Arada küçük bir mutluluk...


Herkes aynı durumda kimsenin içinden güle oynaya birşeyler yazmak, okumak gelmiyor. Sakince bekliyoruz zamanın geçmesini, zaman herşeyin ilacı ya sözde…

Deminden beri yazıp yazıp siliyorum. Bir bakıyorum mesaj vermeye kalkmışım, bir bakıyorum Reşat Nuri Gültekin kıvamında acıklı bir hikaye anlatmışım… Sonra hepsi saçma geliyor, biz bizi biliyoruz… Kısacası içimizdeki ateş küllenene kadar - ki bazıları hayatları boyunca yüreklerindeki korla yaşayacak – tadımız tuzumuz olmayacak…

Önümüzdeki hafta salıya kadar buralarda olamayacağım, o yüzden bu yazıyı bugün yazmak istedim. Stephanie’ye çok da geç olmadan teşekkür etmek amacım…


Ben kendi blogumu açmadan önce hiç blog takip etmiyordum, nasıl bir şey olduğunu bile bilmiyordum. Gmail hesabı alır gibi bir blog hesabı açtım, sonra üstünde oynamaya başladım, birşeyler yazdım,  birileri beni takip etmeye başladı, aa onlar ne yapıyor diye onların peşinden gittim ve karşıma kocaman bir dünya açıldı.

Stephanie’yi flickrdan buldum, atölyesinin fotoğrafları, rengarenk boyaları çok hoşuma gitmişti, bloğu ilk takibe aldığım bloglardan biridir. Kendisi Amerikalı, şu anda eşi ve dünya güzeli iki kızı ile birlikte Münih’de yaşıyor. Amerika’da sanat eğitimi almış sonra Almanya’ya gelmiş ve eşiyle tanışıp orada kalmış. Yaptıkları çok hoşuma gidiyor. Kullandığı renkler o kadar canlı ki…

Bloglar arasında gezinirken yurtdışında blog olayının çok büyük bir sektör olduğunu hepimiz görüyoruz. Tanınmış bloggerlar, fotoğrafçılar, ressamlar; kendilerini geliştirmek, eserlerini tanıtmak, bir çevre oluşturmak isteyenler için e-course adı altında internet üzerinden kurslar veriyorlar.



Ben bir sanatçı değilim, eserlerim yok ama Stephanie’nin bloğunda onun vereceği  Creative Courage” isimli bir e-course gördüğümde ben de dahil olmak istedim.
Bunun birkaç nedeni vardı;
Birinci nedeni; onun için ilk olması. Böylece  bu işin ticaretini yapan profesyonellerden daha samini bir kurs olacağını düşündüm.
Sonra merak… evet çok merak ettim nedir bu e-course dedikleri diye… Ne anlatılırki böyle bir kursda… Şimdi öğrendim ve çok hoşuma gitti.
Bir başka neden ingilizce… İngilizcemi geliştirmek için zorlayıcı bir neden olacaktı ki oldu da… İnsan merak ettiği, hoşlandığı şeyleri okuyup anlayabilmek için kendini nasıl da zorluyor…

Kısacası iyi ki dahil olmuşum bu kursa… Ama keşke işlerimin daha hafif olduğu döneme denk gelseydi diyorum.

Eğer bir ürününüz varsa, fotoğraflarınızı, el işlerinizi, resimlerinizi dünyaya tanıtmak, onlar üzerinden para kazanmak ve bu işi profesyonelce yapmak istiyorsanız bu tip kurslar gerçekten çok faydalı. Benim resmen başım döndü…

Neyse Geçen hafta Stephanie Venedik’teki Bienal’e katıldı ve oradan tüm kursiyerlerine kendine ait bu kartı gönderdi. Benim ki elime dün geçti. Bu küçücük kart beni o kadar mutlu etti ki anlatamam… Buradan teşekkür etmek istedim.

Stephanie’nin Etsy’de bir dükkanı var. Eserlerine oradan ulaşabilirsiniz, içlerinden birini seçmek gerçekten çok zor, hele benim gibi kararsız biri için… Dünkü kararım;  “Matisse’in Koltuğu”, şu aşağıda gördüğünüz. Ama şimdi tekrar hepsine baksam yine kararsız kalabilirim. Mesela şu “Cordobo” da çok canlı ve güzel… Bayramdan sonra birinde karar kılacağım inşallah…






Aşağıda Stephanie Levy’e ulaşabileceğiniz tüm linkleri bulabilirsiniz;





We are really very sorry because of the events in Turkey... For a while I could not read any blog or write new posts... But today, I would like to share with you a nice thing.

Yesterday, I recieved a card from Venice It has been sent by Stephanie. It is so nice and cute.
I am not an artist andI don't have any work of art, but when I saw a post about e-course on Stephanie blog, I wanted to be there.
There were a few reasons;
First of all This will be first experience for Stephanie, So it could be more sincere than another profesional e-courses.
Second reason is curiosity... This would be first also for me. I wanted to learn such an e-course could has been how a content? I liked it. It is really full informations, contacts and courage.
Another reason is my english. I want to improve my english and I thought that If I try to read my liked things, I can do this. I love to learn different cultures and arts. By this way if I can read and write the better in english I can learn more... In this point, Shephanie is perfect. If your English is not so good, you can understand everything which has written by Stephanie.

If you have a work of art, if you are a photographer or you have some handmade things, You should join this e-course.

Last week Stephanie was in Venice for the Venice Bienalle. She has sent this nice card to all her trainees. When I recieved this card I felt realy happy myself.

She has a shop on ETSY. You can find her all works in here. If you are an ambivalent person like me, it is very difficult to choose only one from these amazing works...

You can find all contact informations about Stephanie Levy in below ;







...



Geçen haftaki şehitler ve dünkü deprem.. Ne yazacağımı da bilmiyorum, gerçekten çok üzgünüm. Biliyorum birkaç güne hayat yine normale dönecek, ateş sadece düştüğü yeri yakacak, bu acıları çekenlerin hayatları bir daha eskisi gibi olmayacak…
Herkese sabır ve baş sağlığı diliyorum…

This week has brought disaster to Turkey. Last week, PKK terrorists killed over 24 soldiers and injured 18 in just two attacks in the east. Flags have been hung from many buildings in mourning. Many were outraged and saddened. And yesterday, a large earthquake a poor eastern region with casualties increasing as rescue efforts grow.
We are really sorry.





Yiyorum ama amacım var..



Ne yani çocuğum yok diye şu bebek mamalarının tadına bakamayacak mıyım, dedim ve gittim 3 kavanoz aldım… Ben ideal bir tüketiciyim, bir ürünü alla pulla rafa koy ben alırım. Hiç ihtiyacım bile olmasa bir müddet başında dönerim, giderim gelirim, ne yapacağımı bilmesem de, ya da ne bileyim tadını hiç sevmesem de alıveririm. 
Ne zamandır markete her gittiğimde bu bebek mamalarının başında bir müddet oyalanıyordum, alıcam ama bir bahane bulmam gerek, kendime bile olsa…  Sonra bir gün aklıma geldi, bu kavanozlar düğmelerimi koymak için tam ideal boyutta…  Hem bir taşla iki kuş, hayatımda hiç çocuk maması yemedim demiyeceğim, hem de düğmelerim şirin kavanozlarda keyif sürecekler..
Hatta yakında bunların kapaklarını kumaş ile kaplamayı planlıyorum, şimdi elimde ona uygun bir yapıştırıcı yoktu yapamadım... Yapayım onu da ayrı bir post olarak yayınlarım artık…



Aldım getirdim marketten bir güzel tabağa koydum. Çocuk bunun bir kavanozunu yerse ben bir oturuşta 3 tane yerim diye düşündüm, ama yoook yiyemedim, nasıl doyurucu bir şeymiş onlar öyle…  Tabii ki yapay bir tat var, doğal olanını tercih ederim, ama sanırım anneler için büyük kurtarıcı bu küçük kavanozlar… Bizim evde cam bir rende vardı, annem ben doğunca almış. Onunla meyva rendelermiş her gün bana, sonra da kardeşime… ama neticede banaJ


Ben hiç anne sütü emmemişim o yüzden devamlı nazlı, hastalıklı, her daim popüler bir rahatsızlığı olan bir tip olup çıkmışım.  Kardeşimse zor bırakmış anne sütünü, o yüzdendir ki maşallah pehlivan gibidirJ  Hiç abur cubur yemez, prensip sahibidir, şunu yerim bunu yemem der…

Ben hayatta hiçbir zaman öyle net olamadım, hep ne kaçırdığımı düşündüğüm için karar aşamalarında muallakta kalmışımdır. Herşeyi denemek isterim, merak ederim, hani yani şu bebek mamalarını denemesem ne kaybedecektim mesela…  ama yoook konusu gelir bir gün ben de ahkam keserim;  “yedim yapay bir tadı var, muzlu tercihim, yulaflı tatsız tuzsuz.. “ gibilerinden…




Ben mamayı (yaa mama diyip duruyorum bu mama mı??? ) yerken kardeşimde yüzünü ekşite ekşite fotoğraflarımı çekti, bense pür neşe içinde yalana yalana yedim…





Bu arada geçmiş olsun mesajlarınız için hepinize teker teker teşekkür ederim. Haftasonu hiiiç evden çıkmadım, bilgisayarı bile açmadım. Eve giderken aldığım çiçeklerin yanında kardeşim de eve bir demet çiçekle gelince habire fotoğraf çektim, yıllar yıllar sonra ilk kez sulu boya ile resim yaptım, kestim yapıştırdım…
Şu Cumartesi gününden en az 3 tane olmalıydı bence.. Anlamıyorum insanoğlunun kendi kendine yaptığı bu eziyeti…



I don't have any children, I thought that during all my life I will not know taste of the baby foods. Their jars are so cute and last week I bought 3 jars baby food. My aim was that find a cute jar for my buttons...  
 
I am a good consumer. I can buy all unnecessary things from market if it has nice package. When I saw a cute thing I start to turn around it and  try to find an excuse to buy it.
I thought that if a baby can eat a jar, I should eat 3 jars but it is very filling… While I was eating them my little sister grimaced and took my photos.

I am planning to cover lid of these jars with nice fabrics if I can do this I will share you again.

Anyway, last weekend I was at home but I was happy, I did not open my computer and only I tried to make some watercolor paintings.. I think, Saturday should have at least 3 days:) 



Haftasonu Kartı





En azından genzimdeki yanma geçti, ama kıvrılıp bir köşede uyuklama isteği hala devam ediyor, halsizim yani. Ama yarına muhtemelen iyi olacağım. Evde sakin sakin oturmayı planlıyorum… Böyle diyince kesin birşeyler çıkar ama neyse….  
Herkese sağlıklı, bol C vitaminli, huzurlu bir haftasonu diliyorum….

At least my nasal is fine now, but still continues to drowsiness and I want to lie as curl up in a corner of my home. I feel myself sluggish.   But tomorrow I will be probably the best.
I plan to sit serenely at home all day .

I wish everyone healthy,  plenty of vitamin C,  a peaceful weekend.




Ben bu evde grip de olurum...



Bu güzel ev Kelly Rae Roberts’a ait. Her bir köşesi  çok hoşuma gitti.  Zaten fotoğrafları görür görmez vuruldum, çok  parlak ve inanılmaz net…
Mutfağın genişliği, ferahlığı, yemyeşil bir bahçeye bakıyor olması, sonra yatak odasının sadeliği, duvarların rengi… Şu gripli ve işden başıma kaldıramadığım yorucu günde bana ne güzel hayaller kurdurdu…
Geçen gün oohh hiç grip olmuyorum diyerek kendime bir güzel nazar değdirdim. Benim grip olayım da çok pistir. Kendimi bildim bileli bronşit hastasıyım, kronik bronşitim var yani, en ufak bir üşütme aylarca sürecek bronşite dönüşüverir.  Bronşitin kitabını yazabilirim. O derece hakimin konuya, gerçi benim gibi olanına da pek rastlamadım…  Şimdi habire su içiyorum, çünkü en iyi ilacı bu…
Neyse umarım bronşite çevirmeden atlatabilirim…  O yüzdendir ki pek bir keyifsiz, halsiz, suratsız, mızmız yani kısacası muşmula gibiyim… Şimdi evde olup sulu boya ile kuşlar boyamak ne güzel olurdu…
Konuyu dağıtmayalım; Kelly Rae Robert ‘ın eserlerini görür görmez aklıma Modigliani’nin kadınları geldi. Kullandığı renk tonları da oldukça benzer. Modigliani’nin eserlerindeki koyu yeşil ve bordoyu başka hiçbiryerde sevmemişimdir orada sevdiğim kadar…
Web sayfası oldukça zengin içeriğe sahip, ilgisi olanlar bence bir göz atsın…
Ayyy gözlerimden ateş çıkıyor….











 
 





The owner of this beautiful home is Kelly Rae Roberts. I loved each corners of this nice home.  All images are very bright and and incredibly clear ...
The kitchen, spaciousness, to be look at a lush garden, then the simplicity of the bedroom, and the color of the walls ... I am flu and very busy at the office today but when I saw this images I started to dream away…
Kelly Rae Robert 's works reminded me of Modigliani's women . They had used very similar shades of color. I  like the dark green and bordeaux only in the Modigliani's works...
 Her web page with content that is very rich, take a look at if you like



Bugün Bunu Sevdim - Tommy Kane



Danny Gregory tarafından yapılan bu kısa film sanatçı Tommy Kane'nin bir çiziminin adım adım hikayesi... Bu tarz filmler her zaman çok hoşuma gidiyor, sanatçıların nelerden esinlendiği, karşısında gördüğü bir şeyi kağıda nasıl aktardığı, nasıl çalıştığı, çalışma odası.. hepsi hepsi benim için bir merak kaynağıdır. İşte bu yüzdendir ki sevdim ben bu videoyu..







This short film made ​​by Danny Gregory. This video is a story about step-by-step drawing made by Tommy Kane.
The genre things is always going to like so much. It has always been a source of wonder for me .  inspiration of a artist. how does He/She transferred a thing on the paper, how does she/he works, how is the workshop....  That's why I liked this video ..




Buraya da Sonbahar Geldi...



Baktım sonbaharın gelmesiyle herkesin bloğunda kurumuş yapraklar boy göstermeye başladı. Benim neyim eksik dedim… Zaten kafa önde hızlı hızlı yürüyen ben, bu sefere yine kafa önde ama hop aşağıya, hop yukarıya yaprak toplaya toplaya yol almaya başladım. Ev ile iş arasında da bir park olduğundan bu bana iyi de idman oldu. O kadar çok yaprak toplamışım ki, evde küçük bir ağaç yapabilirdim. Bana kalsa yapardım da bizim kardeş pek sıcak bakmazdı bu konuya…

Zaten dün bana da hafifden afakanlar basmaya başladı, ev sanki yine homur homur homurdanıyor, ıncık, gıcık her tarafı doldurduk, ee şimdilerde gün olur devran döner, bir gün ihtiyacım olur diye, çer-çöp ne varsa toplar oldum. Elime bir şey geçiyor dört dönüyorum etrafta bunu nereye koysam diye.
Bizim ailecek en sevmediğimiz şey de çemecelerin dağınıklığıdır. Ev toz içinde olsun, camlar, perdeler kirli olsun tamam tahamül edebiliriz ama çekmece içleri dağınıksa, neyin nerede olduğunu bilmiyorsak, bir huzursuzluk başlar bizde…
Yakın bir zamanda, büyük ihtimalle kışlıkları çıkartma töreninde bir ferahlama yaşamayı umut ediyorum…



 
Haftasonları genelde gece 12’den sonra film seyretmeye başlıyoruz, ard arda 2 film birden seyrediyoruz çoğunlukla, tabi eğer film sarmazsa anında gözler kapanıyor… Son zamanlarda şöyle zevkle, çoşarak seyrettiğimiz bir film çıkmadı karşımıza.. Bazen öyle saçma filmler seyrediyoruz ki dehşete düşüyoruz, bu senaryo bu oyuncuya verilmiş, kadın/adam okumuş, beğenmiş ve tamam demiş… inanılır gibi değil… Ama bu haftasonu seyrettiğimiz iki film de hoşumuza gitti, tamam mütiş, harika, mutlaka seyredilmeli falan demiyorum ama diğerlerinden açık ara iyiydi. Her zaman Fransız ve İtalyan filmlerini  Amerikan filmlerinden çok daha fazla severdim bu ikisiyle kendime tekrar bunu kanıtladım; Birincisi “Little White Lies”, diğeri  The Ages of Love”… Her iki filmdeki samimiyet, küfürlü konuşmaların olmaması, görüntülerin hoşluğu, müzikler, oyuncular, mekanlar çok güzeldi…  Kısacası biz sevdik, aynı anda seyrettiğimiz;  “Horrible Bosses” ve “Flypaper” kesinlikle zaman kaybıydı…
Yaprakdan başlayıp, film eleştirisi yazmaya nasıl geldim anlamadım…



Neyse işte, beyaz zeminde fotoğraf çekme çalışmalarım bu yapraklar. Evdeki sprey verniği Altınoluk’a götürmeseydik, bu yaprakların üstüne sıkıp hoş bir görüntü elde edebilirdim ama olmadı...
Haa bir de yok o kadar yaratıcı değilim bu "LOVE" yazma fikrini ETSY’de görmüştüm. Yaprakların fotoğraflarını çekmeye başladığım anda gözümün önüne geldiler hemen beyaz kalemle yapıverdim.. Sonunda o kalemi de kullanmış olmanın verdiği mutlulukla çekimlere kaldığımız yerden devam ettik…



For a last month I saw dried leaves on almost every blog... I thought that I should also share a few leaves:)

I am trying to learn some photography technics. It is difficult to take something on the white background. I don't know any clue, trick,  knowledge about this subject, I am just  trying..   trying..   trying... 
I  saw a photo on newivystyle shop where is on ETYS. She is very inspiring and so pleasurable. I know that I have to work so much to take photo like her...



Benim de şansım döndü...




Şans oyunlarında hiç şansım yoktur. Daha doğrusu hampadan bir şey kazanma benim hayatımda yaşanmış bir şey değildir. İlla tırmalıyacağım. : ) Bizim evin şanslısı kardeşimdir. Küçücüktü Hürriyet gazetesinin bir bulmacasından mutfak masası ve 4 sandalye kazanmıştı, hala yazlıkta üst katta kullanıyoruz, taş gibi maşallah. Sonra hayal meyal hatırlıyorum, saç kurutma makinası ve kızma birader denilen bir oyun kazanmıştı… Milli piyango alalım ona hep amorti çıkar ben yine elleri boş kalırım…

Amaaa ne zaman günlük burcumu okusam, ne zaman falım sakızı çiğnesem bana hep para, servet çıkar. Onu da şöyle yorumluyoruz… Bunlar hep beraber beni bellemişler… Bakıyorlar piyasa hareketsiz “dur sen biz şu Ayda’ya sana para çıkacak diyelim, o sazan da atlasın, nasıl olsa bana para gelecek diye, kendini alışverişe versin.. Ekonomiye can gelsin…” Tabiii gelen giden yok.. ben harcadığımla kalırım bir ümit birgün bana da çıkabilir diye : )




28.Eylül akşamı şansım döndü benim… Demet’i çoğunuz tanıyorsunuzdur sanırım. Tanımayanlar bloğuna bir kez göz attı mı onun maceralarını, yaptıklarını merak etmeden duramazlar.. O kadar tatlı dilli, o kadar becerikli ki bayılıyorum ona…
Habire birşeyler üretiyor, hiç boş durmuyor, yaptıkça çoşuyor sanki, yazılarından mutluluğunu hissedersiniz zaten…

Birkaç hafta önce bloğunda sordu “Renginizi Nasıl Alırdınız” diye. Ben hemen atladım hiç düşünmeden; MAVİ… Diğerleride turuncu hariç hangi renk varsa yazmış… Demet’imin amacı Turuncu diyen birine bu takı askılığını hediye etmekmişJ Ama hüsran… Aslında siz okuyun çok güzel anlatmış…

Yani kısacası; işte ben bu cici takı askısını kazandım… Hem de kura sonucu.. Yani tamamen şansım yaver gitti : )





Geçen hafta paketim geldi. Öyle özenilmiş öyle güzel bir paket yapmış ki. Benim hediyemin yanında kardeşimi bile unutmamış, ona da bu sevimli iğneyi göndermiş. Hatta hatta yedek inci boncuklardan ve birazda dantel koymuş, ne olur ne olmaz diye…
Paketim gelince aradım teşekkür için. Sanırım nefes almadan konuştum, kardeşim diğer odada ütü yapıyordu, oradan bağırdı yeter, kızcağıza da fırsat ver diye: )

Haftaiçi çalıştığım için ancak dün çekebildim fotoğraflarını. Bizim küçük bir giyinme odamız var orada aynanın yanına astık ama dün hava çok karanlık olduğu ve o odanın da ışığı iyi olmadığı için salonda bir iki atraksiyon yaparak fotoğrafladım.  Gerçekten hem çok kullanışlı, hem de çok şık.

Buradan Demet’e tekrar tekrar teşekkür ediyorum, hem bu güzel hediyesi hem de şansımı döndürdüğü için…

Herkese iyi haftalar…



This is the first time to win a thing from somewhere for me. I am really happy, last week I won this cute earring hanger (or accessories hanger) from a sweet blog as known "Demetoloji". She is realy talented. I love her posts and handmade.
Again to again Thank you very much Demet....

Have a nice week...


Not; Sanırım bu haftam da geçtiğimiz haftalar gibi oldukça yoğun geçecek. Her ne kadar yorum bırakamasam da fırsat buldukça bloglarınıza uğruyorum, uğruyacağım… En kısa zamanda umarım telafi ederim…


P.S.; This week I will be very bussy again. Because of this I will read your post at odd moments…


Bugün de bunu sevdim - ELMA







Resmen şu anda başım dönüyor… Yok acilen bana ya piyango çıkmalı ya da bana bakacak birini bulmalıyım. Araya soğukluk girince tekrar aynı yoğun tempoda çalışmayı kaldıramadı bünyem… Bir de sinirli oldum ben.. Eskiden ensesine vur lokmasını al tarzında mülayim biriyken şimdilerde tahamülsüz, gözü dönmüş bir şey oldum çıktım.. Yok bu iş hayatı beni bozmaya başladı...

Geçenlerde gördüm bu fotoğrafları taslak olarak kaydetmiştim, şu anda bir yarım saat ara verdik toplantıya, fırsat bu fırsat diyerek sizinle de paylaşayım bu güzelliği istedim.
Hayal gücü, heves ve zevkli bir sunum birleşince ne güzel şeyler çıkıyor ortaya…
Kısacası ben sevdim bu elmaları, siz de seversiniz diye düşündüm…




Nowadays I am working so hard as you know and now I feel myself very tired and exhausted. I think I should win a lotary or find a person who support me:)
In the past I was a sweet-tempered,  smooth person but now I returned a impatient and nervous person. I hate this.
Anyway, I am still at the office and I have only half hour before join a new meeting and I wanted to share with you these nice apples.
Imagination, enthusiasm, and combined with a tasteful presentation ... what good things may emerge...
In short, I liked the apples, I thought you love ...




Bugün Bunu Sevdim - Gatherings Magazin






Acil bir teklif dosyası hazırlamam gerek ama arada hemen sizinle şu harika dergiyi paylaşmak istedim. Her sayfası ayrı bir güzellik.
Dergiye konuk olan fotoğrafların çoğunun ilk bakışta kimin evine ait olduklarını kendi kendime söylemeye başladıkça hafiften korkmaya başladım. Sanırım şu göz hafızası denilen şey bende biraz abarttı şu son 4-5 ayda…
Öyleki birkaç sayıdır Evim ve Alldecor dergilerinde gördüğüm fotoğraflardan bazılarının kime ait olduklarını şıpadanak söyleyebiliyor pozisyonuna bile geldimJ Hatta dergilere telefon açıp, kullandıkları fotoğraflarda kaynak belirtmedikleri için onları uyarmayı bile düşündümJ
Bakın şu fotoğraf şu blog sahibinin evinin fotoğrafı…
Ya şu;  ünlü bir dekoratörün evi.  Hatta blog aleminin duayeni… Görse evinin fotoğraflarını kaynak belirtilmeden orada kullanıldığını…
Pek iyi olmaz sanırımJ  gibilerinden…

Neyse işte ben işimim başına döneyim siz de keyifle derginin sayfalarını çevirin…






When I saw the new issue of Gatherings is here, all 120 delicious pages I loved it so much. Each page separately, a source of inspiration ...
You can find there a lot of talented bloggers and artists.
I guess I'll look again and again.

But now, I have to prepare an offer file for our customer when you are looking this wonderful magazine…



Fırıldak Raziye


Bu basit şeyleri sadece fotoğraflarını çekebilmek için yapıyorum çoğunlukla. Çünkü görüldüğü üzre biz öyle fazla evden çıkmayı seven tipler değiliz. Aslında bloglarda sizlerin gittiği, gördüğü yerleri ve yaptıklarını okudukça o kadar özeniyorum ki.. En yakın zamanda ben de gideceğim, kesin yapacağım diyorum kendi kendime...  Ama hafta içi deli gibi çalışıp, herşeyi son 2 güne bırakırsan ne yapacağını şaşırırsın durumu oluyor bizde de… Öyle mi yapsak, oraya mı gitsek derken birden amannn gel evimizde oynayalım diyip kalıyoruz kaldığımız yerde…



Hani bir ara bahsettiğim gibi uzun uzun yıllar küçücük bir evde yaşadıktan sonra bu evde ne yapacağımızı da şaşırıyoruz sanırım. Eski evimizde pek durmak istemezdik, o yüzden daha çok gezerdik, ama bu evden çıkasımız gelmiyor, yılların acısını çıkartıyoruz sanırım. Haaa şunu da söyliyeyim o evimizi de çok seviyorduk o ayrı…

Neyse işte geçenlerde ya bloglar arasında ya da ETSY’de gezerken gördüm bu fırıldakları. Elimde iki tarafıda desenli kağıt olmadığından yine atlastan yaptım. Bu ilk denememJ  yani öyle fırıl fırıl dönmüyor. Döneninden de yapacağım. Düşündüm taşındım malzemeleri belirledim kafamda… Evin içinde fotoğrafını çekecek şey bulamadığımda yapar sizinle paylaşırım yineJ)


Bu hafta yine çok yoğunum. Ne güzeldi nazar değdirdim işime… Yıllarca deli gibi çalıştım, hep işten geç çıktım, hep koşuşturdum… Sonra birden bire hiç olmadığı kadar yavaşladı işler, ben de fırsattan istifade rahat rahat ilgilendim blog mevzunla… Ama şimdilerde hafiften eski temposuna dönmeye başladı…
Sabahları ofisde akşamları evde deli gibi çalışacağım demek ki… Yapacak bişey yok…

Hepinize muhteşem bir hafta diliyorum…



Sometimes, I make these simple things for only taking their photos.
We are usualy at our home and I can not find something every time for taking photo.
When I read your blogs I see that you are going somewhere, doing  something.
That time  I say to myself that I should do or go like them . But I am working very hard all week and I want to do a lot of things only in 2 days and I can not decide. So We are again at home:)

Actually I am happy at home. I can read a book, watch the fim, painting, some handmade, cook something.... 

Anyway, I saw these pinwheels on blogs or ETSY, I don't remember. Already it is very simple. I don't have double patterned paper so I made it from atlas. But maybe you can not spin it so easy. This is my first trial:) I thought, how can I make a spining pinwheel?? Now, I know.
When I will not find a something for taking photo at home. I will make a pinwheel and this time it will be spining.

Happy Monday...





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...