerek para verip almamdan daha normal geliyor bizimkilere..

Hayal gücü çok geniş bir ailenin üyesi olduğum için şükürler olsun…




Actually, you know, we don't celebrate Christmas in Turkey (of course generally).
But I love to see decorated Christmas trees around. It makes happy everyone like a child.
This is our tiny tree and I have decorated quite simple it just to feel these great season.

It is so delicate and pretty that hopefully It can survive at our home and I can share with you next year as more grown up.










Yoğur kızım hamuru geliyorum...



İntagramda gördüğüm kadarıyla Merry Makings Magazin için yaptığım projelerden  en çok bu hava ile kuruyan hamurlar sevildi. Doğrusu ben her daim elimin altında olmasını istiyorum bu malzemenin.  Bulamayanlar, ne diyerek alacaklarını bilmeyenler kırtasiyelerde DAS veya FIMO markası ile arayabilirler. Farklı renkte olanları da var, ben beyazını tercih ettim bu sefer…


Evet Merry Makings’de gördüğünüz bir başka paket süsleme fikri ve tag yapımı ile karşı karşıyayız sayın seyirciler; “Parıl Parıl mı, Pırıl Prırıl mı” postuna bakarsanız yine bu malzeme ile yapılmış örnekleri ve detaylı anlatımı da bulabilirsiniz.


Ben bu sefer hamuru yumuşatıp açtıktan sonra daire şeklinde kesmek istedim. Çünkü amacım şu gördüğünüz şirin Cath Kidston paket kağıdını kullanmaktı. 2 yıl önceki yılbaşında Londra’da yaşayan arkadaşım var ya hani onun getirdiği hediyeler sarılıydı bu paket kağıtlarına.
İstediğim desenleri düzgünce kesip çıkarttım ve hepsinin sığabileceği büyüklükte bir yuvarlak kase aramak için mutfağın yolunu tuttum.


Aslında metal kalıbım olsaydı çok daha düzgün yuvarlaklar çıkardı ortaya ama dert değil, kuruyup, bulaşık süngeri ile son düzeltmeleri yapınca hiç de fena durmuyor.
İstediğim kadar yuvarlağı hazırladım, kurumaya bıraktım, kuruduktan sonra süngerle pürüzleri giderdim ve üzerlerine daha önceden kestiğim desenleri yapıştırdım. Bunu isterseniz direk peçete aktarma yapıştırıcısı ile ya da herhangi bir kırtasiyede satılan beyaz tutkalı sulandırarak da yapabilirsiniz. Tek yapmanız gereken nazik olmak. Yapıştırıcıyı kağıt ya da peçete parçalarının üstüne paldır küldür sürerseniz, buruşur, kopar gider… Üzülürsünüz karışmam.


Güzelce sürdünüz, hiçbir hava kaparcığı kalmadı, bırakın kurusunlar. Sonra isterseniz üstüne bir kat vernik de sürebilirsiniz, tamamen size kalmış.

En zevklisi de paketlemek, uygun kurdela – ip seçmek, evirip çevirmek, sonra da sevmek…
Gönlüm istiyor ki herkeslere ellerimle hediyeler hazırlayayım, paketler yapayım, kartlar yazayım… Belki bahane!  ama yok yetişemiyorum işte, o bu şu derken bir liste yapıyorum, liste listelikten çıkıyor. Bu sefer başlıyor bende bir stres ! stres yaptıkça da içimden gelmiyor o listeye uymak, kafamda habire öteliyorum. Şimdi bizimkiler de geldi ya, akşamlarımı onlara adadım, onlar ne isterse onu yapıyorum. Geçen akşam sadece dizi seyrettik, dün akşam boyama yaptım, bu akşam Allah kerim…
İşte böyle…

Her açtığınız paketle yüzünüz gülsün !



I love gift tags... There are many many ideas on blogs and pinterest in these days... I would like to try every each one but I know that I should go to shopping buy many presents and find enough money for them: ) My list is very very long...

Anyway; Today, I have shared my another diy project from Merry Makings Magazine.



I think air dry dough is a perfect metarial for making diy projects and especially gift tags.
You can see my another gift tag project details this post.
As you see images, all your needs are so simple. You can use whatever you want as pattern. Napkins, parchment paper or some stickers...

I think,  the most enjoyable part is to select the wrapper and ribbon, adding the gift tag and love the results.
You will find all details relevant to this gift tag project page 12 - 13 of Merry Makings in English.




See you next projects...

Loves...













Bugün Bunu Sevdim - Season Mag


Dergi için fotoğrafa bir tık / link on the image 


Biraz önce karşıma çıktı bu dergi, tamam yine çoğumuz içinde neler anlatıldığını anlamayacağız ama seyirlik olsun, gözlerimiz şenlensin istedim. Hem GIOCHI DI CARTA bloğunun sahibi, severek ve hayranlıkla takip ettiğim Silvia’nın da harika bir yılbaşı kartı yapımı projesi var içinde.
Ben pek sevdim…

Hadi evde bekleyenler var, bizimkiler geldi ben kaçar…





I have came across with this pretty online magazine a little while ago and yes it is in Italian and maybe the most of us will not understand the words but I loved all ideas and images so much.

And also there is a great project from Silvia who is owner of GIOCHI DI CARTA blog. I'm a big fan of this amazingly talented lady.


Enjoy…







Haftasonu Kartı






Uyku düzenim tamamen allak bullak oldu, saat 2 den önce kolay kolay yatağın yolunu tutamıyorum, onca saat ne yaptığımı da ben de bilmiyorum, şu mu bu mu derken bir bakmışım saat almış başını gitmiş.
İş yerinde de durum pek farklı değil,  tempoyu kaçırdım bir o işe bakıyorum, bir diğerine.
Şu anda sanki işten çıkıp eve bir ışınlansam öylece koltuğa kıvrılıp uyuyuverecekmiş gibiyim. Belki de yaparım: )
Bir önceki posttaki yorumlara da bakamadım, zaten hep geç dönüyorum sorulara yorumlara, bunu da kendime dert ediyorum…
Ayy aman amma mızmızlandım. Uykusu gelmiş, huysuz çokcuklar gibi: )

Güzel bir  haftasonu olsun, neşeli olalım, gülelim, eğlenelim, dinlenelim, huzur dolalım.. İyi olsun yani…


NOT: Fotoğraf Merry Makings Dergisi için çekilmiştir.







P.S: The image was taken for Merry Makings Magazine







Nerede o eski pullu kartlar...





Balıkesir’de yılbaşı ve bayramlarda postahanenin önünde kartçılar dizilirdi. Tezgahlar dolusu kartlar, pullar, zarflar. Okuldan çıktığımızda onların önünden geçmeye can atardım.

Ama bir kitapçı vardı, pahalıcı. Ondaki kartlar bir başkaydı, hepsi pullu, güzel mi güzel. Onun vitrininden kolay kolay kopamazdım. Zaten de o kitapçı Balıkesir’in en güzel kitapçısıydı, tostçu Necdet’in arkasındaki pasajdaki hani. Öyle kalemler, öyle defterler getirirdi ki, kedinin ciğere baktığı gibi sulana sulana bakardık. Bir kart var mesela gözümün önünden hiç gitmeyen, yüzü harika bir oyuncak bebeğin fotoğrafı, kafasında kırmızı beresi var, saçlar bereden kıvrım kıvrım çıkmış, etraf pullu parıldıyor... Benim konuşan bebeğime benziyordu. bizimkiler İstanbul'dan almıştı bana boyumca bir bebek, gerçi onun saçlar sarıydı ama yüzü öyle güzeldi ki öpüp dururdum. Ben oyuncak bebekleri çok seviyorum yaaa...

Nereden nereye değil mi?? Eski hikayeler hep böyle… Şimdiki nesil çok mu şanslı, yoksa biz mi böylelikle mal kıymetini öğrendik bilemiyorum. Eskiden herşey değerliydi yani. Ay ninem gibi konuştum…



Neyse “Merry Makings” deki başka bir proje ile karşınızdayım, pullu kart yapmaca.

İnternette dolanırken gördüm bu eskileri hatırlatan kart fotoğraflarını, sonra renkli çıktılarını aldım bildiğiniz A4 dosya kağıdına. Kart için ince olur bu kağıt diye istediğim renklerdeki fon kartonlarının üzerlerine yapıştırdım. Simli, parıl parıl olmasını istediğim yerlere de yapıştırıcıyı sürüp, serptim simi gitti. Aslında sulandırılmış tutkal kullanacaktım ama kağıt ince olduğu için ıslanınca kabarmalar olabilir diye bu UHU  ya da Prit tarzı yapıştırıcıları kullandım. Sonra yavaşça pencereyi açtım ve fazlalıkları dışarıya üfledim.
Ama yok nafile, yine de etraf ve elin yüzün nasibini alıyor ve bir müddet  evin içinde  yüzündeki nişan makyajı ile dolaşıyorsun.




Fotoğraflarda kartların üzerindeki parıltılar pek belli olmamış gerçi ama inanın o eski havayı veriyor elinize aldığınızda.

Hadi siz de başlayın internette aramaya, google’a yaz “vintage christmas cards” sürüsüne bereket.

Araştırmacı gençlik istiyorum…




When I was a child, there were many card stands on the streets in these seasons and  my greatest pleasure used to walk around between these beatiful card stands.
We can not find something like these cute cards in the streets anymore.
But we are a lucky generation, we can find and do whatever we want through the internet.



For instance; my another project for "Merry Makings" is here, all steps have already displayed on the images. If you want to more detail in English, please check page 31of "Merry Makkings" Magazine.

I do not know, do I need to say? but you can find more vintage christmas card images thanks to google:)











Gülümse Postacı!





Bazen akşamları koltukta oturmuş elimde bir şeylerle uğraşırken bir bakıyorum masanın başına dikilmişim, etraf birbirine girmiş, dalmışım bir başka serüvene. O koltuktan ne zaman kalktım, hangi ara dur ben şimdi şu elimdekini bırakayım da şöyle şöyle bir şey yapayım dedim de yapma aşamasına geçtim çoğunlukla hatırlamıyorum bile.




Geçenlerde dikiş makinasının üstünde, üstünde derken baya baya, kumaşı koymuşum, ilk iğneyi de batırmışım kumaşa ama öyle bırakıp gitmişim. 2-3 gün o şekil kaldılar, sonra keyfim geldi de diktim bitirdim.

Aslında bu bendeki dalgınlık (alıklık desek daha doğru olacak aslında) hikayeleri ile ilgili bir kitap yazsam olur. O denli çok hikayem var yani. Geçenlerde mesela, işten çıkmadan 5-10 dakika önce camdam baktım yağmur yağıyordu. Aldım şemsiyeyi elime, işyerinin kapısından çıkar çıkmaz açtım, ağır ağır, kafada binbir düşünce eve kadar yürüdüm, tam şemsiyeyi kapattım ki kupkuru. Bir damla bile düşmemiş üstüne.  Mobese kameraları ile beni takip etmek isteseler hiç zorlanmayacaklar yani.

Bir keresinde de şemsiyenin sapını uzatmışım ama son hamleyi yapıp şemsiyeyi açmamışım öyle izci flaması gibi, taşıyorum şemsiyeyi, rap rap rap… Islanınca farkettim…


İşte aynı durum geçtiğimiz Cuma akşamı saat 22 civarlarında oldu, bir baktım kağıtlar çıkmış ortaya, zarf yapmaya başlamışım. İstediğim gibi bir kalıp çizene kadar epey bir deneme yaptım, sonra içime sinen kalıp ile kendi desenli kağıtlarımdan kestim de kestim. Baktım pek sevimli oldular, dur ben bunu blogda da paylaşayım da herkes birbirine böyle zarflarla kartlar göndersin postacılar da gülümsesin dedim.  



Fotoğraflarda da gördüğünüz gibi olay ortada, aşağıda tek tek linklerini verdiğim desenli kağıtların ve kalıbın printerdan çıktılarını alıyorsunuz, sonra kalıp yardımıyla kesme işlemini tamamlayıp dört bir yandan kıvırıyorsunuz. Önce dar iki yanı kıvırın, sonra alt taraf, en sonda oymalı üst tarafı. Dar kısımlara da yapıştırıcıyı sürün olsun bitsin.



Kartlarınıza güzel dileklerinizi yazdıktan sonra zarfı ister küçük stickerlarla ister desenli bantlarla, ister sade olarak kapatıp doğru postahaneye gidiyoruz.

Bu gün hava da ne güzeldi değil mi???

Desenli kağıtlar ve zarf kalıbı;

123456 -  zarf kalıbı

Daha önceki desenli kağıtlar için de buraya bakabilirsiniz.

NOT : Zarf içinde ve etrafta gördüğünüz kartların, illustrasyonların bir kısmı bana bir kısmı da Rebecca Jones’ aittir. Sadece gösterim amaçlı kullanılmıştır.


I'm a very pensive person. While I'm doing a handmade like sewing, painting or knitting and suddenly I realize that I'm dealing with another things and I don't even remember that when or how I decided to change my occupation. I constantly think something... diy ideas, post texts, to do list...
For instance, a few days ago, while I was preparing to go our of the office, I have looked at the window and it was rainy.
Before I left the office, opened my umbrella and when I got home I realized that it was bone dry!  So, along the way, there was no one other than me, walking around with umbrellas.

By the way, I have many many story regarding to my thoughtfulness. So, I can write a book which is called "Silly chickpea" :)




Let's talk about the subject;, I found myself suddenly making envelopes around 10:00 pm last Friday evening. Firstly, I drew an envelop template and then I cut it out using my patterned papers. You can find below, your all needs; patterned papers and template and of course you'll need a glue and nice Christmas cards...

Patterned Papers and Envelop Template;

123456 - envelop template


If you want more free printable papers, please look here!

P.S: The images and illustrations in the envelopes and all around, belongs to me and illustration artist Rebecca Jones. All images used are for illustrative purposes only.










İki Arada Bir Derede!




Bu gün için başka bir post hazırlamaktı planım ama iş yerine adımımı atar atmaz öyle beklenmedik  bir koşuşturma içinde buldum ki kendimi anlatamam. Taa yazki bir ihaleyle ilgili sorular, cevaplar, zamana karşı yarışmalar, amanın bir telaşe, bir gerginlik, bir stres sormayın gitsin.


Şu anda benim tarafımdan yapılacak işleri hallettim yurtdışından cevap bekliyorum. İşte tam da bu anı seviyorum ben;  görevini yapmış olmanın verdiği huzur, ama onca stresin yarattığı bir saftarozluk, boş boş etrafa bakınma, kolunu kıpırdatamama hali…

Beklediğim cevap gelene kadar, geçtiğimiz haftasonundan bir iki kare fotoğrafla  bir uğrayayım buralara dedim anlayacağınız. Cuma günü  her zamanki rutin kontroller sonucundaki kan tahlillerim elimde ve değerlerin bir çoğu yıldızlı olunca Cuma çiçeği alma olayını birazcık abarttım sanırım.  Eve bir kucak dolusu çiçek ile geldim. Cumartesi günü de hangibirini fotoğraflayacağımı şaşırdım ve yorgunluktan ters düştüm. Pazar günü ise yerimden bir tek kek yapmak için kalktım diyebilirim: ) Tüm günüm işte şu gördüğünüz koltukta kah dergi okuyarak, kah uyuklayarak, kah film izleyerek geçti. Yine olsa da yine yapsam…




Actually, I was planning to share with you another post but I did not have enough time to prepare it. Since I have came to office, began an unexpected rush regarding to a tender which submitted in summer. It was stressful and against time.

Now, I did my duty ( I like this feeling) and waiting their response. So I have a short time to spend time in here with my images from the last weekend.

I bought armful of flowers last Friday. After my rutin doctor control I saw that my some blood values were not good and I thougt that I deserved that lovely flowers: )

I took photos of that flowers all day Saturday, from morning until evening. On Sunday, I got up only to make cakes from the seat which you see. It was so relaxing to read magazine, watch film and a short nap.

I need same activities now: )








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...